#genel #kisiselgelisim #psikoloji

Gölgelerin Gücü Adına 2- Theodore Kyriakos ile Shadow Work Çalışması

Bu yazı geçen hafta başladığım  Theodore Kyriakos’un Shadow work çalışmasına dair yazı dizimin devamıdır. Cihangir Yoga’da katıldığım bu 3 günlük çalışmadan değerli bulduğum bilgileri paylaşmaya devam ediyorum.

Geçen yazıda bahsettiğim psikolog Karpman’a ait Drama Üçgeni’nde Kurtarıcı rolünü anlatmıştım. İlk yazıyı okumak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz. https://ofistekiler.com/golgelerin-gucu-adina-1-theodore-kyriakos-ile-shadow-work-calismasi/ 

Bu yazıda Drama üçgeninin bir diğer rolüne  ”Kurban Rolü”ne  (Victim), Theo’nun aktardıkları çerçevesinde bakacağız. 



Kurban rolünün gölgesi ”Çocuk Arketipi” olarak değerlendiriliyor. Drama üçgenine göre diğer tüm roller Kurban rolünden türüyor ve Kurban rolüne geri dönüyor. Aslında bu üçgen içindeki tüm roller birbirine bağımlı yani deniliyor ki bu üçgene hizmet etmekte olduğunu fark eden bir kişi Kurban rolünden çıkmaya karar verirse üçgen çöküyor. 


Kurban rolünün en çok sarf ettiği cümleler:


-Yazık bana.

-Lütfen beni koru!

-Sen gerçekten bana yardım edebilecek tek kişisin.

-Zaten hep beni bulur 🙂 Tanıdık geldi mi?

-Kontrol edemiyorum.

-Bana yardım et. 


Yarattığı hissiyat ise:


-Mazlum,

-Güçsüz,

-Umutsuz,

-Çaresiz,

-Utanmış 

ve bir ”Kurtarıcı” arar. Böylece bu rolü sürdürmesi için gereken negatif duyguları devam ettirebilecektir.


Bu kişi eğer kurban rolünde kalmayı sürdürürse kendisine karar almak, problem çözmek, haz almak, anlayışlı olmak gibi becerilerde bloke edecektir. Daimi ya da dönem dönem depresif bir halde olması beklenir. Acı olan şudur ki hiçbir kurtarıcı rolü yeterince iyi değildir. 


Bu üçgen içerisinde Kurban rolünde olan birisi, Suçlayıcı ve Kurtarıcı rolünün devamlılığına katkıda bulunur. Her zaman kendisini suçlayan ya da acı çekmesine neden olan bir ”Suçlayıcı” rolü ve onu kurtarmasını beklediği bir ”Kurtarıcı” rolü vardır. Böylece bu üçgen kendi içinde hapsolur. 


Kurban rolü, ”Kurtarıcı”sını harekete geçirmek için kışkırtıcı cümleler kurar. Örneğin;


-Sensiz bunu nasıl yapabilirim bilmiyorum.

-Sen gerçekten en iyi öğretmensin.

-Seninle tanıştığım için çok şanslıyım, sana çok ihtiyacım var.

-Sen çok güçlüsün.

-Deniyorum ama sanırım yeterince güçlü değilim.


Burada yazdığım kadar kolay değildir hayatın içinde bunları fark etmek. Bana kalırsa zaman zaman çoğumuzun kurban rolüne girdiği durumlar oluyordur. Üstelik bu durum ilişkiler içerisinde o kadar süptil ki, insanın kendisini ve ilişkide olduğu kişileri çok iyi gözlemlemesini gerektiriyor. Bu nedenle Theo bize eğitimin en başında ”Gözlemciyi Uyandırmak” diye bir bölüm aktarmıştı. Çünkü farkındalığın temelinde iyi bir gözlem yeteneği yatıyor. Bu yetenek ise bir şeyi mindful bir şekilde; açık, yargısız ve nazik bir dikkatle kendimizi izlemekle gelişiyor. İster meditasyon olsun ister bulaşık yıkarken olsun çok bir şey fark etmiyor. Yeter ki bulunduğumuz o an bir işi yaparken bedendeki 5 duyuyu gözlemlemeye gayret edelim. Tabi ki bunu bir görev gibi değilde keyfini çıkararak, bu 5 duyudan haz almaya bakarak denemek önemli. Mesela duş alırken akan suyu tenimizde hissetmek, kokulara, seslere dikkatimizi vermek ve bunlardan keyif almak örnek verilebilir. Elbette bazen keyif alamadığımız tatsız durumlar da oluyor. Bu gibi durumlarda dikkati yine bedene odaklamak ve o keyifsiz durumu bedenimizin neresinde hissediyoruz ona yönelmek farkındalık için güçlü bir çalışmadır. 


Drama üçgeninde, kurban rolünde olan birisi için bu rolü sürdürmesine destek olan, kurtarıcı ve suçlayıcı rolündeki kişi bir tek kişi yani aynı kişi olabilir. Bu kişi zaman zaman suçlayıcı zaman zaman değişen durumlara göre kurtarıcı rolündedir. Aman dikkat 🙂 Bazen kurban aynı kişi rolündedir. Çok ilginç değil mi? 2 kişi bu üçgenin içerisinde rol değiştirip duruyor olabilir. 


Kurban rolünü yakından tanımak, kendi hayatımızda nerelerde kurban rolüne giriyoruz daha iyi fark edebilmek adına Theo’nun önerdiği meditasyon ise şöyle;


Rahat bir meditasyon pozunda bir süre dikkati nefese odaklayın. 


Ardından aşağıdaki soruları kendi içinizde yanıtlayın. Bu soruları bir ses kaydına alıp meditasyon sırasında dinleyebilirsiniz. Meditasyon bittiğinde kendinize not alabilirsiniz.


Kurban rolünü tetiklediğini düşündüğünüz bir ilişki veya bir durum seçin.

Bu ilişkide kurban rolü daha çok hangi kelimeleri sarf ediyor?

Geçmiş veya gelecekte hangi durumlarda Kurban rolü aktive oluyor? Bu rolün sürmesini motive eden kaynaklar neler?

Bu role bir karakter vererek kendinizden ayrıştırdığınızda, beden duruşu, duyguları, düşünceleri nasıl? 

Siz bu rolü sağlıklı yetişkine çekmek için neler yapabilirsiniz?



Bu rolü anladıktan sonra Kurban’dan çıkmak için ise Theo şunları öneriyor;


Öncelikle bir gerçeklik kontrolü yapın. Ne zaman kendinizi veya çevrenizden birini kurban rolünde buldunuz. Şunu sorun ”Bu gerçekten doğru mu?” ve kendinize dürüst olun.


Sorumluluk alın. Her ne yaşıyorsak yaşayalım, en zor durumlarda veya ilişkilerde bile yapabileceğimiz bir şeyler olabilir. Karşı tarafı suçlamak, her zaman hatalı bulmak veya aramak işin en kolayı. Bunun yerine ”Ben ne yapabilirim?” diye kendimize sorarak üzerimize düşen sorumluluğu alabiliriz. Böylece yaratıcı olanakların dünyası, bolluk ve bereketin kapısı açılmaya başlar. Bulduğumuz çözümlere kendimiz bile şaşırabiliriz. 


Duygularınızla kalmayı öğrenin. İçinde bulunduğumuz duygular o an çok karmaşık ve zorlayıcı olabilir. Ancak her ne duygu içinde olursak olalım onunla kalabilme yetisini geliştirmek istiyoruz. Bu benim yoga yaklaşımımın bir parçası. Reaktif bir şekilde duruma tepki vermek yerine duygularınızla kalabilmeyi deneyin. Bedende nerede nasıl hissettiğinize ve nefesinize odaklanabilirsiniz. Eğer içinden çıkılamayacak kadar ağır duygular içindeyseniz de o zaman dikkatinizi başka iyi şeylere odaklamayı veya profesyonel yardım almayı deneyin. Gerektiğinde bir terapistten destek almak yine kendi sorumluluğumuzu almanın bir parçası.


Kendinize hata yapmaya izin verin. İnsan hatalarından öğrenen bir canlı. Hepimiz insanız ve hiç birimiz mükemmel değiliz. Siz de mükemmel biri olmaya çalışmak zorunda değilsiniz. Belki de suçlayıcı rolünde olan kişi aslında biziz. Kendimizi suçlayıp döverek, kurban rolüne itiyor olabiliriz. 


Kurban rolü genel olarak böyle. Karamsarlığa kapılmadan, kendimize ve diğerlerine kızmadan elimizden geldiğince bir şeyler yapmak önemli. Bence şunu da unutmamak gerekli, eğer bir insan kurban rolünde yaşamaya alışmışsa bunun bir nedeni ve geçmişte bir hikayesi vardır. O hikayeyi anlamaya çalışmak bugünü şifalandıracak. Belki yıllarca benim gibi annesinden kurban rolünü deneyimlemiş bir çocukluğunuz oldu, o zaman onu öğrendiniz ve onu yapıyorsunuz doğal olarak ve annenizin de en iyi bildiği şey o idi. Şimdi kendimiz için bir şeyler yapabiliriz ve bu çok güzel bir fırsat. 


Her nerede ne şekilde yaşıyor olursak olalım, kendi içimizdeki çocuğun elinden tutan bir yetişkin olabilir, kendi sorumluluğumuzu  şimdi üstlenebiliriz. 


Gelecek hafta 3. rol olan  “Suçlayıcı” rolünü yazacağım.


Yorum ve sorularınızı bu yazının altına iliştirebilirsiniz. 


Kolay gelsin 🙂

(Bu yazının orijinalini www.seydatoscali.com adresinde yayımlanmıştır.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top