BİYOGÜVENLİK KABİNİ

Biyogüvenlik Kabinleri (BGK)

Bu kavram ile hayatınızda hiç karşılaştınız mı bilmiyorum. “Biyogüvenlik” kavramı; sağlık, kimya gibi insan sağlığına doğrudan etkisi olan kritik sektörlerde çalışan kimselerin daha sık duyduğu bir kavramdır. O halde herkesin biraz bilgi sahibi olmasını sağlayacak yazımıza başlayabiliriz.

Biyogüvenlik Kabini (BGK) Nedir?

Tehlikeli veya içeriği bilinmeyen materyaller, bakteriler, virüsler ve diğer mikroorganizmalarla yapılan çalışmalarda birincil koruma sağlamak amacıyla geliştirilmiş bir teknolojidir. Hava yoluyla bulaşma riski olan tehlikeli ajanlarla çalışmalarda primer bariyer korunma sağlayan BGK cihazları personel, çevre, ürün/materyal koruma gereklilikleri ve çalışılan mikroorganizmanın tehlike riski seviyesine göre sınıflandırılmaktadır. BGK içine alınan havanın resirküle edilme oranına göre Class II kabinler ayrıca tiplendirilmektedir (çeşitlenmektedir).

Biyogüvenlik Kabini Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

İlk kez 1941 yılında Meyer ve Edie laboratuvar kaynaklı 74 bruselloz vakası yayınlamışlardır. Sulkin ve Pike 1949 yılında 21’ i ölümle sonuçlanan 222 viral infeksiyon bildirmişlerdir. 1976 yılında Pike tarafından yayınlanan sürveyansa dayalı bir başka çalışmada ise büyük çoğunluğu bakteriyel (%42,5) ve viral (%26,7) olmak üzere 3921 infeksiyon bildirilmiş ve toplam %4,2 ölüm oranı rapor edilmiştir. Bunların yaklaşık %20’ sinin sebebi bilinen bir laboratuvar kazasına, geri kalan kısmının ise büyük olasılıkla aerosol kaynaklı kontrolsüz laboratuvar uygulamalarına bağlı olabileceği düşünülmüştür.

Bu kötü ancak öğretici deneyimler, öncelikle laboratuvarlarda çalışan personelin çalışma koşullarına ve uygulamalara bağlı riskleri azaltmanın daha iyisi tamamen ortadan kaldırmanın önemini ortaya koymuş ve girişimlere zemin hazırlamıştır. Bu anlamdaki günümüzde girişimler genel anlamıyla “Laboratuvar Güvenliği” daha spesifik olarak ise “Biyogüvenlik” başlığı altında irdelenmektedir.

Biyogüvenlik kavramı, kriterleri, standartları ve uygulamaları, zaman içerisinde değişim/gelişim göstermekle birlikte, günümüzde özellikle mikrobiyoloji, biyokimya ve patoloji gibi potansiyel risk taşıyan materyal ile çalışılan laboratuvarlarda personel ve çevrenin korunması amacıyla alınması gerekli önlemler yeterince standardize edilmiş durumdadır.

Biyogüvenliğin esas amacı çalışanları, diğer insanları ve çevreyi potansiyel tehlikeli mikrobiyolojik ajanlardan korumaktır. Korunma, kavramsal ifadeyle tecrit (containment) amaca uygun kullanımlarda temel olarak iki teknik savunma hattını kapsamaktadır.

Biyogüvenlik Kabin Türleri ve Koruma Alanları

Her ülke, bölge veya laboratuvar, çalışacağı mikroorganizmanın bulunduğu risk grubu yanında yapacağı çalışmalardaki tehlikeleri ve potansiyel riskleri çok iyi hesap etmelidir. Çalışmaların hangi düzeyde yapılması gerektiği her risk grubu için az-çok bilinmesine rağmen bir laboratuvarın çalışacağı düzey ve ayrıntılı çalışma sistematiği profesyonel risk analizi yapılmadan kolaylıkla söylenemez. Biyogüvenlik seviyeleri için gerekli alt yapı ve tasarım Tabloda özetlenmiştir.

 

Biyogüvenlik Kabinleri

Biyogüvenlik kabinleri esas itibariyle çalışan personel ve çevreyi infeksiyöz aerosol ve sıçramalardan korumaya yönelik tasarımlanan hava akımı düzenlenmiş cihazlardır. Bu cihazların en önemli iki özelliğinden biri amaca yönelik kontrollü hava akımı sağlaması diğeri ise hava içerisindeki mikroskobik partikülleri elimine etmesidir.

Eliminasyon, BGK’ lar içerisindeki ventilasyon ya da mekanik hava yolu üzerine yerleştirilmiş HEPA adı verilen bir tür filtre veya filtre sistemleri tarafından sağlanmaktadır. Ancak bu oluşumun fonksiyonel olabilmesi için BGK’ ların;

  1. Üretim aşamasında standardizyon ve kalite kontrolleri yapılarak sertifiye edilmesi,
  2. Kurulduğu alanlarda kullanım öncesi performans testlerinin yapılması,
  3. Yıllık kontrol, bakım veya sertifikasyon işlemlerinin yapılması,
  4. Kullanım kural ve şartlarına uygun şekilde kullanılması ile mümkün olabilir.

Uygun üretim ve kullanım testleri yapılmamış BGK’ ların kullanılması çoğu zaman yarardan çok zarar verebilir. HEPA, 0.3 µm’ den daha büyük mikroskobik parçacıkların %99,97’ sine karşı geçirgen olmayan, hatta daha küçük partikülleri de tutabilme özelliğinde olan borosilikat fiberden üretilmiş filtreler olarak bilinmektedir.

Sınıflandırma

BGK’ lar zaman içerisinde az ya da çok bazı değişiklere uğramış olmasına rağmen bugün son sınıflandırmaya göre üç sınıf biyogüvenlik kabini vardır. Sınıf II kabinler A ve B tipi olmak üzere iki tipi, her bir tipin ise A1/A2 ve B1/B2 olmak üzere ikişer alt tipleri mevcuttur.

Aralarında esas itibariyle ön açıklıktan kabin içine alınan hava akım miktarı/hızları, sirkülasyon oranları ve egzoz sistemleri yönünden farklar bulunmaktadır.

1. Sınıf I Biyogüvenlik Kabinleri (BSC-I): Sınıf I BSC’ler çalışan kişiyi ve çevreyi mikrobiyal infeksiyon riskinden korumaya yönelik tasarlanmış çalışma kabinleridir. Oda havası ön açıklıktan içeri, oradan da HEPA filtrelerden geçerek dışarıya atılır. Çalışma yüzeyine doğrudan oda havasının girmesi dolayısıyla ürün koruma özellikleri yoktur. Ancak potansiyel olarak kirli/kirlenen havanın HEPA filtreden atılması personelin ve çevrenin korunmasını sağlar. Ayrıca doğrudan dış ortam bağlantısı yapıldığında uçucu radyoaktif/kimyasal maddeler ile daha güvenli çalışma sağlarlar. Basit tasarımları dolayısıyla dünyada halen yaygın olarak kullanılmaktadır. Hava akış hızı TS EN 12469 standardına göre 0.7 m/saniye ile 1.0 m/saniye arasında olmalıdır. Daha fazla olması istenmeyen türbülans oluşumuna neden olur. Risk değerlendirmesi sonucunda “thimble” tip (dikiş yüksüğü/Şekil 4), doğrudan dış ortam bağlantılı (hard duck) veya bağlantısız şekilde kullanılabilir.

 

2. Sınıf II Biyogüvenlik Kabinleri (BSC-II): Bu tür kabinler daha kompleks yapıya sahiptirler. Personel ve çevre korunması yanında ürün korumaya yönelik olarak da tasarlanmış olmaları dolayısıyla daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Çalışma yüzeyindeki ön panel açıklık altında bir ızgara sistemi bulunur. Buradan dış ortam oda havası doğrudan HEPA filtrelere yönlendirerek önce temizlenir. Daha sonra ise temiz havanın ön panel açıklıktan giren hava ile “güvenli hava duvarı” oluşturacak şekilde çalışma yüzeyine laminar akım halinde basılması sağlanır. Bir kısım hava dışarıya atılır. Böylece hem çalışma yüzeyi temiz kalır hem de personel ve çevre korunmuş olur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün son bir sınıflandırması ile hava akım hızları ve resirkülasyon oranlarına göre iki farklı tipin (A ve B), dört alt tipi (A1, A2, B1 ve B2) tarif edilmiştir (daha önce CDC kaynaklarında BGK SınıfI II B3 olarak tanımlanan alt tip burada A2 olarak ifade edilmektedir). Risk grup 2-3 mikroorganizmalar ile çalışılırken kullanılması önerilmektedir. Ayrıca pozitif basınçlı laboratuvar giysileri kullanılan BSL-4 “suit” laboratuvarları içerisinde de kullanılabilecekleri belirtilmektedir.

 

Sınıf-II A1 BSC: Ön açıklıktan içe doğru hava akış hızı en az 0,38 m/saniye olmalıdır. Oda ortamından alınan hava HEPA filtreden geçirilerek çalışma yüzeyine temiz laminar hava akımı olarak gönderilir. Laminar hava akımı türbülansı düşürürek potansiyel çapraz kontaminasyon oranını minimize eder. Çalışma alanı içerisinde oluşan aerosol, akım içerisinde tutularak bertaraf edilir. Hava akım resirkülasyon oranı %70 olup, HEPA filtre yoluyla oda içerisine veya dışarıya atılan hava %30’dur. BSC-IIA1 dış ortama doğrudan veya “thimble” bağlantı yapılarak kullanılabilir. Uçucu kimyasal veya toksik maddelerle kullanıldığında dış bağlantısının yapılması gereklidir. Bu durumda oda içi basınç değişimlerine bağlı olarak geri tepme ve türbülans önlemleri alınarak bina havalandırmasına veya mekanik fan sistemi içerisine bağlanmalıdır.

Sınıf IIA2, B1 ve B2 BSC: Bu kabin türleri esas itibariyle negatif basınçlı alanlarda ve/veya negatif havalandırma sistemlerine sahip bina egzozlarında kullanılır. Aralarındaki en önemli fark içerisinde resirküle eden hava oranlarıdır.

Sınıf II C1 BSC: HEPA/ULPA filtreli aşağı akış havası büyük ölçüde iç sirkülasyon ile giriş havası ve üfleme hava yoluyla 100 ft/dak (0,51 m/s) asgari ortalama akış hızını korur. Filtrelerin içinden hava kirli havanın girerek, temiz havanın geri girmesini sağlar, tüm biyolojik olarak kirlenmiş kanalları ve plenumları negatif alır ve HEPA/ULPA filtrelenmiş havayı laboratuvara geri gönderebilir. (ANSI NSF 49-2016)

3. Sınıf III BSC: Esas itibariyle BSL-4 laboratuvarlarında risk grup 4 mikroorganizmalarla çalışmaya yönelik tamamen kapalı bir sistem kabini olarak üretilmişlerdir. İç hava resirkülasyonu yoktur ve tam izolasyon sağlanmış durumdadır. Doğrudan dış ortam bağlantısı yapılır. Materyal akışı pas-box ve otoklav yoluyla yapıldığı ve atık yolu doğrudan otoklav bağlantılı olduğu için güvenlik maksimumdur. Çalışma yüzeyine kabin ile kombine tasarlanmış oldukça dayanıklı (heavy-duty) lastik eldivenler yoluyla ulaşılır.

 

Sertifikalandırma

Bugün ülkemizde mikrobiyoloji laboratuvarlarında hem ürün koruma hem de personel ve çevre koruma amacıyla en yaygın kullanılan biyogüvenlik kabini genel olarak Sınıf II A1 tipidir.

Kabin hem üretim aşamasında hem ilk kurulduğu yerde hem de yıllık olarak düzenli şekilde kontrol edilmelidir. Bir sertifikasyon işleminde; kabin bütünlük, HEPA filtre sızdırmazlık, kabin içi hava akım profili, ön hava akış, negatif basınç/ventilasyon oranı, hava akım duman testi ve uyarı testleri yapılması gereklidir. Ayrıca gerekiyorsa elektrik kaçak testi, vibrasyon ve ses düzey testleri de yapılabilir.

Birkaç ön test ve değerlendirme yapabilen özel ve kamu kuruluşu vardır. Biyogüvenlik kabinlerinin kontrol ve performans testlerini tanımlayan ve düzenleyen standart TS EN 12469 ‘dur.

Yapılması gereken rutin test işlemleri sırasında bazı zorunlu testler TS EN 12469’ da belirtilmiştir. Bunlar;

 

Ayrıca uluslararası standartlara uygun şekilde üretilmiş bile olsa kabinin nakliye işlemlerinden sonra kurulduğu laboratuvarda ayrıca kontrol ve performans testlerinin tekrarlanması yanında yıllık sertifikasyon işlemlerinin yapılması zorunludur.

Bunu önleme adına kullanıcı öncelikle kabin pazarlayan ve üretim yapan firmaların üretim aşamasında hangi sertifikasyon ve kontrol işlemlerini yaptığını ve kurulduğu yerde hangi performans testlerini yapılabileceğini soruşturmalıdır.

Ülkemizde Maalesef ki BGK’ lara gerekilen önem verilmemektedir. Bu durum firma ve kullanıcıların bilgisizliği ile birleştiğinde tehlikeli ve risk dolu bir kabine sahip olma ve kullanma olasılığını arttırmaktadır…

 

Umarım yazımdan keyif almışsınızdır. Her türlü görüş, soru ve önerileriniz için iletişim adreslerim;

[email protected]                  [email protected]

 

Facebook Krizi

 

Bugün pek çoğumuzun farklı kimlikleri var , bulunduğumuz duruma , ortama göre değişen. İşte ki siz , evde ki siz , arkadaşlarınızla siz ve tabi Sosyal medya’da siz .En renkli kimliklerimiz çoğunlukla bu mecralarda. Sosyal medyada ki siz,  gerçek size ne kadar yakınsa siz sosyal medyaya o kadar uzaksınız, tam sizse ve çok sık da paylaşım yapıyorsanız eyvah …Sosyal medya kimliğiniz yapışmış size ama üzülmeyin  siz içerik uzmanısınız. Sosyal medyada yaratılan kurgu yaşamlarını gerçek sanan ve onu kendine kimlik edinen kitleler var, bu da yeni nesil yaşamlar.

Sizi hiç tanımayan biri sosyal medya hesaplarınızı incelerse ne düşünür ?

Benim sosyal  medya hesaplarımda paylaşımlarıma bakan biri  Pintereset ‘te çağdaş takı tasarımcısı, İnstagramda çok gezen, Linkedin de futurizmle ilgilenen biri olduğumu düşünebilir. Facebook’ta kitle yaşlandı, son yıllarda hiç paylaşım yapmıyorum. Tweeter çok kontrolsuz ona hiç adapte olamadım , çok fazla içerik var. Oralardan bir sonuç çıkmaz. Hepsinde de çok aktif olmak mümkün değil zaten , ciddi bir mesai gerekir. Velhasıl hepsini toparlasak bile aslında gerçeği çok yansıtmaz.

Şahane hayatlar yaşadığımız sosyal medyada  dert yok , tasa yok , her şey çok toz pembe . Bir elimiz yağda bir elimiz balda , partilerden , tatillere , kahvaltılardan, gecelere , ağustos böceğinden hallice ama karınca kadar başarılı, dünyalar güzeliyiz,  süperiz. Oscar’a aday çok , herkes celebrity. Sosyal medya kafası, kusursuzluk … Evet abarttım ama hadi itiraf edelim sosyal medya kimliklerimiz önemli ve bazı hayatlar bu kimlikler için yaşanıyor sanki. Anti hesaplarda yok değil ama sayıları çok az.

Sosyal Medya Penetrasyonu Türkiye ( 2017 Q3-Q4)

 

Kaynak:https://www.statista.com/statistics/284503/turkey-social-network-penetration/

Peki  yarattığımız bu kusursuz dünya  ne kadar güvenli ?  Hiç okumadan onayladığımız kılavuzlarda , nelere izin veriyoruz ? İzin vermediğimiz içerikler veya datalarımız paylaşılsa haberimiz olur mu ?

Facebook bu tip bir güvenlik davasıyla karşı karşıya . Bugün neredeyse iki milyarın üzerinde aktif kullanıcısı olan Facebook kurucusu ve üst düzey yöneticisi Mark Zuckerberg  kullanıcı verilerini paylaştığı için özür diledi. Nisan ayı Zuckerberg için pek de eğlenceli geçmiyor. İngiliz, Cambridge Analytica şirketinin 50 milyona yakın Facebook kullanıcısının verilerini , 2016 ABD seçimlerinde ve Brexit refarandumunda sonuçları etkilemek üzere izinsiz kullandığı iddia edildi . Cambridge Analytica şirketinin CEO’su istifa etti. CEO’nun verilerin Trump aleyhine kullanıldığına dair bir videosu ortaya çıktı.Facebook’a bir yatırımcısı ve bir kullanıcısı dava açtı. Facebook bu durumdan etkilenen kullanıcı sayısının 87 milyon’a yakın olduğunu duyurdu”Facebook Sil” kampanyası başlatıldı , tabi bu kampanyalar yine diğer sosyal medya sitelerinde yayıldı.

Facebook , İnstagram ve Whatsup’un da sahibi aynı zamanda. Buralarda ki paylaşımlar düşünüldüğünde elinde çok acaip bir data olduğu ortada.

11 Nisan’da Mark Zuckerberg ABD Temsilciler Meclisi , Ticaret Komisyonu’na ifade verdi. Alexandar Kogan adlı bir bilim insanın Facebook üzerinden yaptığı bir uygulamanın datalarını Cambridge Analytica’ya satması mevzu bahis. Facebook burada kendi izninin , bilgisinin olmadığını savunuyor. Mark Zuckerberg savunmasına iyi çalışmıştı yine de ilginç diyaloglar yaşandı. Özel yaşamın 3. Kişi veya kuruluşlara verilmesine ilişkin Mark Zuckerberg’in empati yapmasını sağlayan anlardan birini aşağıda paylaşıyorum.

 

https://www.youtube.com/watch?v=8V3Rh2rISHM

Benzer bir an da , davaya kısa bir ara verildiği anda Zuckerberg’in dosyasının açık kalması ve bir kişinin dosyanın fotoğrafını çekmesi oldu. Saatlerce  ifade veren Mark Zuckerberg’ in kısa bir arada masada bıraktığı notları, yardımcıları tarafından hızla kapatılmadan  önce iki sayfası  gazeteci Andy Harnik tarafından gayet net, okunabilir şekilde fotoğraflandı. Dosyanın iki sayfası bile ders niteliğinde, Mark Zuckerberg ‘in çok yönlü düşünme yeteneği burada da kendini gösteriyor. Kendisinin ve ailesinin de verilerinin paylaşıldığını, kendisinin de mağdur olduğunu vurgulamış notlarda.

 

 

Facebook , hızlı büyüyen ve içeriklerinin kontroluyle ilgili sorunlar yaşayan bir şirket.Daha öncede farklı güvenlik açıklarıyla gündeme gelmişti. Mark Zuckerberg bu durumu düzeltmek için bir kaç yıl gerektiğini ifade etti. Sosyal Medya Siteleri, diğer hizmet ve ürün sağlayıcılardan farklı kurgulara sahipler, kullanıcılar direkt gelir sağlamıyor şirkete, kalabalık ortam ve içerik yaratıyorlar , gönüllü  çalışan aynı zamanda hedef kitle. Bu kitleye ulaşmak isteyen markalar bu mecraları kullanıyor.Ama içerik için çok fazla bir sınır olmadığı için , kullanım alanı çok geniş. Kontrolu de bir o kadar zor oluyor gözüküyor . Mark Zuckerberg ve diğerleri güvenlik açıklarını nasıl çözecekler izleyip göreceğiz , şimdilik dava ilgi çekici.

Bakalım gelecek nesiller bu şeffaflıktan , özel hayatın bu kadar ortada , her anın kayıtlı olmasına bir tepki geliştirecekler mi ?”Kral Çıplak” diye ilk hangi nesil tepki verecek ?  Daha kapalı yaşama ihtiyacı ne zaman doğacak ve yaygınlaşacak? Ya da bu ihlalleri önleyen , kişinin hakkında çıkan her şeyi bildiren uygulamalar mı yapılacak ? Hani markalar hakkında çıkan tüm haberleri gönderen şirketler vardır, sıradan insanlar içinde böyle bir şey yapılır belki…