Bölüm 1: Yeni bir yol…
“Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıyken, hayal gücü tüm dünyayı kapsar.” Bundan yaklaşık 4 yıl önce Metastore Projemizi ilk sunduğumuzda Albert Einstein’ın bu sözleriyle geleceğe bir virgül koymuştuk. Bugün aynı ekip çok daha büyük bir aileye dönüşmüş halde, çok daha belirgin bir yolu yine hayal güçlerinin ışığında yürümeye devam ediyor. Yürümek belki sadece bir eylem ancak yürünen yolda gelişimi de gözlemleyebilmek cebimizdeki haritaları adete bir kenara bırakmak, çantanızın derinlerinde unutmak gibi bir şey. Oruç Aruoba, Yürüme kitabında şöyle der; “Kendi yolunu bulamayan, bütün yolları boşuna yürür.” VDP projesinde ekibin önce kendi yolunu bulması projenin sürekliliği açısından büyük önem arz ediyordu. Metastore’dan beri geçen sürede inandıkları şeyi gerçeğe dönüştürebilme potansiyeline kavuşturabileceklerini gözlemlemiş ve kişisel gelişimlerinin yanında sadece davranışsal açıdan aile olarak hareket edebilmenin ortak bilinci kazanılmamış aynı zamanda teknik anlamda da birer kaşif olmanın başarıyı nasıl tetiklediğini de deneyimlemişlerdi. Bu yolda elbet bir de direksiyonu şeritlerin içinde tutmakla mükellef ancak belirli aşamalarda şeridin sadece algısal bir tabu olduğunun da farkında olan ve ekibe yeri geldiğinde güvenli esnekliği sağlayabilecek bir yol arkadaşına daha ihtiyaç vardı. İşte o noktada P.O. olarak Sn. Serap Gür hayatımıza girdi ve VDP projesi resmi macerasına başlamış oldu.
Bölüm 2: Danışılmayanların Danışmanı
Metastore projesinde ekibin proje içindeki rolünü pozisyon bazlı adreslerken işin içinden çıkamadığımız noktalardan biri benim hangi pozisyonda bu projede yer aldığıma dair bir yön bulamayışımızdı. Bir sahne ya da oyun tasarımcısı değildim. UI ya da UX tasarımcısı da değildim. Dışarıdan bakıldığında sadece fikirleri olan biriydim. Ekibin yaptığı işin yanında benim ne yaptığımı anlamlandırabilmek belki ekip için önemli değildi ancak kendimi ikna etme yolunda önemli bir adımdı. Bulduğumu anlamam için önce ne aradığımı bilmem gerekiyordu. Günün sonunda projede ismim Sanat Yönetmeni olarak geçti. O gün etiketlerin önemsizliğini ve “En iyi bildiğimiz yanlarımızın, hiç beklemediğimiz biçimlerde gerçekleştiğini” anlamış oldum.
VDP projesi için neden bu kadar Metastore sürecini anlatıyorsun diyebilirsiniz. Çünkü Metastore Projesi, VDP’yi hayata geçirebilecek kararlılığa ve kabiliyete vakıf olduğumuzu gösterebilmek adına büyük önem arz ediyordu ve yukarıda da bahsettiğim gibi kendimizi keşfetme sürecinin de bir parçasıydı. Geleceğe daha sağlam bir temelle ulaşabilmek için saatlerimizi zamanın gerisine almamız gerekiyordu. Böylece geleceği bugüne çekerek; günü, dünde unuttuğumuzun farkında olmalı ve anı tüm değişkenlere uyumlandırabilmeliydik. Bu sefer beni çok da farklı olmayan yeni bir görev bekliyordu. VDP Projesinin danışmanlığı için arka koltuktaki yerimi almıştım. Sırtımı yasladığım koltuğun arkasındaysa bagajlarımız vardı. Bavullarca birikim, benzer nitelikli işler, farklı programlardan örnekler, yaşanmışlıklar, eski pozisyonlarımın beni asla terk etmeyen öğretileri. Ekibin aslında bana bir şey danışmasına ihtiyacı yoktu. Her şey bagajlarında hazırdı zaten. Bu sebeple ilk hazırlığımız danışılmaması gereken süreçlerde mutabık kalmak oldu ve ürünün ara yüz tasarımı ve kullanıcı deneyimi aşamasında neleri yapmamamız gerektiğiyle yola koyulduk. Basiti yapabilmenin zorluğunu yenmek adına kavramlarda “yeniden” fikri üstüne yoğunlaştık.
Bölüm 3: “Yeniden” Disiplini
- Yeniden Düşün: Bir Görsel Düzenleme ve Planlama Aracını sanal ortamda yorumlayabilmek adına öncelikle bu süreçlerin fiili aşamalarına baktık. Ardından sanal gerçeklikteki karşılıklarını bulmaya odaklandık. Yapılacak bir işi, sadece klavye Mouse kullanarak nasıl uygulanacak bir hamleye dönüştürmek için kutu dışına çıkmamız gereken alanları yeniden düşündük ve mimarisine karar verdik.
- Yeniden Azalt: İnsanın ilk tespit edilen acısı, yapamayacağına inandığı şeylere olan korkusu olmuştur. İlkel beynimizin gün içerisinde %90 üstünde verdiği kararlar aslında bu acı noktalarının sonuçlarıdır. Bir mağara adamı olduğunuzu düşünelim ve mağaranızdan çıktığınızda karşınızda size doğru ağzını açmış kocaman bir dinozor olsun. Sadece 3 tane karar verme yetisi ile hareket edeceksinizdir. Bunlardan ilki; ben onu yiyebilir miyim? (yahut yenebilir miyim?), ikincisi o beni yiyebilir mi? ve son olarak da çiftleşebilir miyiz? Şimdilik üçüncü seçeneği bir kenara ayırırsak kalan 2 seçenek ile yaşadığımız korkuyu pek çok farklı şekilde deneyimlemişizdir. Mesela ilk araba sürme deneyiminiz, ilk bisiklete binişiniz, bir dili ilk defa öğrenmeye gösterdiğiniz çaba ya da bir programı öğrenirken ben bunu yapamayacağım endişesi. Aşağıda göreceğiniz şemayı tüm eğitim ve öğretim süreçlerinden edindiğim deneyimlere göre yorumladım.

- Dikkatinizi çektiyse kopma noktası bir başka değişle vazgeçiş kararı sizin sıfır noktasında olduğunuzu göstermiyor. Yani hala o hevesli başlangıcınızdan daha çok bilgiye sahipsiniz. Tek farkına varmanız gereken sizi o noktaya indiren sebeplerin sadece sizin başınıza gelmiyor olacak olması. Yani bu durumu deneyimleyen sadece siz değilsiniz. Eğer bunun bilinciyle yola koyulmayı tekrar denerseniz, öğrendiklerinizi pratiğe döktükçe o kadar korkulacak bir şey olmadığını göreceksinizdir.
VDP Programının kullanıcı ara yüzünü tasarlarken dikkat ettiğimiz en önemli konu kullanıcıyı bu kopma noktasıyla karşı karşıya getirmeden daha kısa sürede performansını nasıl arttırabileceğimize dair fikir çalışmaları oldu. Program pek çok yetkinlik için çok fazla menü ve sekmeye sahip olmamalıydı aynı zamanda kullanıcıyı yormamalı ve kullanıcının menüler arasında kaybolmasına da sebebiyet vermemeliydi. Bu sebeple arayüze eklediğimiz her yeteneği yeniden azalt metoduyla tekrar ve tekrar yorumladık. Bütün bu yetenekleri sadece 4 yerleşim şemasıyla yapabileceğimizi gördük. Dokümantasyon menüsü için klasik bilgisayar öğretilerini koruduk. Gözün soldan okuyacağını düşünerek sahneye eklenecek her bir obje için sol tarafta bir dizilim şeması oluşturduk, analiz edilecek her bir yetkinliği de sağ üste yerleştirdik. Son olarak da aynı alanda kullanıcıyı daha az rahatsız edici boyutlarda navigasyon menüsüne yer verdik. Böylece kullanıcı belirli bir deneyimden sonra yapmak istediği işlemler için refleks davranışlar göstermeye ve programı kolayca içselleştirmeye başladı. Topladığımız tüm deneyim geri bildirimlerinde programın kullanım kolaylığının beklentiyi karşılar nitelikte olduğunu gördük. Bu alanda büyük emeği geçen Sn. Damla Sadı ve Sn. Fatih Emre Kurşun’a teşekkür babında ek bir parantez açmak isterim. Tekrar ellerinize sağlık.
- Yeniden Kullan: VDP Programının bir diğer içgörüsü de programın tek bir görev özelinde konumlandırılmasından ziyade, sürece baktığımızda birbiriyle organik ilişkide olan input ve output adımlarında da mevcutta işleyen süreci yalınlaştıracak, kolaylık sağlayacak ve programı zorunluluktan çıkartarak, kullanıcı için ihtiyaçları daha kısa sürede karşılayacak bir alternatife dönüştürebilmekti. Bu sebeple farklı iş süreçlerine atıfta bulunabilecek, farklı termin ve ihtiyaçlara yönelik geliştirici modüller üstünde de çalıştık. Mevcutta kullanılan metotlara yenilikçi bakış açıları getirerek; deneyimi görselleştirerek, sanal ortamda yeni yöntemlerle ürün modelleme, koleksiyon oluşturma ve müşteri iletişimine dair grafik brief formu oluşturabilme yetenekleri gibi farklı süreçlere dair özellikleri de VDP’ye kazandırdık.
- Yeniden Dönüştür: VDP programı kendi içinden birden fazla modül ile çalışan bir yapıda kurgulandı. Bu modüller rol bazlı adreslendi. Bir yap bozun tüm parçalarını kendi içlerinde çalışabilir hale getirdiğimizde bu modüllerin bütüne anlam katması için lazım olanlar doğru optimizasyon ve entegrasyon gerekliliğiydi. Unreal Engine alt yapısıyla kurguladığımız VDP’nin bütüne hizmet etme yolundaki tüm parçalarının rol bazlı çalışabilmesi aynı zamanda farklı ihtiyaçlara göre konfigüre edilmiş donanımlara da uyum sağlayabilmesi gerekiyordu. Bu sebeple farklı kullanıcılarda ürünün görsel kalitesinden ve programın yetkinliklerinden ödün vermeden sürekli bir dönüşüm eforuna ihtiyaç duyulmaktaydı. Grafik ayarlarından, sahne içerisinden çıkartılacak fotoğraf işleme prosesine kadar kullanıcıların beklentilerinin optimum seviyede karşılanması sağlandı. Ayrıca LC WAIKIKI içindeki farklı amaçlar için konumlandırılmış olan kaynaklara da karşılıklı entegrasyon yapılarak bu dönüşümün ivmesini kaybetmeden yoluna devam edebilmesinin de önü açıldı. Bu konuda Sn. İbrahim Berk Adıgüzel, Sn. Fatih Emre Kurşun ve Sn. Ayberk Kemal Gezer gerek kullanıcı deneyimlerinden yola çıkarak gerekse de karşılaşılan problemlere olay yerinde müdahale edip; sadece pansuman yapma seçenekleri varken bununla yetinmeyerek doğru tedavi yöntemlerini araştırarak ihtiyaçları canlıya aldılar. Böylece programı güncel tutma, hizalama, farklı kaynaklara entegre etme döngüsünü dönüşümün sürekli bir ihtiyaç olacağı bilinciyle VDP programının olmazsa olmazları arasına kazandırmayı başardılar. Emekleri için kendilerine tekrar teşekkür ederim.
Bölüm 4: LC WAIKIKI Akademi ve Eğitim
“Okudum, unuttum, gördüm, hatırladım, yaptım, öğrendim.” Konfüçyüs.
VDP’nin yaygınlaştırma sürecinde programı sadece belirli bir seviyede kullanılabilir hale getirmek yeterli değildi. Aynı zamanda eğitim planları yaparak kullanıcılar için bunu özümsetmemiz de gerekiyordu. Burada karşılaşacağımız en belirgin bariyer, kullanıcıyı kendi bildikleri doğrulardan alıkoyarak daha yenilikçi ve daha kolay bir yola ikna etmekti. Çünkü “Kişi kendi kendisinin engelidir.” İlk bariyer kullanıcıların konfor alanlarından çıkmak istememeleri olacaktı. İkinci bariyerse mevcut düzenleri içinde VDP’nin çok daha pratik ve hızlı olduğu gerçeğini reddetmeleri olacaktı. Bunlar için Sn. Serap Gür’ün katkılarıyla pek çok ekiple görüşmeler yaptık, demolar sunduk ve workshoplar gerçekleştirdik. En önemli nokta programın dönüşüm serbestliğini ve gelişime daima açık olduğunu vurgulamaktı. Onların görüşlerini dinlemek, iş yapış şekillerini anlamak, fikirlerini duymak ve bu geliştirmeleri programa ekleyebilmek çok kıymetliydi. Böylece ekipler arasında bir komün kurarak VDP’nin sadece bizim elimizden çıkmış bir program değil, onların katkılarıyla geliştirilmiş bir uygulama olduğunu gösterebilecektik. Bununla ilgili en büyük pratikleri Mağazacılık Görsel Düzenleme Direktörlüğü ev sahipliğinde VM ve BVM ekipleriyle yaptık. Ayrıca tasarım ve planlama ekipleriyle düzenli bir araya gelerek karşılıklı ihtiyaçlar ve beklentiler üstünde mutabık kaldık. Tek bir piyano notasından senfonik bir orkestraya giden yol böyle başladı.
Önemli noktalardan bir tanesi de eğitimlerdi. Programın tüm yetkinliklerini 2-3 dakikayı aşmayacak şekilde video eğitimler olarak kurguladık. VDP’nin tüm yeteneklerini gelen güncellemelere dair eğitim videolarıyla birlikte yaklaşık 45 başlıktan oluşan bir set haline dönüştürdük. Eğitim videolarını çekmek bana nasip oldu ve her bir dakikasından neyi başardığımızı tekrar tekrar gördüğümde ayrı bir keyif aldığımı sizlerden gizlemeyeceğim. LC WAIKIKI AKADEMİ sitesine bu videoların düzenlenerek yayınlanması konusunda Sn. Pınar Tunçsav’a sabrı ve güzel yönlendirmeleri için müteşekkirim. Yaparak öğrenmenin önemi için oluşturduğumuz TEAMS gruplarında programın gelişimi için hem geri bildirimleri almaya, hem de ekiplere ihtiyaçları doğrultusunda gerek yazılımsal gerekse program yetkinliklerine dair desteklerimizi sunmaya devam ediyoruz.
Bölüm 5: Tırtılın sonu…
Şimdi en başa dönecek olursak Metastore projesinde ilk adımımız bir Puffer Montu en gerçekçi 3 boyutlu haliyle bir sahneye getirebilmekti. Puffer Mont ile başlayan yolculuk bizi Türkiye’nin ilk online alışveriş yapılabilen Metastore Mağazasına kadar götürdü. Virgülü koyduğumuz yerde kendimizi, bu 3 boyutlu ürünleri sanal bir görsel düzenleme ve planlama aracında kullanıp kullanamayacağımız sorusuna yanıtlar ararken bulduk. Daha büyük bir aile ile beyaz bir sayfa açtık ve ilk adımımız boş bir sahnede bir rafa ve bir askıya ürün yerleştirmek oldu. Emekledik, ayağa kalktık, yürüdük ve yorulmadan koşmaya devam ediyoruz. Maratonun artık yeni bir adı var; VDP. Bitiş çizgimiz hayal gücümüz kadar uzakta.
Notlarımızda hala gerçekleşmeyi bekleyen pek çok fikir, kapımızda çok hızlı gelişen teknolojiler, önümüzde bizi bekleyen başta yapay zeka olmak üzere devrimsel süreçler var. Bu değişimin bir parçası olarak çıktığımız yolda, değişimle yetinmeyip; dönüşüm ve gelişimin de hayatımızın olmazsa olmazı olduğu gerçeği ile maratonu koşmaya devam ediyoruz.
Bu yazıda bana ayrılan sürenin şimdilik sonuna geldim. Yazımı Richard Bach’ın Mavi Tüy romanından bir cümle ile tamamlamak istedim; “Tırtılın dünyanın sonu dediğine, usta kelebek der.” Bu uzun maratonun check point noktalarındaki anlatımlarımız elbet ki çoğalarak devam edecek. Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.
