5G ve Akıllı Fabrikalar – I

Charlie Chaplin’in Modern Zamanlar (1936) filminden bir kare

Aynı zamanda bir mühendis olan üretim yönetim uzmanı Frederick Winslow Taylor, biraz da Max Weber’in “Bürokrasi Modeli”nden yola çıkarak bir üretim işletmesinin yüksek verimlilikle çalışması için yapılması gerekenleri “Bilimsel Yönetimin İlkeleri” (1911) adlı çalışmasında şekillendirir. Henry Ford’un fabrikalarında pratiğe dökülen Taylor’ın teorileri üretimde kayda değer bir artış sağlar. Bahis konusu ilkeler 1930’lu yıllara gelindiğinde Fordizm adı ile tüm dünyaya yayılacaktır. Fordizm her ne kadar yüksek verimlilik sağlasa da gerek sendikalar gerekse aydınlar tarafından insanları homo economicus olarak ele aldığı ve makineleştirdiği için sert şekilde eleştirilir. (Charlie Chaplin’in Modern Zamanlar filmi bu anlamda tam bir Fordizm eleştrisidir.) Ne ironik ki, bundan yüz sene önce insanı makineleştiren endüstri dünyası, bugün makineleri insanlaştırmanın hayaliyle yanıp tutuşuyor.

Akıllı Fabrika Nedir, Neler İçerir?

Endüstri 4.0 ve IOT (burada belki de iIOT yani industrial IOT demek daha anlamlı olabilir) kavramlarıyla birlikte son yıllarda daha da sık duymaya başladık “akıllı fabrika” lafzını. “Dijital fabrika” ya da üretimin ışıkları bile yakmaya gerek kalmadan yani insan gücü kullanmadan yapılmasına istinaden “karanlık fabrika” (lights-out factory) olarak anılan “akıllı fabrika”dan ne anlamalıyız, önce kısaca ona bir bakalım.

Akıllı fabrikalar, en basit haliyle, otomasyon sistemleri ile donatılmış fabrikalar olarak tariflenebilir. Temel amaçsa üretimin ve üretime bağlı diğer süreçlerin mesai saati sınırları olmadan, mümkün olduğunca, otomatik olarak gerçekleştirilmesidir. Akıllı fabrikada üretimde insan gücü kullanımının asgari seviyeye indirilmesi, dolayısıyla insana bağlı hataların önüne geçilmesi ve sonuç olarak belirli bir kalite standardının sağlanması esastır. Nihai olarak, kıt kaynakların en etkin şekilde kullanılması, maliyetlerin düşürülmesi ve verimliliğin artması hedeflenir.

Yeni üretim yaklaşımında insan daha ziyade planlama, kontrol ve iyileştirme fonksiyonlarını üstlenir. Dolayısıyla akıllı fabrikalardaki en önemli olgulardan biri de izlenebilirliktir. Bunu mümkün kılansa makine parkının ürettiği tüm verilerin kayıt altına alınması ve bu verilerin işlenebilir ve raporlanabilir olmasıdır.

Esasen tüm bu anlatılanlar 5G’den önce de konuşuluyor ve kısmen gerçekleştirilebiliyordu. 5G ne getiriyor da daha önce yapılamayanlar yapılabilecek, biraz bunu anlatmak istiyorum iki bölüm halinde yayımlanacak bu yazıda. Ama bu aşamada, ilk önce 5G teknolojisinin neler vaat ettiğini çok kısaca özetlemek anlamlı olacak.

5G’nin Getirdikleri

Bu noktada, teknik detaylara girmeden, 5G’nin getirdiği ve akıllı fabrika kavramı çerçevesinde anlamlı olan yeniliklere çok hızlıca bir göz atalım.

Yüksek Hız: 5G öncelikle bize çok yüksek hız vaat ediyor. 4G’den, en azından teorik olarak, yaklaşık 1000 kat daha yüksek bir hızdan bahsediyoruz.

Düşük Cevap Süresi: 5G teknolojisinin en etkileyici özelliklerinden biri de mevcut 4G teknolojisinde 100-200 ms. olarak gerçekleşen cevap süresinin (latency) yaklaşık 1 ms. civarında olması. Bu neredeyse verilerin gerçek (real-time) zamanlı olarak takip edilebilmesi demek. Hem de dünyanın neresinde olursanız olun. 

Bağlanabilirlik: 5G teknolojisi bağlanılabilirlik anlamında da oldukça yetkin. Günümüzdeki baz istasyonlarından fiziksel olarak oldukça küçük olan 5G bağlantı noktaları mevcut bağlantı sayısından 22 kat daha fazla bağlantıyı destekleyebilecek. Bu da fabrikalarda tüm makine ve araçların birbiriyle çok daha verimli şekilde haberleşebilmesi demek.

Çift Yönlü İletişim: Full-duplex teknolojisi ile cihaz-baz istasyonu ve baz istasyonu-cihaz haberleşmesinin aynı frekansta ve eş zamanlı olarak gerçekleştirilebilmesi de 5G’nin getirdiği en önemli yeniliklerden biri.

5G ile akıllı fabrika kavramı çerçevesinde nelerin daha etkin halde yönetilebileceği ise bu kapsamdaki ikinci yazının konusu olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir