BANA ÖYLE BAKMA ANLAYACAKLAR

Merhabalar. Ben İlyas Erdem’in Asise ööretmeeni. İlyas Erdem… Bir önceki yazımdan da bildiğiniz gibi oyun mafyası adamımdır kendisi. İlyas Erdem’le yaşanan özel anılarımıza geçmeden önce İlyas Erdem ve onun gibi olan arkadaşlarının özel durumlarından bahsetmek istiyorum. Olur da bir gün sizler de benim gibi bu özel çocuklarla aynı yolda yürür ya da karşılaşırsanız baktığımız yön onlarınkiyle aynı olmasını isterim. Peki ne demekmiş +1 farkı? ?

Down Sendromu, kromozomsal bir hastalıktır ve hücre bölünmesi sırasında yaşanan bir yanlışlık sonucu 21 kromozom çiftinde fazladan bir kromozom oluşması sonucu görülür. Bu durum çocukların hem bilişsel hem de fiziksel gelişimlerini olumsuz yönde etkiler.

 

Down Sendromlu çocuklar genelde boy ve kilo açısından diğer çocuklara oranla daha yavaş büyürler, daha yavaş öğrenirler, problem çözmede ve karar vermede diğer çocuklardan daha çok zorlanırlar. Zeka seviyeleri normalden düşük olarak kalır. Ancak iyi ve erken başlanan eğitimle zeka seviyelerinde anlamlı yükselmeye rastlanır. Down Sendromlu çocuklar iyi bir eğitimle normal birey olarak hayatlarını sürdürebilirler. İmkan tanındığında meslek edinebilirler. Kendi yaşamlarını idame ettirebilecek seviyeye ulaşabilirler. Fizik tedavisine, özel eğitim ve dil terapisine ihtiyaç duyarlar. Bu çocuklar için planlı ve programlı bir şekilde profesyonel yardım almak gerekir. Onlar için sonsuz dileğim +1 farklarıyla olmaları gereken yerlerde olmaları…

Gelelim bizim minik oyun adamımıza;

Ben İlyas Erdem’ den çok memnunum. Çok sakin bi’ kere, çok çalışkan. Adeta atom karınca diyebilirim. Sınıfa geldiği gibi çantasından defterini kalemini çıkarır, hemen yazmaya koyulur. Canım benim… Ya bi’ bakışı var, sanki şimdiye kadar ne yaşadı ise anlatıyor…  Hani susarsın, sadece bir yere odaklanır, dalarsın ya. Heh işte o kısımdan bahsediyorum. Pek konuşmaz zaten İlyas Erdem, bakar bana sanki.

Garibim hadi gül biraz

Bu bahar dallar kiraz

Yaşamak hep böyledir

Su gider seller durmaz

 

 

Araya küçük bir dörtlük yazmak istedim. Yanlış anlaşılmasın, içimden geldiği gibi sadece, tahmin edersiniz ki bu özel hem de çok özel çocukların öğretmeni olmak gurur ve belki de hiç yaşamayacağınız kocaman bir mutluluk benim için. Biraz da duygusal olmak gibi… Şöyle uzaktan bakınca 10 tane farklı gezegenim var benim. Kalplerinde olmak, dünyada kazanacağınız onca servetten çok daha değerli.

Kod adı: oyun mafyası İlyas Erdem’in. Pek konuşmaz dedim ya ama deli gibi lego aşığı. Legoları görünce babasını tanımıyor, o derece. Geçen gün mekanında(sınıfta) legoları almış, kule yapmış. Eee bizim diğerleri durur mu? Tabi ki hayır. Koşarak İlyas Erdem’in yanına geldiler, “biz de oynayalım mı?” dediler. Doğal olarak canlarım, biriciklerim bizimki haraç keser gibi çocuklardan sakladıkları legoları istedi. Ben bile şaşırdım. Bizim suskun atom karınca sen bir de arkadaşlarından haraç keser gibi lego iste. Tövbe yaa nerede öğreniyorlar bu işleri. Çok uzatmadan sonuca bakarsak, İlyas Erdem tabi ki çocuklarda olan diğer legoları aldı ve kuleyi tamamladı. Merak etmeyin, kavga gürültü olmadı çünkü onlar birbirlerini seven 10 süper arkadaş . Onlarla olmak gökyüzünde salıncak da sallanmak gibi, lunapark da eğlenmek gibi, sonsuz güven duyup korkusuzca yolda yürümek gibi , gülerken kahkaha sınırını aşmak gibi, yüzlerine bakıp sussanız da çok şey anlatmak gibi, dostunuz gibi… Kısacası 25 yaşındaysanız hayat çok çok hem de çok güzelllmişş…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir