<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Moladayken arşivleri - Ofistekiler</title>
	<atom:link href="https://ofistekiler.com/kategori/moladayken/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ofistekiler.com/kategori/moladayken/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Feb 2026 13:10:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.8</generator>

<image>
	<url>https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2024/09/ofistekiler-favicon.png</url>
	<title>Moladayken arşivleri - Ofistekiler</title>
	<link>https://ofistekiler.com/kategori/moladayken/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>
  Nihayetinde insan kalbiyle deliriyor, bilmiyorlar.</title>
		<link>https://ofistekiler.com/moladayken/nihayetinde-insan-kalbiyle-deliriyor-bilmiyorlar/</link>
					<comments>https://ofistekiler.com/moladayken/nihayetinde-insan-kalbiyle-deliriyor-bilmiyorlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Demirel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 12:58:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moladayken]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ofistekiler.com/?p=4419</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mesela ben babamla hiç dertleşmedim. Bir kırgınlık var içimde ağlayarak atamadığım. Babam var ama yok, orada ama değil,&#8230;</p>
<p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/nihayetinde-insan-kalbiyle-deliriyor-bilmiyorlar/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;1&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Nihayetinde insan kalbiyle deliriyor, bilmiyorlar.</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="bsf_rt_marker"></div><p>Mesela ben babamla hiç dertleşmedim.</p>
<p>Bir kırgınlık var içimde ağlayarak atamadığım.</p>
<p>Babam var ama yok, orada ama değil, yakın gibi ama uzak.</p>
<p>Olabilecek bütün güzel ihtimaller bir aradayken hiç birisinin gerçekleşememesine kırgın çocuk kalbim.</p>
<p>Yetişkin olunca bu gerçekliğin acısı ağır geldi.</p>
<p>Bilmez kalbinden bir kez öpülen çocuklar bu hissi.</p>
<p>Elleri sıcacık olanlar bilmezler yaz kış ellerimin neden hep buz gibi olduğunu.</p>
<p>Soğuğun korkutmadığını, en sevdiğim mevsimin kış olduğunu.</p>
<p>Çok soğuk bir gecede kendime sarıldım çünkü.</p>
<p>Ve bir daha hiç üşümedim.</p>
<p>Nihayetinde insan kalbiyle deliriyor, bilmiyorlar.</p>
<p>Ama sonra Ece Temelkuran sesleniyor,</p>
<p>Diyor ki:</p>
<p>Kuş uçtukça genişliyor gökyüzü der Rilke.</p>
<p>Belki hayat da yaşadıkça.</p>
<p>Böyle şeyler düşün.</p>
<p>Delirme.</p>
<p>Kimse duymaz çünkü bu gürültüde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sevgiler,</p>
<p>Ceren.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fnihayetinde-insan-kalbiyle-deliriyor-bilmiyorlar%2F&amp;linkname=%0A%20%20Nihayetinde%20insan%20kalbiyle%20deliriyor%2C%20bilmiyorlar." title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fnihayetinde-insan-kalbiyle-deliriyor-bilmiyorlar%2F&amp;linkname=%0A%20%20Nihayetinde%20insan%20kalbiyle%20deliriyor%2C%20bilmiyorlar." title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fnihayetinde-insan-kalbiyle-deliriyor-bilmiyorlar%2F&amp;linkname=%0A%20%20Nihayetinde%20insan%20kalbiyle%20deliriyor%2C%20bilmiyorlar." title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fnihayetinde-insan-kalbiyle-deliriyor-bilmiyorlar%2F&amp;linkname=%0A%20%20Nihayetinde%20insan%20kalbiyle%20deliriyor%2C%20bilmiyorlar." title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fnihayetinde-insan-kalbiyle-deliriyor-bilmiyorlar%2F&amp;linkname=%0A%20%20Nihayetinde%20insan%20kalbiyle%20deliriyor%2C%20bilmiyorlar." title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/nihayetinde-insan-kalbiyle-deliriyor-bilmiyorlar/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;1&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Nihayetinde insan kalbiyle deliriyor, bilmiyorlar.</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ofistekiler.com/moladayken/nihayetinde-insan-kalbiyle-deliriyor-bilmiyorlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>
  Yaşayan Ölüler, Ellerimiz ve Büyülü Anlar</title>
		<link>https://ofistekiler.com/moladayken/yasayan-oluler-ellerimiz-ve-buyulu-anlar/</link>
					<comments>https://ofistekiler.com/moladayken/yasayan-oluler-ellerimiz-ve-buyulu-anlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Demirel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 05:08:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moladayken]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kitap etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[pozitifdüşünce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ofistekiler.com/?p=4330</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ellerimle tutunmaya çalışıyorum hayata uzun zamandır. Ölmemek  için aslında uçurumdaki bir kayanın ucuna sıkı sıkıya tutunduğumu çok zaman&#8230;</p>
<p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/yasayan-oluler-ellerimiz-ve-buyulu-anlar/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Yaşayan Ölüler, Ellerimiz ve Büyülü Anlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="bsf_rt_marker"></div><p>Ellerimle tutunmaya çalışıyorum hayata uzun zamandır.</p>
<p>Ölmemek  için aslında uçurumdaki bir kayanın ucuna sıkı sıkıya tutunduğumu çok zaman sonra fark ettim.</p>
<p>İnsanlar da benden farksız değiller; yürüyorlar, işleri var, aileleri var, arkadaşları ile vakit geçiriyorlar, sosyal hayatları var, dertleri ve sevinçleri de var ama yaşıyorlar mı gerçekten? Yoksa bedenimizi bir yerden bir yere mi sürüklüyoruz durmadan?</p>
<p>Ruhumun karanlık kışından çıkmaya çalışıyorum bahar geçti, yazı yarıladık ama hala içim üşüyor.</p>
<p>Uzun yıllardır insanları gözlemliyorum, bazen dünyaya sadece bunun için geldiğimi düşünürüm, düşünmekle kalmam inanırım da. Hayatı yaşamayı izleyerek öğreniyorum, deneye yanıla düşe kalka. Kendimle ilgili hiçbir şeyi kendiliğimden idrak edemedim, epey yorucu oldu, 37 yaşındayım, itiraf ediyorum pek az şeyi kendiliğimden idrak edebiliyorum.</p>
<p>Kendimi artık daha iyi tanıdığımdan değil, ne istemediğimi bildiğimden de değil, artık kendimi inandırmak yerine kendimi sevmeyi seçtiğim için.</p>
<p>Yıllar boyu kendimi inandırmak kendimi sevmekten daha kolay geldi çünkü.</p>
<p>İstanbul’ da dolaşıyorum;  sokaklarında, camilerinde, müzelerinde, sergilerinde, insanların yüzlerinde, telaşında, gülüşlerinde dolaşıyorum. Sahaflarda kitapların arasında kayboluyorum, canımın çektiği bir tatlıyı yiyorum, kiliseleri geziyorum, resim çekiyorum. Canıma soruyorum ne yapmak istersin, ne yaparsak mutlu olursun diye, neden demeden yapıyorum ne istiyorsa. Saçma da olsa gülüp geçmiyorum biliyorum çocukluğum bekliyor köşe başında.</p>
<p>Benim canım, çocukluğum çünkü.</p>
<p>Kendimi sevmeye çocukluğumdan başladım. Sonra okul yıllarım, genç kızlığım derken bugünlere geldim. Bedenimi sürüklemeden kalbimle ve aklımla yaptığım bir şey bu.</p>
<p>Uzun uzun boşluğu seyretmek,  kitap sayfasında bir cümleyi beğenip kitabı kapatıp üzerine hayallere dalmak sonra kitabı açıp yine o cümleyi okumak ve yine kitabı kapatmak, yavaş ve dinlendirici  bir yemek pişirmek, yazı yazmak, kızımın yüzünü sevmek ve gözlerinin içine bakmak, kuşları seyretmek, gün içinde karşıma çıkan beyaz kelebeklere sevinmek, çocuk kitaplarını incelemek, uzun uzun yürümek, müzeleri gezmek, camilerde dolaşmak ve mimarisini seyretmek, yaratılan her şeye sanki ilk kez görüyormuş gibi bakmak, sanırım bu sefer yeniden doğmayı ve kendimi severek yeniden büyümeyi öğreniyorum.</p>
<p>Bebeklerin önce ellerini daha sonra elleriyle dünyayı keşfetmesi ve yaşlıların ellerinden tüm yaşanmışlıkları izleyebilmek bize var olan her şeyde ellerimizin ne kadar büyülü şeyler yaratabileceği hakkında inancın ötesinde en harikulade gerçekleri sunuyor.</p>
<p>Bende kendimi severek ellerimle yarattığım bir yaşamda artık inanmıyorum biliyorum; yeniden doğdum ve ellerimle kavradığım bu hayatı sıradan büyülü anlara dönüştürüp yeniden yaşayacağım.</p>
<p>Çünkü yeterince ölmeden yaşayamazsınız, yeterince yaşamadan da ölemezsiniz.</p>
<p>Sevgiler,</p>
<p>Ceren.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fyasayan-oluler-ellerimiz-ve-buyulu-anlar%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ya%C5%9Fayan%20%C3%96l%C3%BCler%2C%20Ellerimiz%20ve%20B%C3%BCy%C3%BCl%C3%BC%20Anlar" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fyasayan-oluler-ellerimiz-ve-buyulu-anlar%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ya%C5%9Fayan%20%C3%96l%C3%BCler%2C%20Ellerimiz%20ve%20B%C3%BCy%C3%BCl%C3%BC%20Anlar" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fyasayan-oluler-ellerimiz-ve-buyulu-anlar%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ya%C5%9Fayan%20%C3%96l%C3%BCler%2C%20Ellerimiz%20ve%20B%C3%BCy%C3%BCl%C3%BC%20Anlar" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fyasayan-oluler-ellerimiz-ve-buyulu-anlar%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ya%C5%9Fayan%20%C3%96l%C3%BCler%2C%20Ellerimiz%20ve%20B%C3%BCy%C3%BCl%C3%BC%20Anlar" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fyasayan-oluler-ellerimiz-ve-buyulu-anlar%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ya%C5%9Fayan%20%C3%96l%C3%BCler%2C%20Ellerimiz%20ve%20B%C3%BCy%C3%BCl%C3%BC%20Anlar" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/yasayan-oluler-ellerimiz-ve-buyulu-anlar/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Yaşayan Ölüler, Ellerimiz ve Büyülü Anlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ofistekiler.com/moladayken/yasayan-oluler-ellerimiz-ve-buyulu-anlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>
  Başımızda Bir Büyük Olsun</title>
		<link>https://ofistekiler.com/moladayken/basimizda-bir-buyuk-olsun/</link>
					<comments>https://ofistekiler.com/moladayken/basimizda-bir-buyuk-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Demirel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2025 08:27:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moladayken]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ofistekiler.com/?p=4304</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan büyüdükçe o büyürken çevresindekilerin de  aslında çok da büyük olmadığını fark ediyor. Beyni ve kalbi geçmişe dönük&#8230;</p>
<p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/basimizda-bir-buyuk-olsun/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Başımızda Bir Büyük Olsun</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="bsf_rt_marker"></div><p>İnsan büyüdükçe o büyürken çevresindekilerin de  aslında çok da büyük olmadığını fark ediyor. Beyni ve kalbi geçmişe dönük bir arşiv taramasına giriştiğinde çocukluğundaki gerçekler acımasızca çarpıyor. Anlamlandıramadığı çoğu şey, yetişkin olduğunda beyinsel gelişimi daha da ilerlediğinden açıklığa kavuşuyor, ah bir şok daha. Aslında öyle davranılmaması mı gerekiyordu sana? Sen yetişkin olsan öyle yapmaz mıydın? Bir arkadaşım öğrenciyken ortaokul yıllarında kendisine ayakkabı alan bir hayırsever için büyüdüğünde aslında bunun gözünde çocukken ki kadar büyük bir şey olmadığını fark ettiğinde çok şaşırdığını söylemişti. O zamanlar sanırım biz küçük olduğumuzdan her şey büyük geliyordu. Şimdi biz büyüdük ve aslında o kadar büyük olmadığını fark ettik. Tabi nasıl bir yetişkine dönüştüğümüze de bağlı bu küçüklük büyüklük meselesi.</p>
<p>Çocukken hissedilen duyguların karmaşıklığını büyüdüğünüzde, içinizi açtığınız bir terapistle ya da kendinizle çalışmaya başladığınızda anlıyorsunuz o da eğer şanslıysanız yoksa adına kısır döngü, kader motifi diyorlar. Nasıl bir oyun bu, tüm kurallar çocuklukta yazılmış, büyüdüğünüzde oyunun kurallarını değiştirmek istediğinizde, çocukluk karşınıza dikiliyor, önce ben diyor önce ben tüm arsızlığı ama sevecenliğiyle, çocukluk bu insan bir yere kadar kızabilir neticede. Kural mı diyor kural da neymiş, gözlerime bak, gözlerimden silemediklerime bak, gördüklerim yüzünden bende kayıtlı ama anlamlandıramadığım şeylere bak diyor, bir anahtar uzatıyor, gizli bir çekmecenin anahtarı bu. Küçük ama iç hacmi büyük, neler neler sığdırmış içine o küçücük yüreğiyle kendisini yaşatmak ve korumak için. Artık yetişkin oldun diyor, al bu anahtarı, aç çekmeceyi ve temizle tüm bu karmaşayı. İkimizi de kurtar çünkü ben sadece oyun oynamak istiyorum. Oyun tüm dünyanın nasıl işlediğini keşfedebileceğim tek sığınağım.</p>
<p>Tutunabileceğiniz, size şefkatli bir alan tutan, yargılanmayacağınızı bildiğiniz bir büyük olsun. Siz söylemeden elinizi tutan, gözünüze baktığında dile gelmemiş duyguları görebilen, sevinci ve hüznü aynı anda görebilen bir büyük olsun. Başımızı okşasın, kalbimize bir sıcaklık, aklımıza bilgelik olsun. Bir taç olsun başımıza, bize değer katsın, yorulduğumuzda bizi kucaklasın, sarsın. Umutsuz olduğumuzda umudun ateşini yaksın ellerimiz ısınsın, gözümüzün içine baksın kalbimiz ısınsın. İnsan çocukken daha yalnız oluyor bize bir yoldaş bir rehber olsun.</p>
<p>Büyümek, tek başına, sancılı bir süreç. Bu sancıyı ellerimizden özenle alsın, onun düğümlerini çözsün ve bize bir yol çizsin.</p>
<p>Böyle bir büyük hiçbir zaman hayatınızda var olamadıysa, siz bir büyük olun en çok kendinize sonra çevrenizdeki küçüklere.</p>
<p>Çoğumuzun başında bir büyük olmadı, bizler kendi kendimizi büyüttük, çok zordu değil mi? Bu yüzden küçüklerin başında bir büyük olsun. Biri de biz olalım.</p>
<p>Sevgiler,</p>
<p>Ceren.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fbasimizda-bir-buyuk-olsun%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ba%C5%9F%C4%B1m%C4%B1zda%20Bir%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Olsun" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fbasimizda-bir-buyuk-olsun%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ba%C5%9F%C4%B1m%C4%B1zda%20Bir%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Olsun" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fbasimizda-bir-buyuk-olsun%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ba%C5%9F%C4%B1m%C4%B1zda%20Bir%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Olsun" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fbasimizda-bir-buyuk-olsun%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ba%C5%9F%C4%B1m%C4%B1zda%20Bir%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Olsun" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fbasimizda-bir-buyuk-olsun%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ba%C5%9F%C4%B1m%C4%B1zda%20Bir%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Olsun" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/basimizda-bir-buyuk-olsun/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Başımızda Bir Büyük Olsun</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ofistekiler.com/moladayken/basimizda-bir-buyuk-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>
  Hatırla</title>
		<link>https://ofistekiler.com/moladayken/hatirla/</link>
					<comments>https://ofistekiler.com/moladayken/hatirla/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Demirel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2025 08:23:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moladayken]]></category>
		<category><![CDATA[anı]]></category>
		<category><![CDATA[hatıra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ofistekiler.com/?p=4301</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyi bir kitabın sonu yoktur bu yüzden yazının bittiği yerde siz başlayın. Her nerede kaldıysa düşünüz o andan&#8230;</p>
<p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/hatirla/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Hatırla</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="bsf_rt_marker"></div><p>İyi bir kitabın sonu yoktur bu yüzden yazının bittiği yerde siz başlayın.</p>
<p>Her nerede kaldıysa düşünüz o andan uyanın ve başlayın. Başkaları sizi zorla uyandırmadan, çalar saatler çalmadan, başkalarının gürültüsü olmadan kendi azminizle ayağa kalkın, yıkayın güzel yüzünüzü. Camdan akıp giden, size kendisine karışmanızı isteyen yaşama bakın. Gökyüzü hala mavi ve parlak, ağaçlar dallarını savuruyor, kuşlar uçuyor, çocuklar gülüyor hala. Siz niye evinizde, düşünüzde tek başınasınız?</p>
<p>Sakladığınız yerden çıkarın kederlerinizi, dolayın ellerinize, sokağa çıkın. Yürüyün caddeleri, meydanları, baştan aşağı tüm şehri. Gözünüze kestirin bir köşe başını, bir ağacın dalını, deniz varsa bir dalgasını, bir kuşun kanadını; sırayla atın kederin birini, alıversin savursun sizin için uzaklara bir daha dönmemek üzere.</p>
<p>Kederler, acı verici olaylar değil tutulmamış yaslar bizim peşimizi bırakmaz, yaslarınızı tutun, vedalaşın anılarla. İyi, güzel olanla da vedalaşın eğer hala sizi aynı yerde tutuyor, gitmenize izin vermiyorsa.</p>
<p>Daha rahat nefes almaya başladın değil mi uçurdukça her bir kederini. Kalbin de hafiflemeye başladı. Sanki rüzgar zihninin içine doğru esiyor. Ayakların daha güçleniyor, omuzların o kadar yorgun değil artık. Neşelen. Işılda. Hayata karışıyorsun.</p>
<p>Cesur ol güzel kız kardeşim, tadını çıkar sana bahşedilen yaşam hediyesinin. Yanındayım, yanındayız her birimiz, yan yanayız. Yorulduğunda, düştüğünde her birimizin sana uzattığı eli hatırla, sana gülümsediğini hatırla en önemlisi yalnız olmadığını hatırla. Her şey gelip geçiyor, yaşam akıyor, çiçekler birbiri ardına açıp soluyor ama bahar her sene yeniden geliyor, hatırla. Çocukluğundaki, ilk gençliğindeki sadece senin kalbine düşen o düşü hatırla. Bu toprakların kaderi değişmez derim hep ama bir sihir vardır bu topraklarda, kadınlara ait kadim bir  bilgelik vardır, izin ver o uyansın senin düşünde de, hatırla.</p>
<p>Bugün yemek tarifi yok çünkü her birimizin düşleri kendisine özel, malzemeleri farklı. Ama ortak olan şey her birimizin biricik düşü olması.</p>
<p>Hadi uyanın ve onu gerçek kılın.</p>
<p>Sevgiler,</p>
<p>Kız kardeşiniz,</p>
<p>Ceren.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fhatirla%2F&amp;linkname=%0A%20%20Hat%C4%B1rla" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fhatirla%2F&amp;linkname=%0A%20%20Hat%C4%B1rla" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fhatirla%2F&amp;linkname=%0A%20%20Hat%C4%B1rla" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fhatirla%2F&amp;linkname=%0A%20%20Hat%C4%B1rla" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fhatirla%2F&amp;linkname=%0A%20%20Hat%C4%B1rla" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/hatirla/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Hatırla</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ofistekiler.com/moladayken/hatirla/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>
  Bölünmüş Kurgu: Oyunlar sadece oyun mu?</title>
		<link>https://ofistekiler.com/moladayken/split-fiction-farkliliklariyla-guclenen-iki-karakterin-oyunu/</link>
					<comments>https://ofistekiler.com/moladayken/split-fiction-farkliliklariyla-guclenen-iki-karakterin-oyunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Burak Can]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 May 2025 18:13:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moladayken]]></category>
		<category><![CDATA[2 kişilik hikaye tabanlı oyun]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik bilim kurgu oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlarla liderlik eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[sinematik oyun deneyimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ofistekiler.com/?p=4257</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sizi bugün Split Fiction ile tanıştırmak isterim. Hikayemizde birbirine taban tabana zıt iki karakter olan Zoe ve Mio’nun&#8230;</p>
<p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/split-fiction-farkliliklariyla-guclenen-iki-karakterin-oyunu/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;8&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Bölünmüş Kurgu: Oyunlar sadece oyun mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="bsf_rt_marker"></div><p>Sizi bugün Split Fiction ile tanıştırmak isterim. Hikayemizde birbirine taban tabana zıt iki karakter olan Zoe ve Mio’nun bilinç altına bir yolculuğa çıkıyoruz. Ama ne yolculuk! Oyunun detaylarına inmeden önce oyunun senaryo ilerleyişinden bahsetmek en doğrusu olacaktır. </p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2025/05/1.png" alt="" width="1197" height="673" class="alignnone size-full wp-image-4258" /></p>
<p>“Rader Publishing” hevesli yazarların hikayelerini yayınlayan bir kuruluş ve yazarların burada hikayelerini kağıda kaleme dökmelerine ihtiyaçları yok. Bunu “makine” yapıyor. Tasarımcısına göre “tüm endüstrinin temellerini yeniden şekillendirecek&#8221; bir cihazdan bahsediyoruz. Makineye bağlanıyorsunuz ve makine sizin bilinç altınızdan hikayenizi çekip çıkartıyor ve bu esnada sanal olarak da kendi hikayenizi deneyimleyebiliyorsunuz.</p>
<p><img decoding="async" src="https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2025/05/2.png" alt="" width="1203" height="600" class="alignnone size-full wp-image-4259" /></p>
<p>Zoe ve Mio’nun yolu işte tam da bu makinede kesişiyor. Taban tabana birbirine zıt iki karakter olan Zoe ve Mio hevesli birer yazar olarak, diğer yazarlar gibi makineye bağlanmak için Rider Publishing’e gidiyor ve asansörde kısa bir tanışma sohbetlerine tanıklık ediyoruz. Mio son anda makineye bağlanmayı reddederken çıkan küçük itiş kakış sırasında Mio, Zoe’nin fanusuna düşüyor ve ikilinin bitmek bilmeyen maceraları böylece başlamış oluyor. Amaç tüm hikayeyi tamamlayarak gerçek dünyaya geri dönmek ancak bu hiç de o kadar kolay bir yolculuk değil. Lakin makineye daha önce tek fanusta 2 kişi hiç girmediği için makinenin ne kadar zorlanacağı ve başarılı olacağı da bir muamma ve Rider’ın yaratıcısı gözünden izlediğimiz bölümlerde bu megaloman adam için önemli olarak yazarların hayatları ve hikayeleri değil, yarattığı şeyin büyüklüğüne olan hayranlığı ile her türlü kötülüğü yapmaya hazır olması. </p>
<p><img decoding="async" src="https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2025/05/3.png" alt="" width="1206" height="680" class="alignnone size-full wp-image-4261" /></p>
<p>Bitmek bilmeyen diyorum çünkü 2.5 haftada 15 saat oynamamıza rağmen, finale çok az kaldı ha bitti ha bitecek diye düşünürken kendimizi yeni bir maceranın ortasında bulmadan edemiyoruz. Çoğul konuşuyorum lakin oyunun en önemli özelliği oyunun 2 kişilik olması. Pazarlama stratejisi olarak da çok doğru bir karar alınmış iki farklı yerden online bağlanarak oyunu oynayabiliyorsunuz ve sadece bir tarafın oyunu satın alması yeterli. Bu süre zarfında benim oyun partnerim eşimin kuzeni Cem oldu ve sanırsam bu hafta oyunu tamamen bitirmiş olacağız. Umudumuz bu yönde. Neyse biz esas konuya geri dönelim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2025/05/4.png" alt="" width="1205" height="680" class="alignnone size-full wp-image-4262" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2025/05/5.png" alt="" width="1204" height="675" class="alignnone size-full wp-image-4263" /></p>
<p>Oyunu tam ortadan bölünmüş iki ekranda her birimiz seçtiğimiz bir karakterle oynuyoruz. Ancak tek ekranda sadece kendi alanınıza odaklanmanız yetmiyor çünkü bazı bölümlerde partnerinizin de ekranına bakarak birlikte çözmeniz gereken bulmacalar ve bölümler var. Oyun mekanikleri o kadar dinamik ki nefes almadan oynadığınız kısımlar var ve bunların çoğu Mio’nun dünyasında geçiyor çünkü kendisi bir bilim kurgu yazarı. Zoe ise daha çok fantastik dünyalara ilgi duyan bir yazar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2025/05/6.png" alt="" width="1205" height="675" class="alignnone size-full wp-image-4264" /></p>
<p>Aynı fanusta iki farklı karakter olunca bilinç altlarındaki hikaye bölüm bölüm değişiyor. Bir Zoe’nin fantastik diyarlarındayız bir Mio’nun fütüristik evreninde; bu macerada bilim kurgu filmlerinden fırlayan motorlar, araçlar kullanırken bir anda kendimizi özel güçleri olan ve avatarları hayvan olan kaşiflere geçiş yapıyoruz hatta bir bölümde sosis olmaya hazırlanan birer küçük domuz olmamız yetmiyormuş gibi, sosis olduğumuzda da doğru ısıda mangalda kendimizi pişirerek ve ekmeklerimizin arasına girerek enteresan kupalar da kazanmadık değil. Pek tabii ki üstümüze yeteri kadar ketçap ve hardal da sıktık. Bunların arasında birer diş olarak robot dişçiden kaçmak ve benim en sevdiğim ara bölüm olan tamamen “Derpy drawings” tarzı yaratılmış bir evrende prensi kurtarmak oldu diyebilirim. Oyunun bu anlarına ait bir sahneyi de aşağıya bırakıyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2025/05/7.png" alt="" width="1205" height="672" class="alignnone size-full wp-image-4265" /></p>
<p>Oyunda sadece farklı dünyalar yok aynı zamanda beyninizi allak bullak edecek kamera açıları da var. Birinci gözden, üçüncü göze; 2 boyutlu kamera açısından 3 boyuta ve izometrik açılara kadar oyun sizi her evresinde şaşırtmayı başarıyor. Bu o kadar seri ve beklenmedik zamanlarda kurgulanmış ki kontrolcünüzün yönleri değiştiğinde anında adapte olmanız gerekiyor.  </p>
<p>Bu tarz oyunlar son yıllarca özellikle oyun yayıncılığı ve sosyal medyanın gücüyle çoğalmaya devam ederken Split Fiction’ı bunlardan ayıran bence en temel unsur sadece bir ekip oyunu olması değil aynı zamanda karakterlerle empati kurabileceğiniz ve karakterlerin değişimini de izleyebileceğiniz güzel bir senaryoya oturtulmuş olması -ki oyun o kadar başarılı oldu ki önümüzdeki onaylanmış bir sinema versiyonu da gelecek-. Peki  Split Fiction tarzı oyunlar kurumsal firmaların proje ekiplerine ilham olabilir mi? Gelin konuya bir de bu gözle bakalım.</p>
<p><strong>Farklılıkların İçindeki Güzelliği Keşfetmek</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2025/05/8.png" alt="" width="1193" height="673" class="alignnone size-full wp-image-4266" /></p>
<p>Bir proje ekibinde ekip üyeleri yetkinliklerine göre seçilebilir ancak ekip bir araya geldiğinde davranışsal anlamda da uyumlanmanın ne kadar önemli olduğunu oyunda çokça görüyoruz. Farklı kültürlerden gelmiş, hayat hikayeleri ve olaylara bakış açıları zıt karakterlerin başlangıçta yaşadığı çatışmalar doğanın tabiatına ne kadar uygunsa birlikte geçirilen sürede Zoe ve Mio’nun kendi farklılıklarını keşfederek ve anlamlandırarak çok daha uyumlu ve ahenk içinde hareket eden bir ikili olması karakter gelişiminde hiçbir gizeme gerek duymadan oyunculara sunulmuş. </p>
<p>Örneğin Zoe’nin fantastik evreninde bir bölümde ejderhaları ile birlikte yol almak durumundalar ve Mio bu konuda çok da hevesli değil. Halihazırda bilim kurgu kültürüne çok fazla aşina olduğu için de Zoe’nin Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter, Zaman Çarkı hatta Witcher ile Avatar’dan fırlamış gibi görünen fantastik dünyasına olan ön yargısını oyunda çokça hissediyoruz.  Bu hikayeler onun güvenli alanının çok dışında olduğu için farklı bir evrende oldukça telaşlı ve diken üstünde hissediyor ve ön yargısını kırana kadar Zoe’nin kendi hayat hikayesinin, onun evreniyle olan ilişkisini anlamlandırmakta zorlanıyor. Düğüm bir kere çözülmeye görsün, Ejderhasıyla yaşadığı macera aslında farklı insanların ve fikirlerin getirdiği çeşitliliği ve güvenli alanımızı terk ettiğimizde bu farklılıkların içindeki güzellikleri keşfetmek için bir fırsat olduğunu Mio’nun karakter gelişiminde gözlemleme fırsatı ediniyoruz. Ahengi kendimize benzer olanda aramak yerine farklı yetenekleri bir araya getirerek keşfedilmeyi bekleyen potansiyelimizi bir başkasının farklılığı ile birleştirme farkındalığını ortaya koyarak çıkarabilmek kadar çok az şey keyif verebilir. Oyunda da ilerledikçe bu duyguyu daha çok hissetmeye başlıyoruz.</p>
<p><strong>Empatinin Sade Zarafeti</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2025/05/9.png" alt="" width="1205" height="691" class="alignnone size-full wp-image-4267" /></p>
<p>Oyunun temel hikayesinin iki zıt karakter üstüne kurulu olduğundan bu yazıda pekçe bahsettim ve oyun daha da derinlere daldığında Zoe ve Mio’nun neden farklı yollardan gittiklerini de anlamaya başlıyoruz. Birbirlerine hikayelerini anlatmaya başlıyorlar ve olay örgüsündeki bu zıtlığın temeline dayanan olgularda yerine bir bir oturuyor. Çatışmayla ve ön yargıyla başlayan bu zorunlu birliktelik karşı yargılarını anlama çabasına bıraktığında çok daha anlamlı hale geliyor. İki karakterde bir süre sonra neden sorusunu sormayı bırakıyor ve geçtikleri her bölümde çok daha meraklı birer kaşife dönüşüyor. İlk farkındalık ikisinden birinin olmadığı bir durumda başarının imkansız olması. Ekip çalışmasını her bulmacada, her parkurdaki zorlukta ve karakterlere atanan özgün yeteneklerde hissediyoruz. Mio balık olup suyun altından giderek Zoe’ye bir kapı açtığında, Zoe bir orman perisine dönüşüp Mio’nun önündeki engelleri kaldırıyor. Başka bir bölümde Maymun Krala karşı birlikte ahenk içinde dans etmeleri gerekirken bir başka bölümde tekrar birbirlerine ihtiyaç duyacakları bulmacaların karşısında kendilerini buluyorlar. İki karakterin birbirini anlama çabası, karşılaştıkları zorluklarla doğru orantılı olduğunda; empatinin çözemeyeceği bulmaca, geçemeyeceği bölüm sonu canavarı kalmıyor aslında…</p>
<p><strong>Birlikte Başarmaya gelmeden önceki durak, Birlikte Hisset ve Uyumlandır.</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2025/05/10.png" alt="" width="1207" height="679" class="alignnone size-full wp-image-4268" /></p>
<p>Burada oyunun oynanış mekanikleri ve kamera açılarının başarısından da bahsetmek lazım. Oyunun neden bu kadar sevildiğine dair önemli bir katkı da farklı perspektiflerden hikayelerin oyun içine yerleştirilmiş olması ve bu yerleştirmelerdeki kamera açıları ile oynanış pozisyonlandırılması sizlere bolca nostalji yaşatabilir çünkü oyunlarla aranız iyi olsun ya da olmasın bir yerlerde mutlaka bu mekaniklere denk gelmişsinizdir buna elinizin altındaki bir ataride  “tilt” oynamakta dahil. Evet doğru okudunuz kahramanlarımızın biri pinball topu diğeri de onu doğru yere fırlatacak olan kollar da oluyor. </p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2025/05/11.png" alt="" width="1208" height="676" class="alignnone size-full wp-image-4269" /></p>
<p>Oyun sürekli sizi farklı kombinasyonlar ve kamera açılarına iterken bölümü tamamlamak için çok hızlıca fokus olmanız gereken durumlara sizi sokmayı başarıyor. Bir anda 3 boyutlu bir dünyadan 2 boyutlu bir evrene geçerken, birinizin düz diğeriniz ters gitmesi; hatta izometrik kameralarla aynı yöne gitmeye çalışırken birinizin sola diğerinizin aşağı doğru hareket etmesini gerektirecek bölümler var. Bölümü tamamlamadan önce bulduğunuz koşula hızlıca adapte olmanız gerekiyor. Şapkalarınız ve rolleriniz sürekli değişirken bu adaptasyonu içselleştirmek için önce hissetmeniz gerekiyor. Kısacası bu sadece bir yolculuk değil aynı zamanda bir “hisselleştirme ve uyumlandırma” deneyimi. Oyunda bir süre geçirdikten sonra tepkilerinizin adaptasyonu karar alma mekanizmanızın önüne geçen bir hissederek hareket etme motivasyonuna dönüşüyor fakat oyun yine burada devreye girerek hislerinizle hareket etmeye devam ettiğiniz anlarda size kurduğu tuzaklara düşürmekte ustalık sunuyor. Kısacası tecrübelerinize güvenmek yeterli değil, sadece hissetmek de yeterli değil; birlikte başarmak için hislerinizi, tecrübeyle harmanlayarak uyum içinde hareket etmek zorundasınız. Bir makinenin her bir parçası tek başına bir zanaatkarlık gösterebilir ancak o parçaları birlikte hayal edebilecek kadar hissedebilenler ve her bir parçanın birbiriyle olan uyumunu görebilenler ancak parçaların zanaatkarlarını el üstüne çıkartabilir. Yoksa tek başına bir parça, sadece bir parçadır.</p>
<p><strong>Aştığın zorluktan yeni bir zorlukla karşılaşarak keyif al</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://ofistekiler.com/wp-content/uploads/2025/05/12.png" alt="" width="1234" height="695" class="alignnone size-full wp-image-4270" /></p>
<p>Eşimin kuzeni Cem ile oynarken bazı bölüm sonu büyük kapışmaları geçemeyeceğimiz hissine çokça kapıldık. Burada oyuna tek bir eleştirim var bölüm sonu kapışmalarındaki zorluk seviyesi maalesef bölümü her geçemediğiniz anda kolaylaşarak karşınıza çıkıyor. Kısacası oyunun bir zorluk derecesi ayarı olmadığı gibi Elden Ring gibi zorluklara yeni stratejiler geliştirmenize de olanak sağlamıyor. Oyundan aldığınız keyifte burada beklentinize göre değişiyor ancak yine de ilk karşılaşmalar çok çetin geçiyor diyebilirim.<br />
Bölümler Zoe ve Mio’nun dünyaları arasında sürekli değişiyor, sadece hikaye değil, kamera açıları, oynanış mekanikleri her şey değişiyor. Bu sebeple karşılaştığınız zorluklar sizi sonraki bölüme şimdiden heyecanlandırmayı başarıyor. Aştığınız bölümlerden keyif almanızı çok hızlı bir şekilde  bir sonraki bölümü oynarken yakalayabiliyorsunuz. Aynı zamanda bu bir merakı da peşinden getirmeyi başarıyor. Oyunun pek çok sinema, edebiyat ve dizi dünyasına atıfta bulunduğunu da es geçmemek lazım. Hatta sadece bunlar değil kendi içinde başka oyunlara da atıfta bulunuyor.  Örneğin Mio’nun evreni ve bölümleri; Halo, Tron Efsanesi, Matrix, Metal Soldiers, Açlık Oyunları, Half-Life, Pinball, Big Hero 6, Wall-e gibi referanslar içerirken Zoe’nin evreni ve bölümleri; Yüzüklerin Efendisi, Avatar, Harry Potter, Fantastik Canavarlar, Zaman Çarkı, Dragon Ball, Zindan ve Ejderha, Narnia, Alice Harikalar Dİyarı ve Uzak Doğu Mitolojisi gibi referanslar içeriyor. Bu çeşitlilikte sizi geçmeye çalıştığınız her bölümden sonra acaba bu sefer neyle karşılaşacağız merakına itiyor. Bu meraktan ne kadar keyif alırsanız, oyundan aldığınız keyfin yanında; karşılaştığınız zorlu bir işin içinden çıkarken ki motivasyonunuz bir o kadar artıyor.<br />
Bariyerler ve aşılması zor görünen engeller hayatımızın her anında var, bunları aşarken bir başkasının hiç beklemediğimiz bir yerden ve andan çıkagelme potansiyeline kendimizi ilk bariyerin önündeyken hazırlayabilme olgunluğu bizi endişe duymak yerine kararlı bir şekilde o engelin arkasındaki yeni bir hikayeyi görmemizi sağlayabilir. Bundan keyif alabilmekse size bir ceza değil, daima bir ödül olacaktır.  Oyunun 8 farklı seviye ve 84 farklı bölümden oluştuğunu da belirteyim.  </p>
<p>Son olarak, bir son düşünme…<br />
	Split Fiction tarzı oyunların birden fazla oyun mantığı içermesi bence aynı zamanda diğer oyun yapımcılarına da bir saygı duruşu niteliğinde. Oyunu oynarken özellikle 90’lardan bu yana ne kadar çok oyun oynamışım hissini hep yaşadım. Açıkcası oyunun bitmesini istemiyorum çünkü tek düze olmayışı ve sürekli şaşırtmaya müsait oluşu benim için çok keyif verici bir deneyim oldu. Ardından Zoe ve Mio’nun karakterlerini şu an üstünde çalıştığımız projenin ekibi ile özümsemeye ve içselleştirmeye başladım. Önce kendimi düşündüm; oyundaki birbirinden farklı maceralar gibi; kendimi bir gün analiz ekranlarında bulurken, başka gün bir arayüz tasarımının renklerini seçerken, bambaşka bir günse paralel bir projeye logo tasarlamaya çalışırken eş zamanı diğer projemizin kütüphanesine yeni duvar ve üniteler eklerken buluyorum. Tam bir “Bölünmüş Kurgu”nun içindeyim kısacası. Keza ekipteki yol arkadaşlarım da öyle ki; başardığımız her şey başarabileceğimiz şeylerinde altından kısa sürede kalkabileceğimize olan inancımızı körüklüyor. Bu sebeple bir sona, varış noktasına doğru değil; vardıktan sonra başlayacak yeni yarışlara koşmayı öğrenmemiz gerekiyor bambaşka evlerden, hayatlardan, öğretilerden gelsek bile… Taşıdığımız bayrak yekpare lakin ellerimizin çeşitliliği en büyük hediyemiz tıpkı Zoe ve Mio gibi…</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fsplit-fiction-farkliliklariyla-guclenen-iki-karakterin-oyunu%2F&amp;linkname=%0A%20%20B%C3%B6l%C3%BCnm%C3%BC%C5%9F%20Kurgu%3A%20Oyunlar%20sadece%20oyun%20mu%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fsplit-fiction-farkliliklariyla-guclenen-iki-karakterin-oyunu%2F&amp;linkname=%0A%20%20B%C3%B6l%C3%BCnm%C3%BC%C5%9F%20Kurgu%3A%20Oyunlar%20sadece%20oyun%20mu%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fsplit-fiction-farkliliklariyla-guclenen-iki-karakterin-oyunu%2F&amp;linkname=%0A%20%20B%C3%B6l%C3%BCnm%C3%BC%C5%9F%20Kurgu%3A%20Oyunlar%20sadece%20oyun%20mu%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fsplit-fiction-farkliliklariyla-guclenen-iki-karakterin-oyunu%2F&amp;linkname=%0A%20%20B%C3%B6l%C3%BCnm%C3%BC%C5%9F%20Kurgu%3A%20Oyunlar%20sadece%20oyun%20mu%3F" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fsplit-fiction-farkliliklariyla-guclenen-iki-karakterin-oyunu%2F&amp;linkname=%0A%20%20B%C3%B6l%C3%BCnm%C3%BC%C5%9F%20Kurgu%3A%20Oyunlar%20sadece%20oyun%20mu%3F" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/split-fiction-farkliliklariyla-guclenen-iki-karakterin-oyunu/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;8&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Bölünmüş Kurgu: Oyunlar sadece oyun mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ofistekiler.com/moladayken/split-fiction-farkliliklariyla-guclenen-iki-karakterin-oyunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>
  Kendine Ait Bir Hayat&#8230;</title>
		<link>https://ofistekiler.com/moladayken/kendine-ait-bir-hayat/</link>
					<comments>https://ofistekiler.com/moladayken/kendine-ait-bir-hayat/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Demirel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 19:21:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moladayken]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[karga]]></category>
		<category><![CDATA[kuşlar]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[tabak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ofistekiler.com/?p=4213</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyayı kurtarmak gibi bir derdim yok benim, gündelik yaşamın içinde yitip gitmek de istemiyorum sadece payıma düşen ne&#8230;</p>
<p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/kendine-ait-bir-hayat/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Kendine Ait Bir Hayat&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="bsf_rt_marker"></div>
<p>Dünyayı kurtarmak gibi bir derdim yok benim, gündelik yaşamın içinde yitip gitmek de istemiyorum sadece payıma düşen ne varsa bu yaşamda, benim tabağıma, hepsini afiyetle yaşamak derdindeyim.</p>



<p>Anlatacağım bir hikayem var ama önce onu yaşamam gerekiyor doyasıya. Ben doyamadan nasıl anlatabilirim ki? Neleri sevdiğimi neleri sevmediğimi bile tam anlayabilmiş değilim, şu yaşımda elimde hala bana verilen tabakla dolanıp duruyorum.</p>



<p>İnsan yaşamayı öğrenmeyi deniyor aslında en yakınından başlayarak tüm çevresini saran insanları izlerken. Belki de bir ördek ailesi olsak daha kolay olacaktı yaşamak, ihtiyacımız olan donanımla ve içgüdüyle doğmuş olacak, kısa bir eğitim sonrası ayrılıp kendi yaşamlarımıza akıp gidecektik, insan olarak doğmak en zoru. Gökyüzünü seyrediyorum yine hiç usanmadan sanki ben bir kuş familyasına aittim, yanlışlıkla son anda bir karışıklığa kurban gitmiş ve kanatlar yerine ayaklarla doğmuşum, ben zoru başarırım gibi bir deli saçma eylemde bulundum herhalde onlar da ya öyle mi diyerek beni itiverdiler aşağı. Kanatlarım yok ya düştüm bir güzel, çakıldım. Ne çakılmaksa gidemedim uzun uzun yıllar, hala doğduğum şehirdeyim, 37 yıl oldu, bazen aklımı kaçıracak gibi oluyorum hala göç edemediğim için, rüyalarımda da hala bu yüzden mi uçuyorum, aklıma takıldı şimdi.</p>



<p>Ben yaşamayı öğrenemediğimi düşünüyorum ya da benim yaşamaktan duyumsadığım şey diğer insanların anladığı ve yaşadığı şeye benzemiyor. Genelde güler yüzlü ve kibar olduğum için sanıyorlar ki rahatlıkla benimle yakınlık kurup konuşabilirler halbuki bilseler onlarla konuşurken yanlarındayken aslında binlerce kilometre uzaklarındayım, şanslıyım ki bilemiyorlar, bilemeyecekler de çünkü bilmekten oluşuyor onların yaşamları. Ama yaşama dair çoğu şey bilmekten mi oluşur ya da hissetmekten mi, tanıklık etmekten mi, içinde kaybolup onunla bir olmakla mı oluşur bir yaşam? Cevabını vereyim, ne kadar canlı varsa ondan oluşur her bir yaşam.</p>



<p>Ah hangi zamanda doğmuş olmalıydım?</p>



<p>Hangi canlı türünde doğmuş olmalıydım?</p>



<p>Kuş değil mi? Bence de. İstediğim zaman istediğim yere göç edebilir, istediğim zaman sebebini sadece benim bilebileceğim şekilde istediğim bir dala konabilir ve nedensiz havalanabilirdim. Hep yükseklerde olurdum, çok sevdiğim gökyüzünde. Şu an bir kelebek bana nispet edercesine uçuyor, ömrün kısa ama yine de havada süzülüyorsun.</p>



<p>Zaman da göreceli neticede bizim için uzun gelen bir yaşam süresi, öldüğümüzde göz açıp kapama süresi mi olacak acaba? Kelebekle o an karşılaşırsak bana güler herhalde. Ne yapıyorduk, yaşama tutunmak için kendimizce sebepler buluyorduk, kitabı alıp sıcak bir çay içmek gibi okurken.</p>



<p>Hikayemi düşünüyorum, kızım hariç, hala sahip olmadığım en güzel şeyi düşünüyorum, beni bekleyen yolları düşünüyorum, birkaç hayalim var çok değil, onlar da pek çılgın sayıldığından az sayıda olmaları kafi. Eşim diyor ki uçuk kaçık hayallerin var senin gerçekçi değilsin,&nbsp; ben son anda kuş yerine insan olarak doğmuşum tabii ki hayallerimde uçuk uçuk olacak. Bir yerden konuyu uçmaya bağlama derdindeyim her seferinde anlasana.</p>



<p>Balkonumuza gelen bir karga var, en sevdiği şeyler yumurta ve tavuk. Çıldırıyor ne zaman görse, her şeyi yiyen bir leş kargası olduğu için ona her türlü şeyi verecek değilim, ağzının tadıyla yesin, bu yaşamda onun tabağına benden düşen lezzetli bir parça olsun isterim. Benim tabağıma düşen lezzetli şeyler ne acaba? Duygular mı, kuşlara ve çiçeklere hayranlık mı, kelimeler mi?</p>



<p>Arrival of the Birds dinliyorum şu an, ilk duyduğum anda olduğum yerde büyülenip kalmıştım, ne dinliyorum ben şu an diye, sanat böyle bir şey mi? Kanatlarım olmasa da müzik sayesinde süzülebiliyorum bende tabağımla.</p>



<p>Bugün elinizdeki size verilmiş olanlara bakın ve payınıza nelerin düştüğünü görün, bunlar son paylar değil unutmayın, hala dolaşıyoruz yaşamayı öğrenirken elimizdeki tabaklarla.</p>



<p>Sevgiler,</p>



<p>Ceren.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fkendine-ait-bir-hayat%2F&amp;linkname=%0A%20%20Kendine%20Ait%20Bir%20Hayat%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fkendine-ait-bir-hayat%2F&amp;linkname=%0A%20%20Kendine%20Ait%20Bir%20Hayat%E2%80%A6" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fkendine-ait-bir-hayat%2F&amp;linkname=%0A%20%20Kendine%20Ait%20Bir%20Hayat%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fkendine-ait-bir-hayat%2F&amp;linkname=%0A%20%20Kendine%20Ait%20Bir%20Hayat%E2%80%A6" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fkendine-ait-bir-hayat%2F&amp;linkname=%0A%20%20Kendine%20Ait%20Bir%20Hayat%E2%80%A6" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/kendine-ait-bir-hayat/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Kendine Ait Bir Hayat&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ofistekiler.com/moladayken/kendine-ait-bir-hayat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>
  Ah Yetmedi mi be!</title>
		<link>https://ofistekiler.com/moladayken/duduklu-tencere/</link>
					<comments>https://ofistekiler.com/moladayken/duduklu-tencere/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Demirel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 18:24:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moladayken]]></category>
		<category><![CDATA[anneanne]]></category>
		<category><![CDATA[büyümek]]></category>
		<category><![CDATA[çeyiz]]></category>
		<category><![CDATA[düdüklü tencere]]></category>
		<category><![CDATA[kalbimin ağrıması]]></category>
		<category><![CDATA[küçük kız çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[mutfak]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[rüyalar]]></category>
		<category><![CDATA[urla]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ofistekiler.com/?p=4209</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yetişkin olarak ilk kez çocukluk resmime baktığımda ağzımdan ‘korkma’ sözcüğü çıkmıştı direk ve gözlerim dolmuştu. O hüzünlü gözleri&#8230;</p>
<p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/duduklu-tencere/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Ah Yetmedi mi be!</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="bsf_rt_marker"></div>
<p>Yetişkin olarak ilk kez çocukluk resmime baktığımda ağzımdan ‘korkma’ sözcüğü çıkmıştı direk ve gözlerim dolmuştu. O hüzünlü gözleri hala içime dokunur, gözlerinden öpüp onu bağrıma basasım gelir. Sade’yi dolaştırırken bir elimde de çocukluğumu dolaştırıyorum bu yüzden. Çocukken ihtiyacın olan yetişkine dönüştüm senin için bir tanem, bu sana verebileceğim en güzel hediye çünkü. Seni çok seviyorum, güzelim benim, canımın içi derim o resme bakıp.</p>



<p>Rüyalarımda gökyüzüne hızlıca yükseliyor, çılgınlar gibi koşuyor ve uçuyorum, çocukluğumdan beri. Bazen rüyamda rüyada olduğumu anlar rüyamı yönlendirirdim, baktım yüksek bir yerden atladım ölmüyorum ya da çıplağım hemen derdim, Ceren bu bir rüya! Yaşasın! Hemen ne yapmak istiyorsam yapardım rüyamda. Herhalde çocukken berbat bir hayat bu be diye bağıramadığım için rüyalarımda uçuyordum.</p>



<p>Kalbimin ağırlaştığını hissettiğimde mutfağa yöneliyor ayaklarım, sonra buzdolabının kapağını açıp bakıyorum uzun uzun aynı çocukluğumdaki gibi. Ne yapabilirim diye düşünüyorum, elimde ne var, sarımsağım limonum var mı diye bakıyorum. Güzel bir yemek için sarımsak, limon, tuz ve az şeker şart bence.</p>



<p>Çocukken en sevdiğim şey haşlanmış mısırdı. Ananemlerin oturduğu sokağa darıcı gelirdi, darıııcııı diye bağırır, mis gibi kokusu sarardı darıların her yeri, hemen ananemden bir 75 kuruş kapar koşardım evden -tanesi 25 kuruş- yetinemem asla bir taneyle. Hızlıca eve gelir birini kardeşime verir, ikisini kendim yerdim. Hani bana demezdi hiç canım ananem, çiçeğim benim. Sonra mahalleden arkadaşlar ben darıyı çok fazla seviyorum diye, büyüyünce darıcı biriyle evlen rahat edersin dedi, elalemin ağzına sakız olacak göz var mı bende hiç, &nbsp;iş başa düştü diyerek, ananemi izleyip düdüklü tencere kullanmasını öğrendim,&nbsp; dedeme darı siparişleri verdim, haftada birkaç gün ağız dolusu darı haşladım. Bu sayede yetişkinler dahi o düdüklü tencerenin ağzını kapatamazken ben hem açıp hem kapatabiliyordum, patlama korkusu olmadan, büyük bir beceri ve gözü karalıktır. Yetişkin olunca düdüklüye gerek kalmadı çünkü güzel darı bulabilmek bir Çin işkencesine dönüştü, şekerli gdolu mısırlar sardı her yanı. İmdadıma yine önceki yazımda bahsettiğim pazarcı amca yetişti, Urla’dan harika tazecik süt mısırlar getirdi. Normal tencereye kaynar suyu koy, darıları sonra ekle, üzerine bolca tuzu at, 10 dakika pişir, sonra ye dedi. Hem çok pratik hem de çok lezzetli oldu.</p>



<p>Geçen sene çocukluğumdaki mısırın bire bir aynı lezzetini Fas’ a eşimin kardeşinin yanına gittiğimizde, pazarı gezerken buldum, gözlerim yerinden fırladı, çocukluk değil mi hemen tanıdım o mısırları. Bolca aldık, hemen eve koşup bahsettiğim usul pişirdim, nasıl mutlu oldum. Bir daha gidemedik pazara, güya Türkiye’ ye getirecektim birkaç kilo mısır ama fırsat olmadı, hala hayıflanırım. Fas’a da bir ara başka bir yazımda ayrıca değinmek isterim çünkü Rabat sen nasıl güzel bir şehirdin öyle, bir daha karşılaşırız dilerim.</p>



<p>Ben büyürken düdüklü tencereler de gelişti, patlama riski olmadan, pratik, herkesin korkmadan pişirebileceği modeller çıkardı markalar. Hala güvenmez çoğu insan, çeyizinde bulunması için dünya para vererek yine de alır o tencereyi. Korkmalarına sebep&nbsp; olan şey&nbsp; pişirirken içinde&nbsp; basınçtan dolayı oluşan havayı salamaması aslında tencerenin. Bu konuda öğreneceğimiz şey var bence düdüklüden, bizde içimizde birikeni patlatıversek bize zorla davrananlara karşı, bir sorun olmayacak, kendi sınırlarını çizmiş ama darmaduman olmuş bir mutfak, oh olsun, zorla açmaya çalışmasaydı onlarda!</p>



<p>Canım çocukluğum, güzelim benim, biz de artık patlasak mı? Artık dayanmayıp salıversek mi içimizde yıllarca birikeni? Ne tuttuk kendimizi be.</p>



<p><em>Ah yetmedi mi be!</em></p>



<p>Sevgiler,</p>



<p>Çocuk Ceren ve Ceren.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fduduklu-tencere%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ah%20Yetmedi%20mi%20be%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fduduklu-tencere%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ah%20Yetmedi%20mi%20be%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fduduklu-tencere%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ah%20Yetmedi%20mi%20be%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fduduklu-tencere%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ah%20Yetmedi%20mi%20be%21" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fduduklu-tencere%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ah%20Yetmedi%20mi%20be%21" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/duduklu-tencere/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Ah Yetmedi mi be!</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ofistekiler.com/moladayken/duduklu-tencere/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>
  Ölmeye Gerek Yok</title>
		<link>https://ofistekiler.com/moladayken/mantar/</link>
					<comments>https://ofistekiler.com/moladayken/mantar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Demirel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 18:22:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moladayken]]></category>
		<category><![CDATA[aşure tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[aşure zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[asya ülkesi]]></category>
		<category><![CDATA[bango]]></category>
		<category><![CDATA[büyükbaba]]></category>
		<category><![CDATA[dedem]]></category>
		<category><![CDATA[komik olmak]]></category>
		<category><![CDATA[mantar]]></category>
		<category><![CDATA[mutfak]]></category>
		<category><![CDATA[Ölmeye Gerek Yok]]></category>
		<category><![CDATA[Semt]]></category>
		<category><![CDATA[tarif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ofistekiler.com/?p=4207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluğumda pizzadaki mantarları ayıklardım, yetişkinliğimde mutfakta zaman geçirmeye başladıktan sonra mantar da hayatıma giren yiyeceklerden biri oldu. Çocuk&#8230;</p>
<p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/mantar/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;3&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Ölmeye Gerek Yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="bsf_rt_marker"></div>
<p>Çocukluğumda pizzadaki mantarları ayıklardım, yetişkinliğimde mutfakta zaman geçirmeye başladıktan sonra mantar da hayatıma giren yiyeceklerden biri oldu. Çocuk Ceren şu halimi görse kahkahalar atardı. ‘’Çok komiksin! İnanamıyorum mantar yediğine!’’ diye. Çok gülme kültür mantarı değil kestane mantarı yiyorum, ah tadı nasıl lezzetli bir bilsen ama önce bi 30 yaşımıza gelelim sonra emin ol çoğu şeyi seveceksin derdim kocaman gülerek ve o tatlı gözlerinden, yanaklarından öperdim onu. Utandıkça daha çok sarılırdım özenle, şefkatle; nasıl olsa benim canım çocukluğum değil mi? Güzelim benim, canımın içi.</p>



<p>Anlatırdım güzelce, bak marketlerde satılan kültür mantarı adı altında beyaz, sası, kof olanlardan değil. İstiridye mantarındaki protein etle yarışır, tertemiz hem de ama yok o da değil. İstiridye mantarı çiğnedikçe ağzımda daha da sulanıyor, benim pişiremediğimden değil yani, duyusal hassasiyet diyelim biz ona. Ama kestane mantarı, işte benim için en güzeli o. Çok kişi de bilmiyormuş, bende bir 30 yılı onsuz geçirdim, normal herhalde bilinmemesi, derdim.</p>



<p>Bugün duymayanlar duysun, layığıyla tanıtacağım şahaneyi. En baştan başlıyorum. Bizim semtte kurulan pazardan bahsetmiştim, orda dünya tatlısı bir teyze var sadece mantar satıyorlar tezgahlarında karı koca. Tezgaha yaklaştığımda hemen yüzümün halinden her şeyi anlarlar, nasıl olduğumu sorarlar, amca mutlaka beni güldürür, teyze geçer annem, kendine çok iyi bak der, alacağım mantarla mutlaka ne pişireceğimi sorar sonra en güzel mantarları benim poşetime fazlasıyla doldurarak beni uğurlar. Kestane mantarıyla beni tanıştıran ilk kişi bu güzel teyze. Yıllardır mantarı ondan alırım. Ondaki mantar bitmişse başka tezgaha gitmem, süpermarketlerden almam, böyle de sadık bir müşteriyimdir, o hafta da mantar yemeyivereyim der geçerim.</p>



<p>Mantarla ilk çalışmaya başladığımda herkes gibi bol soğan sarımsakla mantar sote yapıyordum, benim için lezzetli ama yeterli değildi bu hali. Bir gün hazır közlenmiş patlıcan almıştım-&nbsp; Gurme 212 idi markası hayatımda yediğim tek hazır köz patlıcandır sanki saatlerce uğraşıp da hazırlamışım gibiydi lezzeti, sonra çekildi sanırım piyasadan pek göremedim &#8211; yanına da bol sarımsaklı kese yoğurdu hazırlamıştım, mantar sotem de vardı, bir an üçü bana bakıp ne duruyorsun diye sordu. Demiştim size mutfak canlı bir yer. Pek tabii dedim hemen büyükçe bir salata kasesi çıkardım; tabana köz patlıcanı yaydım, üstüne sarımsaklı yoğurdu koyup karıştırdım, en üste de tavadaki bütün yağı, suyu, lezzetiyle mantarı koyup hafifçe karıştırdım, mantardaki yağın yoğurdun içinde kaybolmasını istemiyordum çünkü. Masaya getirdiğimde bütün ana yemekleri gölgede bıraktı, şaşırmadım doğrusu, böylesi bir kombo elbet doğası gereğini yapacaktı. Sonra bu tarifi daha da geliştirmeye başladım. Mor soğanları yarım ay şeklinde ince dilimledim, küçük sarımsakları seçip sadece boydan ikiye böldüm, mantarları daha büyük gelişigüzel doğradım, sap kısmını çok almadım. Tavada önce yağda lezzetini salması için sarımsaklar sonra soğanlar en son mantarlar yerini aldı. Gerisi yukarıda yazdığım tarif. Etin, tavuğun yanına bilhassa çok yakışıyor, zeytinyağlının yanında serinletici olarak yerini alıyor, baş tacı bir lezzet.</p>



<p>Yıllar önce dedeme pankreas kanseri teşhisi konduğunda ünlü bir fitoterapi uzmanına mail atmıştım sonuçları ve takviyeleri almıştık, gelen takviyeler arasında ilk kez gördüm reishi mantarını, zerdeçalın hap formunu. Mantarlar Asya ülkelerinde çok kullanılıyor, ölümsüzlük iksirlerinden birisi olarak geçiyor hatta. Jetgiller çizgi filmini anımsamıştım elime aldığımda hapları. Bu ufacık şeyler rahatlatacak mı, iyi gelecek mi ki, bütün çabamız aslında dedemin kısa bir zaman içerisinde öleceği gerçeğini görmezden gelmek için miydi, bilemiyorum. Hayatımda gördüğüm en çalışkan, en dirayetli, 5 yaşında yetim kalmış, o haliyle dağda sürüleri gütmeye gitmiş, 14 yaşında İzmir’e gelip evlenmiş, beş çocuk büyütmüş, sayısız akrabaya evini açmış ama asla karşılığını alamamış ve bir daha köyüne geri dönememiş canım dedem.</p>



<p>Dedem her yıl aşure zamanı büyük kazanın karıştırılmasından sorumluydu, bütün malzemeleri öncesinde bakkalından evine taşır, bir gün öncesinden hazırlık kontrollerine başlar- aşureye konulan bakliyatlar 1 gece suda bekletilir, süsler ayrı ayrı tabaklara hazırlanır- sürekli eksik bir şey var mı ben gidip bir koşu alayım, derdi. Sabah erkenden kalkılır, ikinci mutfakta küçük tüpe büyük kazan yerleştirilir sırasıyla malzemeler eklenmeye başlanırdı, dedem karıştırırken bir yandan dualarını da okur, gözünü aşureden ayırmazdı. İkinci bir mutfağı olan sadece bizim ev olabilirdi,&nbsp; büyük mermer bangolar –İzmirliler bango der- şaşal sular, bakliyat makarna dolapları içinde yer alan. Orası benim için büyülü bir yerdi çocukken, mutfaktan yan odaya açılan camı vardı, ne ilginç değil mi? Eve misafir çocukları geldiğinde saklambaç oynayalım deyip, ikinci mutfağa girer yan odadan çıkardım, asla bulamazlardı, ne güzel zamanlardı. Şimdi bir gerçeklikten başka bir gerçekliğe gizlice &nbsp;kaçabilmemiz için aralarında pencereler açılsa keşke. Saklansak ve en güvendiğimiz canlı bizi bulabilse sadece…</p>



<p>Dedem ve ananem bu hayatta benim için hayat ağacımda yer alan en değerli iki insan. Yaşamları boyunca bir kez bile bir şeyden şikayet ettiklerini duymadım, evlatlarının sağlığından, ülke huzuru için duadan ve çok ama çok çalışmaktan başka bir şey bilmediler. Ne zaman kendim için dua istesem, duanın sonuna herkeslerle bir deyip öyle bitirdiler, o zaman biraz gücendim ama şimdi anlıyorum ne büyük bir yürekmiş taşıdıkları.</p>



<p>Ben cennet ya da cehennem diye varılan bir yer olduğuna inanmıyorum. Şu an bir yerlerde bir çocuk ağlıyorsa cehennemdeyiz, ölmeye gerek yok, bir çocuk gülüyorsa cennetteyiz yine ölmeye gerek yok.</p>



<p>Ama siz bu kadar erken ölmeseydiniz.</p>



<p>Sizi her geçen gün daha çok özlüyorum.</p>



<p>En sevdiğiniz torununuz. (Bence)</p>



<p>Ceren.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fmantar%2F&amp;linkname=%0A%20%20%C3%96lmeye%20Gerek%20Yok" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fmantar%2F&amp;linkname=%0A%20%20%C3%96lmeye%20Gerek%20Yok" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fmantar%2F&amp;linkname=%0A%20%20%C3%96lmeye%20Gerek%20Yok" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fmantar%2F&amp;linkname=%0A%20%20%C3%96lmeye%20Gerek%20Yok" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fmantar%2F&amp;linkname=%0A%20%20%C3%96lmeye%20Gerek%20Yok" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/mantar/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;3&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Ölmeye Gerek Yok</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ofistekiler.com/moladayken/mantar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>
  Ama Sonuçta Yazarlar Yazı Yazar Ⅰ</title>
		<link>https://ofistekiler.com/moladayken/ama-sonucta-yazarlar-yazi-yazar-%e2%85%a0/</link>
					<comments>https://ofistekiler.com/moladayken/ama-sonucta-yazarlar-yazi-yazar-%e2%85%a0/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Demirel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Apr 2025 19:14:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moladayken]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[köklenmek]]></category>
		<category><![CDATA[Ludovico Eunadiden]]></category>
		<category><![CDATA[okumak ve daha çok okumak]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazı yazmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ofistekiler.com/?p=4196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşam, yaşama hakkı, yaşamak, yaşamak isteği birbirine benzeyen ama her biri kendi içinde apayrı anlamlar taşıyan kelimeler. Öyle&#8230;</p>
<p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/ama-sonucta-yazarlar-yazi-yazar-%e2%85%a0/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Ama Sonuçta Yazarlar Yazı Yazar Ⅰ</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="bsf_rt_marker"></div>
<p>Yaşam, yaşama hakkı, yaşamak, yaşamak isteği birbirine benzeyen ama her biri kendi içinde apayrı anlamlar taşıyan kelimeler. Öyle bir haldeler ki insan bazen yaşamı dolu dolu kucaklamak istediği halde yaşamak isteğinden boğulur. Uzun yıllar yaşamın kendisini çok sevdiğime inandım aslında yaşama saygı duymaktan kaynaklanan bir hismiş bu. Kendi varlığımı ellerimin arasına alıp yakından baktığımda pek de yaşamadığımı fark ettim, cılız bir fidan gibi güçlü rüzgarlar arasında savrulan ama yıkılmayan bir şey olduğumdan yaşadığımı sanıyormuşum.</p>



<p>İnsan onu saran günlük telaşlar içerisinde savrulurken akıp giden yaşama dahil olamadan yaşayıp toprağa karışıyor nihayetinde.</p>



<p>Bunaldığımda, nefes alamadığımı hissettiğimde genelde gökyüzüne bakarım, bulutların birbiri ardına gidişini,&nbsp; mavilik sandığım rengin tonlarını seyrederim. Bir kendi halime bıraksalar aslında kendi halimde yaşamın içindeyim, hem ondan ayrı hem de ona ait bir şekilde içinde yerleşiğim. Ama bırakmıyorlar. Sanatçının yolu adlı kitabında Julia Cameron, birinci bölümde, delirtenlerden bahseder. Delirtenler sizi sürekli kendi sorunları, kendi varoluş biçimleri ile meşgul eden, sanatınızı ve kendinizi gerçekleştirmenizi sürekli engelleyen, böylelikle de sizi delirtenlerdir. Hepimizin hayatında delirtenler olduğu gibi belki biz de başkalarının hayatında bir delirteniz. Yoo yoo hayır ben değilim demeyin, çocuğunuz varsa onunla ilişkinizi düşünün yok yere bağırıyor kızıyor musunuz, bakınız işte müthiş bir delirtensiniz. Evet acımasız bir örnek çünkü bu ondan daha acımasız bir gerçek. Çocuklar söz konusu olduğunda sığınılacak hiçbir bahaneyi kabul etmiyorum. Yeryüzünde kırgın bir çocuk kalmayana kadar yazacağım diyen Nihan Kaya’nın satırlarını okumayı da en çok bu yüzden seviyorum.</p>



<p>Yaşamın içine karışamamış, kendi varlığıyla yaşamın içerisinde yer almaktan utanan ve daha kötüsü utandığının farkında olmadığı için neden böyle içinde sürekli kötü bir his taşıdığını anlayamayan&nbsp; tüm çocuklar, eğer yetişkinliklerinde kendilerine güvenli bir alan sağlayabilirlerse ancak bu kötü hislerle yüzleşebilirler yoksa hep içinde hiçbir zaman nerede indireceğini bilmediği ve git gide ağırlaşan bir karanlıkla yaşamak zorundalar.</p>



<p>Şu an Ludovico Eunadiden Broken Wings çalıyor, müzik listemde. Doğru müzik sadece, içime attığım tüm kelimeleri görmemi sağlıyor, kelimeyi elime aldığımda tutunduğu anıyı görebiliyorum ve taşıdığı duyguyu hissedebiliyorum. Artık çocuk olmadığım için bu kadar acımasız ve ağır gelmiyor kelimenin kendisi. Kelimeler konuşmaktan çok okumak ve yazmak için var bence. Okumak bu hayatta en sevdiğim şeylerden biri -Hayır Sade senden daha fazla sevmiyorum tabii ki. Sen hep en sevdiğimsin- devamında yazmak ve gökyüzünü seyretmek, kuşları öğrenmek ve çiçekler geliyor. Munis kendi halinde bir yaşam benim dilediğim. Yaşamak için yaşamın kendisine tutunmalıyım, bu yüzden bunlar benim sadece kendim için bulduğum sebepler, sizin de vardır illa. Yoksa da üzerine düşünün, savrulup gitmeyin dünyada.</p>



<p>Ben kökümü toprağa kelimelerle bağladım, yaşamın içinde öyle nefes alabiliyorum. Yıllarca köşede kıyıda bir şeyler karaladım, bazen karşıma çıkınca sizi ben mi yazdım ya diye şaşırıyorum, hiç derlememişim hep içime atmışım. Taşımaya alışkın değil miyim ne de olsa. Ama artık bir köküm var, sen içindekileri dök, ben taşıyacağım sizi diyor. Ne büyük lütuf. İlhamın gelmesine, dahiyane bir kurguya, niş bir fikir bulmama, birileri için bir sorunu çözmeme gerek yok, demiştim ilk yazımda, ben dünyanın öbür ucuna düşenlerdenim, orada başımdan geçenleri anlatsam sayfalar dolusu yazabilirim ve bir kez yazdığımda hep yazabilirim. Çünkü ilk yazım benim köküm.</p>



<p>Yaşamak için yaşamın kendisine tutunabileceğiniz sebepleriniz olsun, bir kökünüz olsun ancak böyle çağlayabilirsiniz sizi sürdükleri uçurumdan düşerken çünkü. Bütün ihtişamınızla -aslında izleyen yere çakıldığınızı sanırken- siz yine kendinizle buluştuğunuzu bilirsiniz. Aynı yolu coşkuyla yeniden izler ve bir daha çağlarsınız.</p>



<p>Yaşamak işte tam olarak bu değil mi?</p>



<p>Sevgiler,</p>



<p>Ceren.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fama-sonucta-yazarlar-yazi-yazar-%25e2%2585%25a0%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ama%20Sonu%C3%A7ta%20Yazarlar%20Yaz%C4%B1%20Yazar%20%E2%85%A0" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fama-sonucta-yazarlar-yazi-yazar-%25e2%2585%25a0%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ama%20Sonu%C3%A7ta%20Yazarlar%20Yaz%C4%B1%20Yazar%20%E2%85%A0" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fama-sonucta-yazarlar-yazi-yazar-%25e2%2585%25a0%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ama%20Sonu%C3%A7ta%20Yazarlar%20Yaz%C4%B1%20Yazar%20%E2%85%A0" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fama-sonucta-yazarlar-yazi-yazar-%25e2%2585%25a0%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ama%20Sonu%C3%A7ta%20Yazarlar%20Yaz%C4%B1%20Yazar%20%E2%85%A0" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Fama-sonucta-yazarlar-yazi-yazar-%25e2%2585%25a0%2F&amp;linkname=%0A%20%20Ama%20Sonu%C3%A7ta%20Yazarlar%20Yaz%C4%B1%20Yazar%20%E2%85%A0" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/ama-sonucta-yazarlar-yazi-yazar-%e2%85%a0/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Ama Sonuçta Yazarlar Yazı Yazar Ⅰ</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ofistekiler.com/moladayken/ama-sonucta-yazarlar-yazi-yazar-%e2%85%a0/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>
  Öyle Ümitliyim Sizden</title>
		<link>https://ofistekiler.com/moladayken/oyle-umitliyim-sizden/</link>
					<comments>https://ofistekiler.com/moladayken/oyle-umitliyim-sizden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren Demirel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Apr 2025 19:09:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moladayken]]></category>
		<category><![CDATA[Cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[nihan kaya]]></category>
		<category><![CDATA[ümitli olmak]]></category>
		<category><![CDATA[z kuşağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ofistekiler.com/?p=4192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun zamandır içinde kaybola kaybola ama kendimi bula bula okuduğum bir kitap var. Acılarımla, kayıplarımla, yaşadıklarımla, tutamamış olduğum&#8230;</p>
<p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/oyle-umitliyim-sizden/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Öyle Ümitliyim Sizden</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="bsf_rt_marker"></div>
<p>Uzun zamandır içinde kaybola kaybola ama kendimi bula bula okuduğum bir kitap var. Acılarımla, kayıplarımla, yaşadıklarımla, tutamamış olduğum tüm yaslarımla yüzleşmemi sağlarken bir yandan da şefkatle sarılan bir kitap. Cesurca yaparsın diye itmiyor beni yaşadığım onca yılın üstüne, kendime kızdığım bir iç sese dönüşmüyor, sessizce tüm şefkatiyle yanımda duruyor. Kitabın ismi Yüzmek, Yaşamak ve Olma Arzusu, Nihan Kaya yazarı. Sanırım hayatımı ikiye ayıracak olsam o mihenk taşlarından biri Nihan Hanımın kitapları, satırları olur. Kızım diyor ki, anne sen bu kitabı çok mu seviyorsun, niye evin her yerinden bu kitap çıkıyor, haklı çocuk, kitap bir uzvum gibi dolanıyor çünkü benimle evde ve sokakta. &nbsp;</p>



<p>Kendimi bildim bileli hiçbir yere ait hissedemedim, bir yer bulamadım. Belki de dünyaya kordon boynuma dolandığından boğularak doğduğum içindir, nefes alamıyorum hissi ile başa çıkamadığım günlerin sayısı yaşadığım günlere nazaran daha çok. Duygularımı saklamayı da iyi öğrendim çünkü anlaşılabileceğimi hissetmezdim, bir gün anlaşılırım ümidiyle içimdeki duyguları kelimelere dönüştürüp onları da sakladım. İçimde saklananlar çoğaldı da çoğaldı böylece, temeli duygular ve kelimelerden oluşan bir yapının göklerin hangi katına uzanabileceğini artık siz tahmin edin.</p>



<p>Eşime hep derim; sen ben ve kızımız, izole bir yaşam sürsek, en az 3 mevsimin gelip geçişini izlesek bir tepede, bir dağın başında, bir kuş gibi konsak oraya, yuva yapsak, kimseyi görmesek, konuşmak zorunda kalmasak. Bedensel işlerden yorgun düşsek, yorgun argın ama huzurlu olarak birbirimizin gözlerine baksak, sıcacık kokusu evi saran yemeklerin olduğu bir sofraya otursak üçümüz sonra&nbsp; atıversek kendimizi sıcacık yataklarımıza, bir soba başına. Bulutların gökyüzünden süzülüşünü izlesek, hiç bilmediğimiz kuş türlerini görsek, temiz havayı solusak, kendi sesimizi kendi varlığımızı ve nihayetinde sadece bir insan olduğumuzu hatırlasak.</p>



<p>Günümüz dünyasında yaşamak benim için git gide daha zorlaşmakta, çocukluğumdan beri içinde nefes alamadığım akvaryum artık bir yetişkine dönüştüğümden beni içinden atmak için can atıyor, bende onun içinde kalmaya hevesli değilim ama canım ülkemde başka bir çıkış yolu bulamadım henüz.</p>



<p>İnsan hiç mi değişmez, bir ülkenin kaderi hiç mi değişmez? Bir kız çocuğunun kaderi bu topraklarda hiç mi değişmez? Karamsar değilim ama çok ümitli olmak da bizi en harika sonuçlara götürmüyor, bireysel kurtuluşumuza odaklanarak toplu kurtulabiliriz ancak.</p>



<p>Ama Z kuşağından çok ümitliyim, Alfa Beta hepsinden ümitliyim. Bizler Y kuşağıyız, zinciri kırmak için çok uğraştık bu yüzden sizin o pırıl pırıl gözlerinizden çok ümitliyim, iki deli mavi göz yardı ya bütün karanlığı bir kez, öyle ümitliyim sizden.</p>



<p>Sevgiler,</p>



<p>Ceren.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Foyle-umitliyim-sizden%2F&amp;linkname=%0A%20%20%C3%96yle%20%C3%9Cmitliyim%20Sizden" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Foyle-umitliyim-sizden%2F&amp;linkname=%0A%20%20%C3%96yle%20%C3%9Cmitliyim%20Sizden" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Foyle-umitliyim-sizden%2F&amp;linkname=%0A%20%20%C3%96yle%20%C3%9Cmitliyim%20Sizden" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Foyle-umitliyim-sizden%2F&amp;linkname=%0A%20%20%C3%96yle%20%C3%9Cmitliyim%20Sizden" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_copy_link" href="https://www.addtoany.com/add_to/copy_link?linkurl=https%3A%2F%2Fofistekiler.com%2Fmoladayken%2Foyle-umitliyim-sizden%2F&amp;linkname=%0A%20%20%C3%96yle%20%C3%9Cmitliyim%20Sizden" title="Copy Link" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a></p><p><a href="https://ofistekiler.com/moladayken/oyle-umitliyim-sizden/"><br />
&lt;span class=&quot;bsf-rt-reading-time&quot;&gt;&lt;span class=&quot;bsf-rt-display-label&quot; prefix=&quot;Okuma Süresi&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-time&quot; reading_time=&quot;2&quot;&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class=&quot;bsf-rt-display-postfix&quot; postfix=&quot;dk&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Öyle Ümitliyim Sizden</a> yazısı ilk önce <a href="https://ofistekiler.com">Ofistekiler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ofistekiler.com/moladayken/oyle-umitliyim-sizden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
