OFİSTE HAYALLER – YILLIK İZİN

Herkese Merhabalarrr ?

Ofis çalışanları olarak hepimizin bazen çok farklı bazen de birbirine çok benzeyen hayallerimiz oluyor. Bundan sonra tüm hayallerimizin paylaşarak gerçekleşmesi için bir adım atmış olacağız. Bu hayalleri birlikte kurdukça aramızdan bazılarına motivasyon olacak ya da sesimizi duyurup hayallerimizin gerçekleşmesini sağlayacağız. Neden olmasın değil mi? ?

Havalar ısınmaya ve tatil planları yapmaya başladığımıza göre ilk hayalimiz yıllık izinler olsun.

 

 

Genel olarak 2 haftadan başlayarak yıllar geçtikçe artan bir düzende yıllık izin hakkımız oluyor. Bu izin süresi hangimize yetiyor ki? 2 haftalık izinde dinlensek mi, gezsek mi, ailemize mi vakit ayırsak , yeni yerler mi keşfetsek bilemiyoruz.

Yıllık izinlerimizin en az 5-6 hafta olduğu bir düzen çok güzel olmaz mıydı? 2 ayda bir işten biraz olsun uzaklaşabilmek, enerji toplamak, motive olmak…

Böylece yapmamız gereken bir sürü işi de halletmiş olurduk. Hem ailemize vakit ayırabiliriz, hem de dinlenebiliriz. Bir seferinde dinlenmeli denize/havuza girmeli bir tatil yapsak, diğer sefer  yeni yerler keşfederek vaktimizi geçirebilseydik. Bunların hepsini yaptıktan sonra yıl içerisinde oluşabilecek ani durumlar için yıllık izini bir kenarda tutabilirdik.

Her mevsim tatilin, dinlenmenin keyfine varabilirdik. İlla tek bir mevsim seçmemiz ya da tatil yapabilmek için yaz mevsimini beklememize gerek olmazdı. Böylece motivasyonumuz da sürekli yüksek olur ve işe döndüğümüzde daha mutlu daha motiveli bir şekilde çalışabiliriz.

Bir hafta sadece evde oturup miskinlik yapmayı kim istemez ki? Kitaplara dalmayı, filmlerle eğlenmeyi, belki yepyeni tarifler bulup uğraşmayı. Tüm evin düzenini değiştirmeyi istiyoruz ve hepsine sürekli çalışırken vakit bulmak ‘birazcık’ zor olabiliyor. Bir de  toplam yıllık iznimiz sınırlı olduğu için evde oturarak bunu harcamayı istemeyebiliyoruz. Eğer miskinliği tercih edersek diğer seneye kadar aklımızda hep deniz, kum ve güneş olabiliyor.

 

Bir yılın 52 haftadan oluştuğunu düşününce 50 hafta çalışıp sadece 2-3 hafta tatil yapmak bana yetmiyor ve benimle aynı fikirde olanların çok büyük bir çoğunluk olduğunu da biliyorum. ?

O zaman herkesi hayallerini yazmak için yorumlara bekliyorum. Çok kalabalık olursak belki sesimizi duyan olur  ve daha çok tatil yaparız ?

Yıllık izinler, tatiller derken bu yazının önerisi de birazcık bununla alakalı olacak. Belki duyanlarınız olmuştur. Bi Kutu Mutluluk diye bir site var ve küçük mutluluklar gönderiyor. Bu ayın sürpriz kutu konsepti ise ‘Macera’, tam da yazımıza uygun değil mi? ? İsterseniz tek tek ürün seçimi, isterseniz sürpriz kutu aboneliği yapabiliyorsunuz. Hem kendinize hem sevdiklerinize farklı bir hediye arayışındaysanız bir göz atın derim –> bikutumutluluk.com

Hepimiz mutlu olmayı hak ediyoruz ve bunun için çok büyük olayları beklememeliyiz. Öncelikle kendinize ve sonra etrafınıza baktığınızda mutlu olmak için çok fazla sebep bulacaksınız. En önemli mutluluk sebebi ise sizsiniz, bunu her zaman hatırlayın!

Sevgilerrrr

Çalışan Nasıl Çalışmalı !!!

Bir önceki yazımda yöneticinin bir çalışanı nasıl yönetmesi ile ilgili bir yazı paylaşmıştım. Sonrasında düşündüm ki öyle bir yönetim şekline nasıl bir çalışan olmalıyız. Her şeyi devletten beklememeliydik. O yüzden bir çalışan olarak nasıl çalışmamız gerektiğini gelin birlikte yazalım:
– Çalışan işini sevmeli yada sevdiği bir işi yapmalı yada sevmiyorsa o koltukta durmamalı – ekibin sağlığı için:) –
– Çalışan işine saygı duymalı. Saygı duymadığı bir iş için verimli çalışma yapamaz.
– Çalışan ekibine bağlı olmalı. Her ne kadar ekip içinde sevmediği insanlar dahi olsa işine olan saygısı nedeni ile birlikte bir sekronize yaratıp uyum içinde çalışmalı.
– Çalışan iş bakış açısı ile sonuç odaklı olmalı. Asla bir iş yarım kalmamalı. Çözümü yok diyip bırakılmamalı. Hayatta tek çözümü olmayan ölümdür oda bakidir zaten.
– Çalışan mutlaka çalışma saatleri içinde çalışmalı. Mesaiye kalmak çok çalışmanın değil verimsiz çalışmanın bir göstergesidir. Mesaiye kalmak hem şirket bütcesine ek masraf hemde departman büçesinin şişmesine sebeptir.
– Sürekli çözüm odaklı olmalı bir çalışan. Hiç bir zaman pes etmemeli. Hergün yeniden başlamalı günün sonunda elinde bir şey kalmasada savaşmalı.
– Yöneticisini anlamalı , empati kurmalı. Neden bu şekilde yaklaşım sergiledi diye sorgulamalı.
– Yöneticisine güven duymalı elbet ama asla sorgulamadan durmamalı. Yaptığı işi sorgulayarak en pratik ve kısa yoldan nasıl halledeceğini araştırmalı.
– İşini geliştirmeli. geçen tüm aylar asla birbirinin tekrarı olmamalı. Çalıştığı dönem boyunca ne geliştirdi neyi iyilşetirdi. Ne kazandırdı bunun muhakkemesini yaparak ilerlemeli.
– Adaletli olmalı. Ekip arkadaşına , Yöneticisine , İç müşterisine, saygılı olmalı ve objektif olmalı.

planning_01-750x422

-Hiç kimse mükemmel değildir. Her zaman bir hata yapılabilir ama önemli olan “ADİ HATA” yapmamalı. Bu “GÜVEN KIRIKLIĞI” yaratır.
-Yaptığı çalışmalarda başkalarının fikirlerini duymalı. Aklına yatarsa iyileştirme olarak çalışmasını güncellemeli.
-Bencil olmamalı. “HIRS” ve “EGO” yapmamalı.
-Benim dediğim doğru herkes benim dediğimi yapmalı gibi yargılar oluşturmamalı.
-“Herkes benim dediğime doğru derse Yanlış yapmaktan korkarım” fikri aklından çıkmamalı.
– İşini eve taşımamalı. Şirketin ona verdiği çalışma zamanında etkin düşünmeli ama onun dışında kendi hayatını yaşamalı.
-İş hayatında yaşadığımız uzun zamanlardan dolayı illaki arkadaşa ve dostta ihtiyaç olur ama asla yaptığın işle arkadaşlarını bunaltmamalı 🙂
-Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama eğer ortada bir iş varsa kanlı bıcaklı olduğun kişi ile bile o iş için yapmak zorunluluğun vardır. İş bitsinde gerisi mühim değil.

Velasıl kelam bir çalışan işini tutku ile bağlansın da gerisi mühim değil 🙂

İşinizi sevmeniz dileği ile…