Şimdi Elindeki Telefonu Sakince Yere Bırak Dostum!!!!

Bahsettiğim telefon yukarıdaki değilde aşağıdaki görseldeki bağımlı olduğumuz cihazlar. Bu yazıyı yazana kadar kimbilir kaç kere telefona baktığımı ben bile bilmiyorum. Bu bağımlı hallerimizin sonu ne kadar kötüye gidecek düşünmek bile istemiyorum.

Webrazzi de yayınlanan “Türkiye’de mobil kullanıcı araştırmasının sonuçlarını yayımlıyoruz” yazıdan size bir kaç bilgi paylaşmak istiyorum.

Yazıda paylaşılan bilgiler şu şekilde;

“Türkiye’den 18-50 yaş arası 1000 kişinin katılımıyla ortaya çıkan sonuçlara göre Türkiye, dinamik ve genç nüfusu nedeniyle akıllı telefon bağımlılığının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Türkiye’deki kullanıcılar günde ortalama 70 kez cep telefonunu kontrol ediyor, bu da yaklaşık 15 dakikada bir ekran yüzü gördüğümüz anlamına geliyor. Bu oran; Rusya, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelerin neredeyse iki katına denk düşüyor.”

Düşünebiliyor musunuz sevgili okurlar, her birimiz bu istatistiki bilginin veri kaynağıyız. Eskiden bu kadar çok merak etmez sadece etrafımızla insanlar ile ilgilenirken şuan sadece bize verilmiş bilmem kaç inç ekrana bakarak hayatımızın en güzel zamanlarını kaybediyoruz.

Sosyalliğimizi elimizdeki akıllı telefon ile ölçümlediğimizi düşünürken aslında ne kadarda mutsuz ve bir o kadar asosyal yaşama doğru itildiğimizin farkında bile değiliz.

Black mirror dizisinden ne kadar haberlisiniz bilmiyorum ama orda toplumun davranışlarına göre insanları güzel bazen ürkütücü bazende gerçek mi bu ya dedirten sahneleri ile biraz eleştirimsi biraz hicivli bir ingiliz yapımını izliyorsunuz. Uzun zamandır ara verip yeni bölümlerini aşağıda görmüş olduğunuz sosyal beğeni algısı üzerine konumlandırılmış bir bölümle ekrana gelmişti. Burda çok detaylı girmek istenmiyorum zira sizlerin izlemesi bve eleştirileriniz ile bana bildirip sohbet etmeyi daha çok isterim.

Özet olarak filmde sosyal ortam olarak nitelendirilen bir alana mutlu ve uyumlu fotoğraflarını koyarak bir topluluktan puan alıyorsun. Buraya kadar herey normal lakin burda bir dip detay var bu puanlama günlük yaşamda yaptığın davranışlara görede hareket ettiriyor. İşe kabul edilme bir arkadaş grubuna dahil edilme en lüks mekanlarda yaşama hakkına kadar puanınıa göre hayat içerisinde seni konumlandırıyorlar. Düşünsenize böyle bir şeyin gerçek hayatta olduğunu. İnsanların yapaysal davranışları ile sanal mutluluklar kazanmak ve iyice ruhsal çöküntüye düşmek. Sıkıntı.

Aslında benim bu başlıkta yazı yazmamın amacı tabikide şu idi. Artık telefonlarımı günlk yaşantımda daha az kullanmayı daha fazla gerçek hayata zaman ayırmayı daha çok katma değerli iş yapmayı hedeflediğimi söylemek istedim kendimce 🙂

Daha çok kitap okumak, daha çok sanal ortamda değil gerçek arkadaşlarla karşılıklı sohbet etmek istiyorum. Gözmün görebildiği kadar gezmek duyabildiğim kadarı ile doğayı insanları dinlemek düşünebildiğim kadar bilgileri tartışmak istiyorum. Ben bugünden itibaren günün sadece belli zamanlarında elime akıllı telefonu almak istiyorum.

2017 hedeflerime birde bunu eklemekten gurur duyar yeni yazımda görüşene kadar kendinize dikkat ediniz lütfen 🙂

Şuradan 2017 e Bir Bilet Lütfen !

Öncelikle 2017 yılını girdiğimiz hatta ilk gününü bitirdiğimiz bu günde nasıl geçtiğini sorarsanız söyleyeyim…

Aldığım bilete amorti dahi vurmadı -gitti 15 TL-
İyi haberler ile güne uyanamama
Artık şehirler arası seyahat etmeyi bırakın dışarı çıkmaya çekinme.
Her an ölüm korkusunu hissedip değişik ölüm senaryoları yazma..
gibi gibi sıralanacak şeyler ile günümü geçirdim. Tabiki hayat devam ediyor bunların yanı sıra yemek yedim azcık işleri toparladım aynı zamanda nette takıldım. Kendimi nasıl mutlu ederim bilemedim epeydir mutlu olmanın nasıl bir şey olduğunu unutmuş gibiyim.
O kadar üzücü olaylar yaşanıyor ki bırakın güzel şeyler paylaşmak yaşamak bile endişe verici bir hal alıyor. Evlenme isteğimin kaybolması bu dünyaya çocuk getirsek ne hallerde büyütüp okutup vatana millete faydalı hale getirme düşüncesi, bir çok sapıklık vakaları… Kafamda deli sorular….

Kendimi kapana kısılmış gibi hissediyorum. Ne zaman biz bu kadar kötü insanlara dönüştük. Ne zamandır içimizdeki kini kusmak için yer arıyorduk. Tek derdimiz iş yerinde latte mi içsem sütlü kahve mi bu kız saçını mı boyamış abi kalk maça gidelim konuları konuşulurken ne ara hiç tanımadığımız insanlara dikkat et, kendini koru, orda bir şey mi oldu, kaç kaç bu tekin değil der olduk.

Önceden epey huzurluymuşuz yaw, üniversitede eve her döndüğümde hemen bir taksime gider azcık istiklalde turlar cihangire çıkar firüzağada bir çy içer dönerdim. Şimdi sınırlarına dahi girmek istemediğim bir ilçe oldu hepimiz için.

Beşiktaş…
Hatırlarım ilkokul ve ortaokulda başarı ödüllü sınavlara girmeden önce babam beni oraya götürür bir deniz havası aldırır ve bu nimetlere sahip olduğumuz için şükürlerimizi sunardık ardından sınava girer başarmaya çalışırdık.

Şimdi ise ard arda yaşanan onca olaylar yüzünden sanırım artık Beşiktaş ta epey bir ıssızlaşacak benim için. Halbuki 2 haftada bir Kovan fırınına gider enfes çekirdekli grisinlerinden alır yanına tahıllı kurabiyelerden ekletir he birde varsa selanik alırdım. Yaz ise limonatasından içer deniz müzesine göz kırpar ardından sahilde huzur bulurdum. Şimdi bakıyorumda ne kadar mutluymuşum o zamanlar içinde iken anlamamışım.

Dünyayı bir kavonozun içine alıp uzaya bir bilet almak istiyorum. İstiyorum ki yerçekimsiz ortamda hiç bir şey hareket etmesin sadece uzay boşluğunda tek acımız Katı bir yere oturmamak olsundu. Olur muydu ? Birgün acılarımız son bulup bu buhran halimizden uzaklaşır mıydık?

Eskisi gibi Taksime gider , Beşiktaşta çekirdekli grisini yer yıldızda akşam sohbeti yapar mıyız?

Bence yapmalıyız hayata tekrar o güzel pencereden bakmak için Dua etmeliyiz.

Yeni yılda en büyük dileğim eski Huzurumuzun yaramazlıklarımızın heycanlarımızın ve sevgimizin geri gelmesi..

Sevgilerimle…