Don’t Miss Out

Geçen hafta başlayan ve koca bir haftayı kaplayan “Black Friday” ya da bizdeki adı ile “Muhteşem Cuma” veya “Efsane Cuma” kampanyasının son içeriğini yazıyor analizleri ve gözlemlerimizi paylaşıyoruz.

Kasım ayı bir çok firmanın kampanyalarının bol olduğu dönemdir. Geçen haftalarda olan 11.11 alışveriş çılgınlığının (11.11 kampanyası ile ilgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz) üzerinden çok geçmeden şimdi de firmalar “Black Friday” ile karşımıza çıkıyor. Firmalar genellikle 30%-50% arasında uyguladıkları indirimler ile satış hacimlerini arttırmayı planlıyor. Satış potansiyeli olarak geçen senenin üzerine çok büyüme gerçekleştiren bu çılgın cuma etkinliğin verilerine gelin birlikte bakalım.

-Medianova firmasının verilerine göre, geçen yıl gerçekleşen Black Friday kampanyasında e-ticaret sitelerinde görülen trafik artışı 90% ile 160% arasında gerçekleşirken, bu yıl gerçekleşen satışların artış oranı 850% olarak karşımıza çıkıyor.

– Bu kampanyada önceki Black Friday’ a göre tekstil sayfalarındaki trafik dikkat çekti. E-ticaret departmanstorelar ise en çok trafik sağlayan gruplardı. Özellikle Hepsiburada.com sayfası kampanya süresi boyunca 20 Milyon ziyaret almayı hedefliyordu.

– Bu kampanyanın hareketliliği onlineda değil offlineda da etkili olduğunu söyleyebiliriz. Mağaza içinde indirim sağlayan mobil uygulamaların trafiğinin de bu yıl 67% lik bir artış sağladığı gözlemlenmektedir. Bu oran geçen sene 47% civarında bir rakamdı.

-Kampanyanın pazarlama stratejisi ağırlıklı olarak sosyal medya üzerinden influencerlar ile yürütüldü.

Şimdi işin aslında en keyifli yanı yani pazarlama çalışmalarına göz atalım. Bakalım hangi firma nasıl içerikler üretti.

Geçen seneye göre bu yıl birçok noname marka da kendi kar marjları izin verdiği kadar ya da kampanyanın trafiğinden yararlanmak adına kampanyaya katıldıklarını duyurdular. Aşağıda göreceğiniz görselde instagramda bir çok takipçisi olan markaları bulabilirsiniz.

Her ne kadar kampanya tekstil/elektronik ağırlıklı gibi görünse de, kuaför hizmeti veren, kahve üretip satan hatta spa deneyimi sunan firmalar bile bu kampanyaya girmişlerdi.

Benim için bu kampanyada yapılmış en ilginç reklam ise Mediamarket markasının Yandex navigasyon uygulamasına reklam vermesiydi. Hem kreatif hem de diğer rakiplerine göre daha hızlı kullanıcıya ulaştığını söyleyebiliriz.

Bu kampanyanın en çok gönül alanı da Lc Waikiki’ ydi. Bir süre sitelerine giremediğimiz Lc Waikiki bu tatlı mesajı ile gönlümüzü kazandı.

En bombasını elbette sona sakladım. İnditex grup bu yıl her zamanki gibi 22:00′ dan sonra satışa seçili ürünlerde 50% indirim yaparak girecekti fakat bu sefer mobil uygulamasını indiren kullanıcılar için kampanyayı 20:00 da başlatacağını duyurdu yani normal saatinden 2 saat önce. Zara markası içinde mobilden ulaşım 21:00 da olacağını duyurdu.Gene farkını ortaya koyan İnditex grubu acaba seneye nasıl bir pazarlama stratejisi uygulayacak merak konusu.

Sonuç olarak bu kampanya da renkli görüntüler ile son buldu. 410 milyon ciro bırakan “Black Friday” kampanyası seneye de bu kadar büyüyecek mi şimdiden merak konusu. Bekleyip göreceğiz.

Bir sonraki yazıya kadar…

11.11 Çılgınlığı

Geçtiğimiz 3 gün boyunca tüm e-ticaret sitelerinde çılgın bir satış maratonu vardı. Yılın son 3 aylık çeyreğindeki bu büyük atılım ile son kulvara girerken bütçelerin tutması için büyük bir kampanya çalışılmıştı.

Peki neydi bu 11.11 çılgınlığı?

1993’ te Nanjing Üniversitesi’ nde başladığı bilinen festival yalnızlara ithafen kutlamak için kabul edilmiş gün olarak bilinmektedir. Tarihin 11 Kasım olarak belirlenmesinin nedeni ise yılın “11/11/xxxx” olması sonucunda, yalnızlığı temsil eden “1” sayısını en çok bulunduran tarih dizilimi olmasıymış.

Online ticaret siteleri tabi ki bugünü bir alışveriş şölenine çevirerek pazarlama alanına yeni bir kategori ve zamansal bir dönem açmış bulundu. Bilinen ilk 11.11 etkinliğini Türkiye’ de N11.com firması yaparken, zamanla firmanın yapmış olduğu kampanyanın getirmiş olduğu satış adet ve ciroların büyüklüğü diğer firmaların da bu oyuna farklı versiyonlar ile katılmasını sağladı. Artık oyunda birçok kullanıcı var ve işleri hiç kolay değil.

N11.com “11.11.xxxx” günü için 1 ay öncesinden kupon dağıtmaya başlar. Belli fiyat skalaları ile kuponları satar. Reklamlar ve verdiği ödüller ile kampanyaları tam bir festival havasına çevirerek 11.11 de sitesi çökecek kadar kullanıcıyı yönetmeyi başarır. Geçen sene bir kaç online firma bu kampanyaya bir kısmı tek gün olarak katılmış bir kısmı cumadan pazara kadar kampanyaya devam etmişti. Bu sene alışveriş yapılan popüler online bir çok büyük marka cumadan pazara kadar çeşitli opsiyonlu kampanyalar yaparak bu festivalin içine dahil oldu.

Festivaldeki firmaların yaptığı kampanyalar ise şöyle;

N11.com

Her sene klasik olan kuponlar 20 gün öncesinden satışa çıktı. Kampanyanın eğlenceli reklamları sosyal medyada ve Tv de döndü. Birçok kişi saat 9:30′ u bekleyerek en uygun fiyata kuponu almaya çalıştı. Acaba bu sene en çok ne sattı. Bebek bezi mi? Antep fıstığı? Yoksa Zeytin yağı mı?

Trendyol

Trendyol her sene 1 tam gün katılırken bu sene 3 gün boyunca kampanya yaptı. Genelde bilindik markalar ve kendi üretimi olan tekstil ürünleri kampanyaya dahil ederken son gün elektronik ürünler ile satış hacmini yükseltti.

Trendyol’ u burada ayrı bir detay olarak inceler isek bu kampanyaya epey planlı hazırlandı. Biliyorsunuz yılın ortasında Alibaba markaya yatırım yapmış ve bir nevi Çin devi alışveriş marka yönetim firması ile ilk ciddi kampanyası.

Önce trendyol uygulaması kullananlar için uygulama üzerindeki marka ikonunu “9-10-11 kasım” tarihlerini eklemeli yeni bir ikon kullandı.

Ardından sosyal medyada @cezmikalorifer sayfası dahil birçok takipçisi olan ünlü/ünsüz influencer ile kampanyasını duyurdu. Bu sefer yapay bir kampanya çıkmak yerine daha çok ihtiyaca yönelik ve etkilediği kitle özeline uygun hikayeler instagram sayfalarında paylaşıldı son gün ve son dk ya kadar. Son gün özellikle elektronik ürünlerinin sınırlı sayıdaki stokları kampanyası adeta step by step şeklinde ilerledi. Giyimden – market alışverişine – teknolojiden – ev dekorasyonuna kadar aklınıza gelebilecek her şey kampanya dahilindeydi. Trendyol ürünlerinde “sepetin yarısı kampanyası” varken diğer markalarda “tekil fiyat kampanyası”,”x% indirim kampanyası” tercih edilmişti.

Morhipo

Trendyol bu kadar şaşalı bir kampanya yaparken açıkçası Morhipo’ dan da aynı etkiyi yaratacak bir kampanya beklerdim fakat onlar bu sene daha basic bir kampanya ile çıkarak müşterilerine uygun fiyatlı ürünler ile yalnız bırakmadı.

 

Boyner

Bilen bilir Boyner her sene Kasım ayında çılgınlığın en net kelebek halini sürpriz bir tarihte yapar ve müşterisini heyecanlandırır. Adeta bir festival havası yaratan Boynerin çılgın Kelebeği bu sene diğer rakipleri gibi 9-11 Kasım arasında dahil oldu. 50% net indirimle giren Boyner bu kez sınırlı sayıdaki stok ile yürüttü kampanyayı.

Alibaba

Bu 11.11 kampanya festivalinin en bomba haberi ise 85 saniye ile 1 Milyar dolarlık satış yapan Alibaba oldu. İlk 10 dk da ulaşılan satış tutarı ise 4,6 milyar doları geçtiği bilgisi paylaşıldı. Nasıl bir satış hacmi olduğunu buyurun siz düşünün artık.

Aslında baktığınızda bu kampanyalar çok büyük reklam bütçeleri ile olmadı.Kullanıcı o kadar bilinçli ki bir sitede olan ürünün fiyatını hemen bir diğer markadaki ürün ile karşılaştırıp fiyatının uygunluğuna göre satış işlemi gerçekleşiyor. Bu da online satışın kullanıcı açısından en büyük faydası olarak gözlemleniyor. Kullanıcı markalar arası kıyaslama yaparken de birçok kampanyayı aynı anda öğreniyor ve çevresine “kulaktan kulağa pazarlaması” şeklinde yaymaya başlıyor. Bu da birçok reklam bütçesine gerek kalmadan çözülen bir durum haline geliyor.

Günler ilerledikçe yeni analizler ve rakamlar ortaya çıkacaktır elbette ama bu kampanyanın Türkiye ayağının kaçınılmaz gerçeği ise N11 markasının öncülük ettiği bu kampanya artık çok daha dişli, planlı/programlı rakipleri ile daha da kızışacağı. Bakalım önümüzdeki “Black Friday”de bizi neler bekliyor, heyecanla takipteyiz.

Merakla…

The Outlet

Hazır döviz almış başını giderken,çoğumuz cebimizdeki paranın ayın sonunu getirir mi diye düşünüyorken, ihtiyaçlarımızı daha uygun ve kullanılabilir nasıl giderebiliriz diye düşünen sevgili okuyucularımız için araştırmasını bizler paylaşalım. O zaman hazırsak başlıyoruz.

T H E O U T L E T

Herkes için tek anlam ifade ediyor. Sezon sonu, uygun fiyatlı, tekleme-kırık ürünlerin satıldığı yer. Bu yazıyı yazmamın temel amacı Outletlere olan bakış açısı ve dünyada outlet adına nitelikli bir bilginin olmamasından kaynaklı. Neden böyle söylüyorum çünkü geçenlerde bir sunum araştırması yaparken tüm dünyadaki kaynakları mümkün olduğunca taramaya çalıştık ve nitelikli bir bilgiyi bulmak pek mümkün olmadı. Bende araştırdıklarımın bir kısmını buraya bırakıyorum.

1936 yılında Anderson Little erkek giyim markası tarafından elinde kalan fazla stokları eritmek amacı ile fabrikasının yanında bir dükkan açarak fazla stoklarını satışa çıkarmış. O kadar hızlı stokları eritmiş ki bunu gören diğer üreticiler yavaş yavaş ellerinde kalan stokları, sezon sonrası satılmayan, indirim görmüş ürünleri,2. Kalite hatta 3. Kalite stokları bile hızla eritildiği bir pazar yeri olmaya başlamış.

1980 yılında ABD de hızlı bir ivme kazanarak, ünlü markaların, tasarım ürünlerinin çılgın indirimlerle satıldığı ve aynı zamanda stok eritme açısından da fayda sağlayan perakende içinde bir oyun alanı yaratmıştır.Bir markanın outletlerin olması algısal olarak olumsuz olsa da, üretim yapan her firmanın stok maliyetlerinden kurtulması, döneminde satmayan daha sonra sezon sonu dip indirimler ile satılması açısından markaya dönüşümlü olarak sıcak para akışını sağlayan bir alan olmuştur.

Üretim süreleri, değişen moda trendleri – sadece tekstilde değil teknolojiden evde kullandığımız plastik ürünlere kadar – ve müşterinin alım gücü, outletlerin var olma stratejilerini daha fazla güçlendirmeye başlamıştır.

Outlet mağazalarının markalar açısından avantajlarını düşündüğümüzde;

¥ Hitap ettiği müşteri segmantasyonun da genişleme (Bir alt kademedeki müşteriye de satış yapma fırsatı)
¥ Elinde fazla kalan stokları eritme
¥ Müşteri bilinirliğini arttırma
¥ İndirimli ürünlerini tek bir çatı altında satışını hızlandırma
¥ Trendi geçen modelleri markanın elinden çıkarma fırsatı
¥ Ucuz ürün fırsatı yaratarak müşteri sadakatini arttırma

olarak sıralanabilir.

Dünyada örneklerine baktığımızda ise ABD, Hollanda, Paris ve İtalya’da Outlet köyleri şeklinde şehrin uzak bölgelerinde yerleşim olarak belirlenmiştir. Birkaç örnek olarak aşağıda görsel olarak paylaşıyorum.

WOODBURY OUTLET KÖYÜ(ABD)

La Vallée Village (PARİS)

MİLANO

Yurt dışında bir çok turist için bir trend olan Outlet mağazaları yavaş yavaş ülkemizdede benimsenen ve müşteri trafiği artan bir duruma yükselmiştir. Elbette bunun sebeplerine indiğimizde yukarıda bahsettiğimiz ekonomik alım gücünün zayıflamasından kaynaklı olarak da düşünebiliriz ama çoğu zaman sezonda alışveriş yapmayan ekonomik alışveriş öncüleri tarafından sevilen bir akım. Outletler şu an piyasadaki birçok noname marka içinde bir ilham kaynağı oluşturmuştur. Yeni neslin sadeleşme ve daha azı ile yaşama trendleri için outletler bir nevi kurtarıcı olmaya başlamıştır. Türkiyede bir çok büyük markanın outleti bulunmaktadır. Bunlardan birkaçı

– LC Waikiki
– Boyner
– Mavi
– Defacto
– Koton

ve birçok yabancı markanında outletini Türkiye de bulmak mümkün. Outlete özel avm lerin olmasıda aynı zamanda tüketici için bir avantaj sağlamaktadır. Aynı anda bir çok ihtiyacını karşılayarak alışverişini tamamlayabilir.

Genel anlamda büyüyen bir trendi olan outletler avm lere girişinin azaldığı alım gücünün yavaşladığı dönemler için hem müşteri açısından hemde marka açısından win-win prensibini yansıtmaktadır.

Bir sonraki yazıya kadar…

Private Label- Özel Etiket Ürünler

Bir ürün üretmek ve bunu markalaştırmak elbette yıllar süren bir konu. Markanın tüketici gözündeki konumu, markaya güven bunlar markalaşma sürecinin en çetrefilli kısmıdır.Bir çok noname marka bu süreci atlatamadığı için bir süre sonra uzay boşluğunda kayboluyor.Market alışverişi sırasında bilinirliği olan markaların yanı sıra firmanın adını taşıyan ürünleri sıkca görüyorsunuzdur. Bu ürünler markalara alternatif olarak üretilmiş Private Label- Özel etiket ürünleridir.

Yazı içinde Private Label ürünler PL olarak devam edilecektir.

Private Label ürünleri bir markanın daha uygun fiyatlı ürünleri markası adı altında tüketiciye ulaştırdığı ürünlerdir. Genelde ülkemizde market zincirlerinde karşılaşsakta bu tarz ürünlerde dünya genelinde her alanda yatırımı artmaktadır. Eczaneler,perakendeci markalar,hipermarketler ve süpermarketler PL adı altında sağlık,kozmetik,dondurulmuş ve kurutulmuş gıdalar,temizlik ürünleri, çim ve bahçe ,boya, donanım gibi ürünleri tüketiciye daha uygun fiyata ulaştırmaktadır.

*2017 yılı istatistiklerine baktığımızda; Almanya, İtalya, Hollanda, Belçika, Polonya,Avusturya, İsveç, Norveç ve Danimarka’da PL pazar payını en yüksek seviyelere ulaştığını ortaya koyuyor.*(http://www.plmainternational.com)

PL markalı ürünler gün geçtikçe artmasının sebebi aslında tüketicinin gelir durumundaki değişime göre değişmektedir. Alım gücünün düştüğü bu dönemde müşteri aynı kalitede aynı özellikleri sunan noname markayı tüketme eğilimi göstermektedir. Büyük firmalar kendi marka kimlikleri adı altında müşteri trafiğini artırmak içinde özel markalı ürünleri artık ürün gamının içine eklemektedir. Pazar payını genişletmesi,ekonomik krizlerle karşılaştığında bunu daha kolay yönetebilmesi,müşteri trafiğini artırması,yerli üreticiler için pazarda yer bulması adına büyük markalar açısından tercih edilme sebebi olabiliyor.

Örneğin; Bim mağazasının içinde Halley ürünü satılırken, aynı özelliklerde XL çikolatalı biskuvisi Bim mağazasının raflarında yer almaktadır. Elbette aynı fiyata satılmıyor alternatif bir fiyat sunuyor. Hatta Bim bu konuda Türkiye de önde gelen firmalardan biri. Öyle ki bazı ürünleri o kadar çok tutuyor ki alternatif olarak koyduğu markayı çıkartıp kendi üretimi olanı raflarına yerleştiriyor. Aynı zamanda Migros ve Carrfour da bu tarz PL ürün üreten markalardan biri. Walmart bu konuda ki iş modelini güncelleyerek piyasadaki birçok markaya rakip olacak noname markaları içinde bulundurmaya başladı.

*Wal-Mart 2001 yılında kendisinin de çalıştığı dev üretici firmalarından P&G’nin Tide isimli deterjan markasından iki kat daha ucuz Sam’s American Choice ‘u (Sam’in Amerikan Seçimi) satmaya başladı. Şirket Ol’Roy isimli köpek mamasını üreterek dünyanın en fazla satan markası olan Nestle’S Purina’yı geride bıraktı. Hatta bazı mağazalarda Wal-Mart’ın Great Value markalı beyazlatıcıları Clorox ürünlerinden fazla sattı.*(https://www.capital.com.tr/sektorler/perakende/her-market-bir-uretici-mi)

Peki PL ürünlerinin markaya kazandırdığı avantajlar ne olabilir?
Markalar bu tarz ürünleri kendi içinde rekabet ettirmek istemesi yada department store olan markaların kendi adı altında neden marka oluşturma sebebi nedir?

Aslında bu sorunun iki farklı yorumu var. Örneğin; Mono brand bir marka için PL bir ürün koymak çok doğru olmaz çünkü marka içinde uygun fiyatlı ürünleri sunabilir ama aynı tür ürün satacağı alt bir marka koyması onun markasının satışını da yavaşlatmasını sağlayabilir. Bu daha çok üretimini sağlayamadığı ürün için yapılabilecek çalışma olabilir.
Multi brand için ise aslında bu bir avantaj olacaktır. Çünkü diğer büyük markalı ürün için gelen müşteri trafiğinden faydalınarak PL markalı ürünlerinin tanıtımını yaparak müşterinin satış eğilimini kendi üretim markasına kaydıracaktır.Bu da diğer markalardan kazanacağı marjın daha yüksek olmasını sağlayacaktır(Üretimini kendi sağladığıürünün marka adına ödenecek pazarlama giderinin olmamasından dolayı). Tabiki bu durum büyük markaların(adidas,nike,reebok gibi) indirime girmediği dönem içinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Müşteri indirim gören büyük markalı ürünü alma isteği her zaman daha ağır basacaktır.

Lcwaikiki markasını incelediğinizde tekstil ürünü satan firma PL marka olarak kozmetik,takı hatta oyun ürünlerini mağazasında satışa sunmuştur. Bu şekilde müşteriye ulaşılabilirlik anlamında her alandan hitap etmeye çalışmaktadır.

Türkiye’nin department store olarak bilinen firması Boyner ise bünyesinde bulundurduğu birçok ünlü & güncel markanın yanı sıra kendi özel üretim markaları ile fiyat avantajı sağladığı kaliteli birçok ürününü müşteriye ulaştırmaktadır.

H&M markası bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizdede farklı ürün konseptleri ile birlikte ürün hizmeti sağlamaktadır. Özellikle kozmetik alanında PL ürünleri dikkat çekmektedr.

Gıda alanında ise BİM mağazaları bunun en iyi örneği olarak gösterilebilinir. Her çeşit gıda, temizlik ürünleri, kozmetik gibi alternatifleride bünyesinde bulundurmaktadır.

PL ürünlerin avantajlarını incelediğimizde;

– Fiyat avantajı,
– Yüksek kar marjı sağlaması
– Pazarlama reklam giderlerinin düşük olması
– Müşteri trafiği arttırma
– Yeni markaların oluşumuna katkı sağlaması
– Müşteri Sadakatini arttırmak

Avantajı olduğu kadar dezavantajınında olması kaçınılmaz;

-Doğru ürün üretilmediği taktirde elinde stok kalması
-Satışının beklenenden daha hızlı olmasından dolayı t anında mağazanın satış kaybetmesi
-Üreticilerin min. üretim miktarı vermelerinden dolayı ihtiyaç olmayan SKU larında üretilmesi
-İş birliği anlaşmalarının yapılamaması. Ürün üzerinde indirim/kampanya yapılması gibi durumlarda üreticinin bu duruma yanaşmaması.

Günün sonunda PL ürünler aslında bir çok tedarikçi için avantaj. Markalaşma süreçlerinde geçmesi gereken bir çok basamağı büyük markaların bünyesine geçince atlayabiliyor. Burada en büyük risk büyük markaların PL ürünleri konusunda kontrollü gitmesi. Zamanla içerdeki PL ürünlerin oranını artırmalı ki stoğa bağladığı parayı doğru yönetebilsin.

Bir sonraki yazıya kadar…

Genç İş Liderleri Zirvesi

23 Nisan’ın bende bir yandan güzel bir yandan da mahcup bir anısı vardır. İlk okul 4. Sınıfta 23 Nisan gene bir Pazar gününe denk geldi diye hatırlıyorum. Zaten bir gün öncesinde okulda kutlamalar yapmıştık. İlkokulda her sabah düzenli olarak andımız okunurdu ve biz öğrenciler için andımızı tüm okulun karşısında sahnede okumak bombastik bir heyecandı bizim için. 23 nisanın ertesi günü andımız okunması için gene bir grup öğrenci seçmesi olacaktı rutin olarak. Genelde bu seçim ortaokul öğrencilerinden olurdu. Bu kez ilk okul öğrencilerinden seçmek istediler. Büyük bir heyecanla ben ben diyen parmağımı hocaların görmesi için sallarken birden bir mucize oldu ve beni seçtiler. Sahneye büyük bir gurur ile çıkarken yanıma gelecek arkadaşları beklemeye koyuldum. Baktım kimse gelmiyor ve hoca elinde mikrofonla yanıma yaklaşıyor usul cana. O an dank etti ne yani tek başıma mı sunum yapacaktım. Heyecanım bir kat daha artarken sakinliğimi korumaya çalışarak yavaşça andımızı okumaya başladım.
Türküm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Sonra bir an ağzımdan “EY TÜRK GENÇLİĞİ !” cümlesi çıkıverdi ağzımdan. Ne olduğunu o an ben bile anlayamadım. Bir tuhaflık vardı bu şekilde ilerlemiyordu andımız. Sonra dank etti saniyeler sonra ve mikrofon ağzıma yakın bir şekilde “ben ne diyorum yae” deyip utancımdan sınıfım sırasının olduğu bölüme koşarak uzaklaştım sahneden. Yüzüm pancar kırmızısı renginde sıramda içeri girmeyi beklerken o an okullar aniden tatil edilse de 15 gün gelmesem diye düşünmekten kendimi durduramadım.1 hafta boyunca beni gören herkes karşıma geçerek “Ey Türk Gençliği!” diyip benimle dalga geçtiler. Hatta ortaokulda başka sınıflara dağılsak bile o döneme tanık olanlar beni görünce gene aynı espiriler ile sevimli sevimli şakalar yapıyorlardı.
Konuyu nereye bağlayacağımı merak ediyorsunuz farkındayım. O zaman hemen geçiyorum bu Salı yani 25 nisan 2017 tarihinde Business Society Platformu’nun düzenlediği pek çok iş adamının katılımlarıyla gerçekleşecek Genç İş Liderleri Zirvesi’ne davetliyim. Şu yazıyıyazana kadar heycanım yoktu ama zaman yaklaştıkça heycanımdan yerimde duramaz oldum. Bir çok kez sunum yapmış olsam da bir başkasına kendimi, deneyimlerimi , iş hayatında karşılaştığım case aktarmak daha bir heyecan veriyor. Bugün oturdum ve beni merakla ve heyecanla dinleyecek öğrencileri düşündüm. Onlara yeni dünya standartlarında çalışmanın kalabalık içinde fark edilmenin nasıl olduğunu anlatacaktım. Yaşları ve iş yerindeki konumları ne olursa olsun mutlak suretle araştırmasını, sorgulamasını isteyecektim. Girişimci olmasını ,karşındakini dinlemesini ve saygıyı elden bırakmamasını ,özgün olmalarını isteyecektim. Ey Türk Gençliği diyecektim aynı ilk okuldaki gibi Çalış ,Kendine Güven ve Üret. Sen ben üretmezsek şuan ki halimizden daha geri gideceğimizi anlatacaktım. Aslında bana bıraksalar çok şey anlatırım azcık konuşkanımda

Geçmişimi düşünüyorum, küçük bir çocukken araştırmanın okumanın sorgulamanın önemin vurgulayan hocalarım sayesinde şuan olmak istediğim noktaya adım adım gidiyorum. Küçükken sevimli bir hata ile kalabalıkta fark edildiysem de bugün işimle , girişimlerimle, okuduğum kitaplar ,gördüğüm yerler ve tecrübelerimle fark edilmekten mutluyum.

Son olarak vaktiniz olursa eğer sizleri de beni dinlemeye davet etmek isterim.

Tarih: 25 Nisan 2017 Salı
Saat: 9.00
Yer: İSEFAM

Andımızın devamı…

Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!