OFİSTE HAYALLER – ÇALIŞMA SAATLERİ

Herkese merhabalar ? 

Havalar yavaştan ısınmaya başlarken hayaller de artıyor bu dönemde. Ama bazen hayatın temposuna kendimizi o kadar kaptırıyoruz ki hayal kurmak, kendimize bakmak, güzel vakit geçirebilmek gibi birçok şeyi yapmayı unutabiliyoruz. Bu yüzden yine hepimizin ahh keşke dediğini düşündüğüm bir hayal ile sizinleyim, daha kısa çalışma saati daha çok biz ???

Birçoğumuz 8.00-17.00 olarak belirtilen aralıkta çalışıyoruz. Ama çalıştığımız saat aralığı bu şekilde görünse bile özellikle büyükşehirlerde yaşanan trafik sıkışıklığını ve ev-iş arası mesafeyi de göz önüne alınca bu saat aralığı 6.00-18.30 hatta daha uzun bile olabiliyor. Böyle bir durumda işten önce zaten herhangi bir aktivite için vakit kalmadığı gibi sonrasında da yorgunluk, trafik, ev derken çoğu zaman kendimizi bile unutabiliyoruz. 

Bu yüzden bana göre (hatta hepimize göre ?) çalışma saatleri daha kısa ve çeşitli olabilir. Bunun üzerine herkes evine yakın yerde de çalışırsa deymeyin keyfimize ?Ama şimdi sadece saatlere odaklanalım, mesafeler sonraki yazılarda detaylansın ? 

Saatlere geri dönecek olursak 8.00-16.00 ve 9.00-17.00 gibi iki farklı periyot belirleyebiliriz. Ne kadar kısa o kadar iyi tabii ki ama hem çalışanlar hem de işverenler için ortak bir noktada kalmak uçuk bir hayalden daha gerçekleşebilir bir hayale yaklaşacaktır ? 45 dk – 1 saat gibi bir süre öğlen arası ile bence çok makul bir çalışma saati olacaktır. Hem eminim ki bu şekilde iş için verimimiz ve motivasyonumuz da daha yüksek olacaktır. 

Bir de tabii ki haftanın bir günü diğer günlerden daha erken çıkmak ekstra bir motivasyon sebebi oluyor. Bu genelde hafta sonuna bağlandığı için Cuma günü olarak düşünülüyor ama benim için herhangi bir gün olabilir hiç fark etmez ?Haftanın bir günü diğer günlerden 1 saat daha erken çıkmaya kim hayır diyebilir ki! 

Sonuç olarak buradan tüm işverenlere seslenip çalışma saatlerini ufacık da olsa bir gözden geçirmelerini isteyelim mi? ??‍♀️Bakın söz veriyoruz daha yüksek motivasyon ile çalışacağız, işler aksamayacak ?? 

Kapanışı da tatlı ile yapalım ve tatlıya bağlayalım değil mi? ?Negro bisküvisini sevenler belki çoktan görmüştür ama denemeyenler için şiddetle tavsiye ediyorum, Negro Bold ? Daha kıtır Negro bisküvisi ve daha yoğun kreması ile ben bayıldım ?Ayrıca hem beyaz hem de kakaolu kremalı seçenekleri de bulunuyor. 

Çalışan Nasıl Çalışmalı !!!

Bir önceki yazımda yöneticinin bir çalışanı nasıl yönetmesi ile ilgili bir yazı paylaşmıştım. Sonrasında düşündüm ki öyle bir yönetim şekline nasıl bir çalışan olmalıyız. Her şeyi devletten beklememeliydik. O yüzden bir çalışan olarak nasıl çalışmamız gerektiğini gelin birlikte yazalım:
– Çalışan işini sevmeli yada sevdiği bir işi yapmalı yada sevmiyorsa o koltukta durmamalı – ekibin sağlığı için:) –
– Çalışan işine saygı duymalı. Saygı duymadığı bir iş için verimli çalışma yapamaz.
– Çalışan ekibine bağlı olmalı. Her ne kadar ekip içinde sevmediği insanlar dahi olsa işine olan saygısı nedeni ile birlikte bir sekronize yaratıp uyum içinde çalışmalı.
– Çalışan iş bakış açısı ile sonuç odaklı olmalı. Asla bir iş yarım kalmamalı. Çözümü yok diyip bırakılmamalı. Hayatta tek çözümü olmayan ölümdür oda bakidir zaten.
– Çalışan mutlaka çalışma saatleri içinde çalışmalı. Mesaiye kalmak çok çalışmanın değil verimsiz çalışmanın bir göstergesidir. Mesaiye kalmak hem şirket bütcesine ek masraf hemde departman büçesinin şişmesine sebeptir.
– Sürekli çözüm odaklı olmalı bir çalışan. Hiç bir zaman pes etmemeli. Hergün yeniden başlamalı günün sonunda elinde bir şey kalmasada savaşmalı.
– Yöneticisini anlamalı , empati kurmalı. Neden bu şekilde yaklaşım sergiledi diye sorgulamalı.
– Yöneticisine güven duymalı elbet ama asla sorgulamadan durmamalı. Yaptığı işi sorgulayarak en pratik ve kısa yoldan nasıl halledeceğini araştırmalı.
– İşini geliştirmeli. geçen tüm aylar asla birbirinin tekrarı olmamalı. Çalıştığı dönem boyunca ne geliştirdi neyi iyilşetirdi. Ne kazandırdı bunun muhakkemesini yaparak ilerlemeli.
– Adaletli olmalı. Ekip arkadaşına , Yöneticisine , İç müşterisine, saygılı olmalı ve objektif olmalı.

planning_01-750x422

-Hiç kimse mükemmel değildir. Her zaman bir hata yapılabilir ama önemli olan “ADİ HATA” yapmamalı. Bu “GÜVEN KIRIKLIĞI” yaratır.
-Yaptığı çalışmalarda başkalarının fikirlerini duymalı. Aklına yatarsa iyileştirme olarak çalışmasını güncellemeli.
-Bencil olmamalı. “HIRS” ve “EGO” yapmamalı.
-Benim dediğim doğru herkes benim dediğimi yapmalı gibi yargılar oluşturmamalı.
-“Herkes benim dediğime doğru derse Yanlış yapmaktan korkarım” fikri aklından çıkmamalı.
– İşini eve taşımamalı. Şirketin ona verdiği çalışma zamanında etkin düşünmeli ama onun dışında kendi hayatını yaşamalı.
-İş hayatında yaşadığımız uzun zamanlardan dolayı illaki arkadaşa ve dostta ihtiyaç olur ama asla yaptığın işle arkadaşlarını bunaltmamalı 🙂
-Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama eğer ortada bir iş varsa kanlı bıcaklı olduğun kişi ile bile o iş için yapmak zorunluluğun vardır. İş bitsinde gerisi mühim değil.

Velasıl kelam bir çalışan işini tutku ile bağlansın da gerisi mühim değil 🙂

İşinizi sevmeniz dileği ile…

Yöneticim Beni Nasıl Yönetmeli ?

Son günlerde en popüler problem -benim gözlemlediğim- iş yerlerindeki yönetim süreçleri.Aslında daha farklı problemlerin yaşandığı bir gündemde bu şekilde bir konuya değinmek ne kadar doğru bilemiyorum. Ama normal hayatımıza devam etmek zorunda olduğumuzu düşündüğümüzde bu süreçler bir çok verimli çalışanı kaybetmeye neden olduğu için önemli bir konu olarak gündemde duruyor.Çünkü hayatımızın en aktif zamanını iş yerinde harcadığımız için 4 duvarın arasında malesef izole oluyoruz yaşamdan.Hayatlarımız şu aralar dışarıda tehlike altında her an yeni bir aksiyona gebe iken birde şirket içindeki profesyonel olmayan olaylar yaşayınca “MARS’A BİR BİLET LÜTFEN” diyip TCDD ye 50 tl uzatıp uzaklaşacağım bu dünya gezegeninden. İş hayatı zaten kolay bir süreç değil hayat şartları maddi durum küresel krizler yetmiyormuş gibi birde yöneticilerin adeta bir “UZMAN” gibi davranışlar göstermesi çalışanların kendini ifade etmelerine ket vuruyor.Yönetici değilim kalkıp yöneticilik dersleri verecek kadarda bilgim elbette yok. Ama beni nasıl yöneteceği yada ilerde ekiplerimi nasıl yöneteceğim hakkında konuşabiliriz.

-Bir yönetici asla çalışanı ile arasındaki iletişim köprüsünü yıkmamalı.
-Çalışanına verdiği görevlerde üstün performans beklerken o iş için verilecek tüm yetkinliği ona sağlamalı her şekilde desteğini ve güvenini hissetmediği işlerde beklenen performansı sağlayamayacağı bilinmeli
-Ne olursa olsun yönetici çalışanı hakkında kötü düşünmemeli her zaman onu kazanmalı, bilgi ve tecrübelerini aktarma konusunda istekli olmalı.
-İş konusunda yeterli bilgi birikimine sahip değilse bu konuda çalışanına eğitim vermeli yada profesyonel destek aldırmalı. İşi bilgi ile kalitelendirebilineceğini bilecek bir algıya sahip olmalı.
-Çalışan nasıl yöneticisine saygı duyup onun istediği işleri başarma konusunda elinden gelenin fazlasını yapabiliyorsa yöneticisi taktir ve başarısı karşısında ödüllendirme yapmalı
-Yönetici asla işe duygularını karıştırmamalı. Karşısındaki insandan ölesiye nefret etse de başarısını gölgeleyecek işlere atamamalı, etrafındaki ekiplere karşı küçük düşürmemeli, kendi içlerinde ne sorunları olursa olsun bunu dışarı yansıtmamalı bunun tam tersi de mevcuttur. Çalışanına olan sevgisini aşırı göstermemeli her durumda onu abartacak destekler vermemeli yaptığı hataları görmezden gelerek yok saymamalı açıkçası bir yönetici objektif olmalı ne olursa olsun tarafsız olmalı ister ölesiye “NEFRET” etsin isterse de “SEVSİN”. Zaten bir yönetici çalışanına bu tip duygular beslememeli bile yönetici iş konusunda duygularını dizginleyebilen olmalı.
-Bir yönetici çalışanının yetkinliklerinden , zekasından ve iletişiminden memnuniyetini “KISKANÇLIK” boyutuna getirmemeli. Kendi yerini alacak korkusu ancak kendine “GÜVEN EKSİKLİ” ğinin bir göstergesidir. Bir Müdür yada bir Direktör yada bir GM neden bir uzmanı tehlike olarak görsün ki? Zaten uzman bunun farkındaysa neden kalkıp senin şirketinde çalışsın?
-Yönetici “EKİP” olun derken kendisini o ekibin dışında tutmamalı. “Ekip olmayı başaramadığınız için biz şuan bu durumdayız” gibi bahaneler kurmamalı neden “EKİP” olamadığımızı araştırmalı ve sorunun kök nedenini bulduktan sonra buna çözüm getirmeli.
-Yönetici başarıyı sadece kendine adamamalı başarısızlığı da kendine yontmalı.”HATA” yı kabul eden gibi görünüp ama ilk hatada insanları silmemeli.
-Çalışanı verilen işi yapamıyorsa; kolları sıvamalı ve işi öğrenene kadar beraber mücadele etmeli. Asla “-Benim bunları öğretecek ZAMANIM YOK” dememli o zaman insana sorarlar eğitim ver , mentör ata, işi bilene gönder yada işi ikame et.
-“ÇÖZÜM” odaklı olmalı ama gerçek bir çözümcü gibi. Lafta kalan cinsten değil.
-Sabırlı olmalı ve merhametli kendi içinde ne yaşamış olursa olsun dışarıya karşı çalışanını korumalı hatasını kapatmalı ama çözmeden bırakmamalı birlikte eğlenmeli birlikte sabahlamalı.
-En önemlisi yaptığı işi “SEVMELİ”. Sevmediği bir işi yapan yönetici sırf tittle için durmamalı o koltukta.

-Bir yönetici-benim kendi şahsi fikrim- “İŞ” değil “İNSAN” yönetmeli. Sizlerde şu algıyı yaratmak istemem tabi ki yönetici hiç bir işe asla karışmamalı değil derdim, işi takip etmeli, yapılan çalışmaları incelemeli hatta yorum yapmalı eksik/fazla yanlarını tartışmalı doğrusunu beraber bulmalı.

Bu tip çalışma şartları altında maruz kalınan yada kalınmaya müsait bir ortamda çalışan bir çok insan var. Onlara da sorsanız farklı şeyler eklerler bu yazıya. Ama onca madde içerisinde “PARA” çok vermeli diye bir cümle geçmeyeceğine eminim. Çünkü işini seven insanlar parayı önemsemezler. Yaptıkları işin kalitesini katma değerini daha çok önemserler. İşin anlamlı olması yaptıkları işe saygısını gösterir.

Lütfen siz değerli “YÖNETİCİLER” ve “YÖNETİCİ ADAYLARI” çalışanlarınız sizin köleniz , biat edecek insanlar değildir. Sizlerde onların sahibi yada Emir subayı değilsiniz. Size nasıl davranılması gerektiğini düşünüyorsanız sizde alt çalışanlarınıza o şekilde yaklaşmalısınız. “EMPATİ” kurmak sizi bu yolda işinizi kolaylaştıracak bir anahtar olarak görüyorum.

Lider

Lütfen çalışanların bir “YÖNETİCİ”ye değil bir “LİDERE” ihtiyacı var.