Zamanınızın Ne Kadarını Bağışlarsınız?

Dünyaya nasıl geleceğimizi, nasıl özellikler ile doğacağımızı bilmeden başlarız bu yarışa. Kimimiz çok sağlıklı doğarken, kimimiz kabullenilmiş normal özelliklerden biraz farklı dünyaya gelebiliyoruz. Bazen kromozom sayımız bazen 5 duyu organlarımızda ki farklılıklar yaşama şeklimizi değiştirebiliyor.

Aylar öncesinde “Karanlıkta Dialog Müzesine” gitmiştik sevimli stajyerim ile. Bizi,karanlık ama bir o kadar renkli bir İstanbul turu yaptıran Bebeğim Abidin ile tanıştık. Bebeğim Abidin’in tüm yol boyunca aramızda hiç bir fark olmadığını hissettiren hareketleri ve bizlerle olan iletişimi muhteşemdi. Baktığınızda görme engelli bir bireydi fakat birçok gören insandan daha eğlenceli daha renkli bir insandı. Hayatı 5×5 lik değil de 5×4 lük yaşıyordu keyifli ve umutlu bir şekilde.

Bir aile için çocuklarının engelli bir birey olarak dünyaya gelmesi onlar için zor bir deneyim olarak görülür. Birçok aile bunu kabullenemez hatta kimisi kendini dış dünyaya kapatarak hayatlarına devam eder. Bunun tam tersini yapan ailelerde var. Çocukları ile beraber savaşan onları topluma kazandıran hayatlarının her noktasında onlara destek olup kendini çocuklarına adayan aileler. Günün sonunda onları topluma kazandırmak onların bu hayatta ki en büyük başarıları.Fakat yüzleşmekten kaçtıkları veya korktukları akıllarına gelmesini istemedikleri bir durum var.

“Biz bu dünyadan gidince evlatlarım nasıl yaşayacak?”

Bu belki de engelli bireylerin ailelerin en büyük kabusu.Ailenin maddi durumu iyi ise bir şekilde çocuklarına maddi güçlerinin yettiği kadar olanak sağlıyor ya maddiyatı olmayan aileler? işte onların bu noktada yapacakları çok kısıtlı.

Bilmiyorum bağış yapma konusunda ne kadar pozitifsiniz ama birçok birey bilindik yardım derneklerine bile bağış yaparken çok sorgulayıcı olabiliyorken temel ihtiyaclarını karşılayabilecek kadar maddiyatı olmayan bireylerin bu tarz bağışlardan hiç haberi olamıyor. Kendim de birkaç kurum için bağış topladığım zamanda kişilerden bağış istemekte çok zorlanıyordum. Kimisi çok heyecanlı bir şekilde destek olurken kimisi ise destek olacağını söylemesine rağmen hiç bir şekilde bu konuda bahsettiği bağışı yapamıyordu.Tabi ki her insanın önceliği farklıdır kimseyi bu konuda eleştirmek doğru değil ama sizlerin/bizlerin verdikleri her bağış onların hayatlarını biraz daha kolaylaşmasına olanak tanıyor. Bu bilinç ile birçok firmada şirketlerinin karlarından bu tarz kurumlara destek olarak bu bireylerin hayat yolculuklarına destek oluyorlar.

İZEV ( İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı) Vakfını son dönemlerde çok sık duymuşsunuzdur diye düşünüyorum. Çektikleri klip şu ara Türkiye de herkesin dilinde. Kurgusu, içeriği projenin fikri… Hepsi ince bir detay olarak çok güzel işlenmiş.Türkiye de bağış olayının ne kadar zor olduğunun farkında olacaklar ki insanların en kolay harcadıklarından bağış istiyorlar yani “ZAMAN”larından ve internette geçirdikleri süreden birazda kendilerine bağışlasın istiyorlar.

Çektikleri klip 10 milyon kişiye ulaştığında engelli bireylerin ailelerinden sonra yaşamlarına devam edecekleri ” Yaşam Köyü” projesini hayata geçirecekler.Bu dönemin en güzel ve en kolay bağışı diyebilirim. Hepimiz, her gün, her saat, her dakika internette gezinirken bir beş dakikanızı bu videoya ayırarak onların hayat standartlarını iyileştirmek için destek olacaksınız.Videoyu izlemek isterseniz yazının başında ki linke tıklayabilir veya youtube arama kısmına “İZEV – Yaşam Hakkı – Duvar (Roger Waters – Pink Floyd – Another Brick in The Wall)” yazarak videoya ulaşabilirsiniz. İZEV vakfının gazete verdiği röportaj aşağıdaki gibidir.

Sizde zamanınızın bir kısmını anlamlı şeyler için bağışlamak istemez misiniz?

Bir sonraki yazıya kadar…

“İZEV Vakfı Genel Sekreteri Merve Kılıç ise asıl hedeflerinin bu proje devamında ‘yaşam köyü’ kurmak olduğunu söyledi. Kılıç, “Bu uzun zamandır Türkiye’de düşünülen, üzerinde çalışılan bir proje. Farklı bireylerin aileleri bu dünyadan göçtüğü zaman, onların emanet edileceği kurumlar konusunda ciddi sıkıntılar var. Onların doğru desteklenecekleri kurum sayısı çok az. Maddi alt yapısı zayıf olan aileler için hemen hemen hiç yok diyebiliriz. Hedefimiz, bu proje ve devam serisindeki etkiyle birlikte destekçi kitlemizi ve farkındalığı büyütmek. Bu işin içine daha fazla insanın eklenmesini sağlamak ve bağımsız ‘yaşam köyü’ kurmak. Bu köyde her yaştan ve her engel grubundan bireylerin hem kısa süreli kalmasını, hem uzun süreli emanet edilebilecek yurt kısımlarını bulunmasını saplamak” dedi. Heyecanları gözlerinden okunan gençler, klibin 10 milyon tıklanmaya ulaşmasını beklediklerini söyleyerek ikinci klibi çekmek istediklerini belirtti.” *Hürriyet.

Karanlıkta Diyalog

Yıllarca merak edip fakat gitmek için bir türlü zamanı denk getiremediğim ama geçen haftalarda gitme fırsatı yakaladığım yeni bir deneyimden bahsetmek istiyorum. Turkcell’in destek verdiği bir çeşit sosyal laboratuar. Kendi sitelerindeki açıklamayı değiştirmeden direk sizler ile paylaşıyorum.

“Hedef Gayrettepe’deki Turkcell Diyalog Müzesi’nin aynı zamanda bir sosyal laboratuvara dönüşmesini sağlamak. Mekanın sosyal laboratuar işlevine kavuşması, alanı engelli bireyler için teknolojik ve inovatif araştırmalar yapan, bu araştırmalara destek veren ve destek üreten bir kuluçka merkezine dönüştürecektir. Kapılarını başta üniversite öğrencileri olmak üzere araştırmacılara, akademisyenlere ve dileyen herkese açacak olan bu sosyal laboratuar, engelli bireyler hakkındaki tüm önyargıların kapının önünde bırakılacağı, saygı duymayı telkin eden, sosyal yaratıcılığı destekleyen, farklılıkların besleyici birer zenginliğe dönüştüğü, bireylerin kendi korkularını yenmesine ve kendilerini gerçekleştirmelerine destek veren bir merkez olacaktır.”
Açıklamalarındada okuduğunuz gibi bir çeşit engellileri anlama ve aslında en büyük engelin yargılarımız olduğunu kanıtlama üzerine kurulmuş bir çalışma.

Kısa açıklamamızı da yaptığımıza göre deneyimi en ince detaylarına kadar anlatmalıyım. Biletleri biletix den temin edebilirsiniz yada eğer şanslıysanız gayrettepedeki ofistende satın alabilirsiniz. Biletler 30TL ama Turkcell Platinium hattınıza özel 50% indirimli de biletinizi alabiliyorsunuz.Stajyerimle birlikte pazartesi günü akşam 19:00 için biletlerimizi aldık. ardından sarı alanda beklememizi söylyeip bizi yönlendirdiler. Saatimiz geldiğinde az ışık alan bir bölüme aldılar bizleri. 4 kişiydik. Öncelikle bize görme engellilerin kullandığı sopalardan verdiler bu sopalar ile yönümüzü ve engelleri blabileceğimizi söylediler. Ardından içerinin sıfır ışık olacağını bizi Abidin beyin karşılayacağını ve serüvenin bu şekilde başlayacağını anlattılar. ilk etapta sol elimizle duvarı takip edecek şekilde ilerlemeye başladık. Karanlığa ilerledikçe yapamayacağımı düşünerek ben çıkmak istediğimi söyledim. Kendime biraz zaman vermemi biraz ilerledikten sonra karar vermemi istediler. Sonrasında içeriye girdik etraf tamamen zifri karanlıktı. Tek bir ışık taneciği bile yoktu. Dünyamız bir anda kararmıştı. Kendimi yoğun karanlık ile mücadeleye vermişken Abidin beyin sesini duyduk. Bizi neşe ile karşılayıp bizi bir parka bıraktı. Burada Bir bank ve bisiklet bulmamızı istedi. Birşeyleri görmeden sadece el yordamı ile bulmak o kadar zordu ki. Bankı bulmamız kolay olsada bisikleti bulmamız epey zor oldu. Ardından bir görme engelli olarak trafik ışıklarında karşıya geçmeye çalıştık. Hepimizin başına gelmiştir. İllaki trafikte karşıdan karşıya geçmek isterken birden koluna girmek onlara yardımdan çok kendilerini daha çok üzmelerine sebep olduğunu öğrendik.Bu yüzden bir görme engelli ile aynı ışıklarda bekliyorsanız ona yardım etmek istediğini ve dirseğinizden tutmasını beraber karşıya geçmek istediğinizi teklif edin. İnanın bu onlara çok güzel bir yardım olacaktır.

Karşıdan karşıya geçince önce bir manavın önünden geçtik. Tablalardaki meyvelere ve sebzelere dokunduk kokladık hissederek tahmin etmeye çalıştık.Ardından bir balıkçının önünden geçerek Taksimde nostalji tranvayına binerek her zaman önünden geçtiğimiz mekanları tanımlamaya başladık. Seslerden kokulardan balıkçılar çarşısı mı? Galatasaray lisesi önümü anlamaya çalıştık. Kısacası hayal gücümüz ile yolculuğumuzu renklendirdik.

Nostalji tranvayından inerek sinemaya gittik. Karanlıkta film izleyeceğimizden bahsetti Abidin bey, nasıl olacağını kafamda canlandırmaya çalışırken,
Turkcell’in hayal ortağı projesi kapsamında gerçekleştirdiği “sesli betimleme” filmin kilit noktası olan çevre, mekân, kişi ya da objeye dair özelliklerin; diyalogsuz sahnelerin sesle aktarılabilmesi ve bu sayede görme engellilerin kesintisiz film keyfi yaşaması amaçlanan uygulamadan bahsetti. Bizde bu uygulama ile birlikte Hababam sınıfı filminden bir kare dinledik. Gerçekten çok etkili bir çalışma olmuş.

Sinema keyfimiz sonlandıktan sonra hep birlikte karanlıkta yürümeye devam ettik. Ardından vapura binerek kısa bir boğaz turu yapmaya başladık. Turkcell’in görme engelliler için yapmış olduğu bir diğer uygulama olan sesli kitap uygulaması sayesinde vapur,metro,tranvay yada otobüste dinleyerek kitap okumasını kolaylaştırdığı enfes bir çalışmadan bahsetti. Bu çalışmadan kısa bir hikaye dinleyerek ekipteki herkes sırayla bir şarkı söyledi. hep birlikte görmeden ama denizi martıları ve bir birimize duyduğumuz o kısa zamanda oluşan sevgimiz ile yolculuğumuzu eğlenceli hale getirdik.Ardından Abidin bey kendi yazmış olduğu şiiri bizlere okuyarak ona bir kez daha hayranlık duymamıza vesile oldu. Şiiri aşağıda paylaşıyor olacağım:).

Vapur turumuz sonlandıktan sonra son durağımız olan karanlıkta cafe alanına geçtik ve bu kısa ama eğlenceli ve bir o kadar öğretici olan bu deneyim hakkında ne düşündüğümüzü anlattık birbirmize. Abidin bey bizlere insanın 5 duyusu vardır. Biz görme engellilerin ise 4 duyusu. Biz hayatı 4×4 lük yaşıyoruz. sizde 5×5 lik yaşayabilirsiniz önünüzde bir engel yok demişti. O kadar haklıydı ki. Biz insanlar çoğu zaman kendi hislerimizi ve duyularımızı yok sayar sadece tek bir uzvumuzu kullanmaya meyil gösteririz. Bu sebeple ki hayatı hep eksik yaşamaya mahkum oluruz.

Karanlıkta diyalog ekibi en sondaki Abidin Bey 🙂

Toplamda 1 saat süren bu etkinlik kendi benliğime ruhuma ve zihnime çok iyi gelmişti. Birşeyleri kaybetmeden önce keşfetmek hayatın anlamını yeniden bulmak ve engelli insanları daha iyi anlamak için herkesi bu etkinliğe katılmasını şiddet ile tavsiye ediyorum.

Bir sonraki yazıya kadar…