Kürklü Venüs

Sevdiğin insan için özgürlüğünden ne derece feragat edebilir, isteklerini karşılayabilmek için ne kadar ileri gidebilirsin?

Bu soruları mazoşist bir kadın-erkek etkileşimi içerisinde işleyen “Kürklü Venüs” romanını incelemeden önce, kitabın yazarı ve psikolojideki mazoşist (ruhsal, bedensel acıdan ve aşağılanmadan haz alan) terimine   adını veren Leopold Von Sacher-Masoch’ un yaşamına da kısa bir göz atmak gerekir. Çünkü romanımız kurgusallığın yanı sıra otobiyografik özellikler de gösteriyor.

 

1836 Lemberg doğumlu olan Masoch, Graz Üniversitesi’ nden mezun olduktan sonra aynı üniversitede tarih profesörü olarak işe başlayarak ilk romanlarını tarihi konularda yazar.

1960 yılında yayınlanan Der Emissör kitabının büyük bir başarıya ulaşmasından sonra akademik kariyerini bırakarak yalnızca yazmaya odaklanan Masoch, diğer kitaplarında aşk, para, devlet, mülkiyet ve savaş konularını bir bütünler sistemi olarak tanımlayıp Kabil’ in Vasiyeti olarak adlandırmayı amaçlamıştır.

Kabil’ in Vasiyeti serisinin ilk kitabı olan Kürklü Venüs aşk temasını işlemektedir. Ayrıca bu roman 1861 ve 1865 yılları arasında ilk mazoşist ilişkisini yaşadığı Anna Von Korttwitz ve sonraları 6 aylık bir kölelik sözleşmesi imzalayıp, köle ve uşak olarak İtalya gezisinde eşlik ettiği Fanny Von Pistor ile yaşadıklarından esinlenerek kaleme alınmasıyla Masoch’un mazoşist karakterinin ortaya çıkması acısından en önemli eseridir.

Kürklü Venüs romanı, Severin karakterinin geçmişte yaşadığı birtakım olaylar sonrası ruhsal ve bedensel olarak bulunduğu mazoşist eylemlerini aşk teması üzerinden işlemektedir.

Severin, kaldığı pansiyonda bir gün Wanda isimli dul bir bayanla tanışır ve ilişkileri gün geçtikçe ilerlemeye başlar. Ancak ilişkileri ilerledikçe Severin Wanda’yı ilahi bir kudret olarak görmeye başlar ve hem Wanda’yı kaybetmemek için hem de karakteri neticesinde bir kölelik sözleşmesi imzalamak ister. İlk etapta Wanda, bu sözleşme teklifini yadırgasa da sevgilisi için, ne zaman isterlerse vazgeçme şartıyla sözleşmeyi kabul eder.

Ancak zaman geçtikçe elindeki sınırsız güç ve iktidar Wanda’nın kişiliğindeki sadist yanı ortaya çıkarır. Bir süre sonra Severin Wanda’nın gözünde değersiz bir köleden başka bir şey ifade etmez ve toplum içerisinde Severin’ in yanında başka erkeklerle samimiyet kurmakta bir sakınca görmez. Severin’ in bu durumlardan şikayetçi olduğu zamanlardaysa Wanda, istediği zaman sözleşmeden vazgeçebileceğini tam teslimiyeti kendisinin seçtiği gerçeğini vurgular. Yalnız Severin bu durumdan acı duyarken, duyduğu bu acı karşısında aldığı hazdan dolayı sözleşmeyi sonlandırmayı istememektedir.

Kısacası Severin karakteriyle Kürklü Venüs romanı, mazoşizm kavramını bedensel acıdan ziyade ruhsal acıdan alınan hazlar şeklinde vurgulamıştır.

Günümüzde film ve dizi sektörleri de bu tarzı işleyerek kitabın bahsettiği konuları daha bilinir hale getirmişlerdir.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir