Ya Ofiste Yoksam !

7 yaşında ilkokula, 11 yaşında ortaokula, 14 yaşında lise, 18-19 larında da üniversiteye başlayan insanlar iş dünyasına ise 25-26 dan sonrasında hayatının ortalama bir 30 senesini ofiste geçiriyor. Daimi arkadaşları ofisten, evleneceği eşi ofisten, hafta içi okula gidemeyen çocuğu ofiste, ofise yakın olan okullar, yaz tatillerinin tarihleri gibi… Neredeyse hayatımızın şekli bulunduğumuz ofisin kalıbına göre şekilleniyor.

Farkettik ki haftalık 45 saatlik çalışma süreleri içinde hepimiz iş dışında bir şey konuşamaz olmuşuz. Kimimiz fırsat ve enerji bulabilirse tabi ki tiyatroya,konsere, arkadaşları ile yemeğe yada seyahate gidebiliyor ama ertesi gün gene pert. Sıkıştırılmış bir kapsül gibi yaşayarak gerçek anlamda olduğumuz andan zevk alamadığımız durumlar olabiliyor. Oraya koştur bunu da gör bunuda tat sürekli birşeyleri yetiştirme çabaları.

Geçen 3 senede kendimi o kadar çok işe kaptırmışım ki ne gündemden ne teknolojik gelişmelerden (iş dışındaki :)) ne de gezip görülecek yerlerden haberim vardı artık. Buna dur demek için “www.serapgur.kim” blogunu kurdum. En azından iki kelam birşeyler yazarsam eğer kendimi sosyalleştirebilirdim.

İş ile ilgili yazdım, okuduğum kitaplar ile ilgili yazdım, gittiğim seminerlerden,gördüğüm sergilerden bahsettim. Yazı yazdıkça daha çok araştırıyor daha çok okuyor daha fazlasını görmek istiyordum. Böylelikle aradığım hobiyi bulmuştum. Ardından bu işi tek başıma yapmak istemediğimi fark ettim. Neden bilgisine ve işine, dünya görüşlerini sevdiğim insanlarla beraber yazmayalım diye düşündüm. Ardından Melika, Eda, Faruk ile blogumda yazılar yazmaya başladık.Aktif olarak bir süre bu yazı olayını ilerlettik. Yolda gördük ki biz baya iyi bir ekip olduk güzel de içerikler üretmeye başladık o zaman ekibi büyütebiliriz dedik. Yakın çevremizden de blog hakkında güzel geri bildirimler alınca ihtiyacımız olan gazı aldık ve yürüdük.

Gelen en iyi geliştirici geri bildirim blogumuzun isminin değişmesi oldu. Bizde bunu ekip olarak inceledik ve bir araya gelerek yeni oluşturmak istediğimiz siteye isim bulmaya başladık. Patron kim? Beyaz yakalı plazada, Plazalı beyaz yaka gibi gibi bir çok isim araştırmamız oldu. Gördük ki bizden önce herkes düşünmüş ve bunları satın almış. İstediğimiz alan adı tamamen bizi ifade etmeli, yazdığımız içeriklerle bizi anlatmalı amacımıza hizmet etmeliydi.

İsimler böyle böyle havada uçarken Melika aradığımız sihirli sözcüğü söyledi;

“O F İ S T E K İ L E R”

İşte aradığımız tam da buydu. Biz neredeydik ve ne yapıyorduk ? Hayatımızın sahnesinde hangi rolü oynuyorduk nerede nefes alıyor nerede gece gündüz yapıyorduk. Tamda aradığımız bir kelimeydi.
Hemen alan adını satın alarak bir kaç tema incelemesi logo tasarımları derken sitemiz Cuma (6.4.2018) itibari ile yayına geçti.

Ofistekiler.com tabi ki sadece blog üzerinde ilerlemeyecek, site yayında olmadan önce başladığımız youtube kanalı “ofistekiler” ve instagram hesabı “ofistekilercom” ile aktif olarak içerik üretmeğe devam edecek.

Sizleri neler bekliyor diye sorarsanız;

-İnstagramda haftanın belirli günlerinde süpriz aktiviteler,çekilişler
-Youtube kanalında Sergiler,Ünlü-ünsüz hayatımızın her noktasında bizlere yön verecek ilham veren hikayeler
-Türkiye veya dünyanın her hangi bir noktasında ofisteki arkadaşlarla bir araya gelerek fikir alışverişleri
-Blogda yeni kategoriler üzerine yazılar (süpriz :))

Hepsi ne zaman tamamlanır bilinmez ama hedeflerimizi gerçekleştirmek için arka planda çok pratik, çok planlı bir ekip olarak harıl harıl çalışıyoruz. Bizi takip edin belki bir gün ofiste karşılaşırız.

Bir sonraki yazıya kadar…

Not: Blog düzenleme ve tasarım Can Elmas tarafından yapılmıştır. mail adresi: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir