Ekran  Sevdası

 

* Sabah 07.00 telefon alarmıyla uyanıyorum , gözümü açıp alarmı durduruyorum.

Sonra telefondan  gazeteyi okuyorum, maile bakıyorum, instagram ve whatsapp’a bakıyorum vakit varsa daha oyalanabilirim.

Yok… Kalkıyorum, mesaj geliyor, telefona bakıyorum, cevaplıyorum.

Duraktayım , sıkılıyorum , telefonumla oynuyorum…

Yoldayım, telefona bakıyorum, gazete, mail, whatsapp …

İşteyim monitöre bakıyorum , hatta gözümü alamıyorum. Bu piksellerde birşey var …

Arada telefonu kontrol ediyorum.

Toplantıdayız, konuşuyoruz, herkes gibi arada telefona bakıyorum…

Monitör, telefon arasında, yaz, çiz, oku, cevapla, konuş akşamı buluyorum.

Yürüyorum, telefonla konuşuyorum, yanımdan geçen pek çok insan gibi.

Metrodayım, telefona bakıyorum  herkes  gibi, gazete, oyun…

Kafamı kaldırıyorum , monitöre bakıyorum, reklamlar, kedili videolar , yemek tarifleri …

Yemek yiyorum, konuşuyoruz , arada telefona bakıyoruz, bazen televizyona.

Uzaktakiler ile facetime yapıyorum, ekranlardan gülümsüyoruz.

Bilgisayarı alıyorum,  arada televizyona bakıyorum, whatsapp’tan mesajlaşıyorum…

Uyumak üzereyim , telefona bakıyorum , whatsapp , mail, instagram …

Sabah 07.00 ….

Yukarıda yazdığım pek çok insan için sıradan bir gün…

Abartmıyorum , çok daha fazlası olduğunu biliyorum , görüyorum.

Recaizade Mahmut Ekrem 100 yıl sonra doğsaydı , Araba Sevdası yerine  Ekran Sevdası’nı en acı gerçekçiliğiyle yazarbilirdi belki .

Dijital çağda büyüyen çoçuklara Screenagers deniyor . Screen(ekran)+teenager(ergen) screenager bu konuda bir belgesel dahi var . Bir annenin kızına akıllı telefon alma sürecini anlatıyor. Çarpıcı noktalara değiniliyor.

 

 

Aslında sadece  çocuklar değil  7 den 70’e hepimiz Screenager oluyoruz yani Ekran Sevdalısı.

Bazen hissiyatım, hayat akıp giderken biz ekrandan seyrediyoruz her şeyi gibi,  cep telefonsuz ne kadar kalabiliyorsunuz ? En yakın arkadaşınızdan, ailenizden ve hatta sizi sizden bile daha iyi bilen, tüm sırlarınızı, şifrelerinizi, alışkanlıklarınızı , nerede, ne zaman, kiminle olduğunuzu , ne konuştuğunuzu bilen başka biri şey daha var mı şu koca evrende ?  Günde ortalama kaç kez telefonunuzu kontrol ediyorsunuz?

Hologramlar falan yaygınlaşsa  da bari bir ekran havasından çıksa şu iş , hepimiz boyun fıtığı olmadan , kafamızı kaldırıp etrafa bakarız arada.

Teknoloji hayatı hızlandırdığı ve kolaylaştırdığı gibi, çok hızlı ilerlemesinin de sosyolojik ve psikolojik olarak iyi düşünülmemiş sonuçları olacaktır.Yeni teknolojilerin insanlar üzerinde ki psikolojik ve sosyolojik etkilerini uzun vadede öngörmek çok kolay değil. Bunu araştıran devletin resmi kurumları var mıdır bilmiyorum.

Bu konuda senaristlerin eli daha çabuk sanırım , filmlerde ve dizilerde bir takım kurgular ile şahane bulduğumuz yeni  teknolojilerin hiç ummadığımız durumlara gidebileceğini düşündürüyorlar .

Bugün, bütün gün kimseyle fiziksel olarak görüşmeden konuşmadan , pek çok insana ulaşabilir, iletişim kurabiliriz. Peki bu esneklik bize getirdiklerinin yanında neleri götürüyor acaba , sosyalleşirken bir yandan asosyalleşmiyor muyuz.?Herkesin bir dikkat dağınıklığı yok mu ? Ne kadar çabuk sıkılıyoruz? Sosyal medya içeriklerini ne kadar hızlı tüketiyoruz. Bu kadar hızlı tükettiğimiz bir ortamda bir zihin karmaşasının oluştuğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Algımızın çok ötesinde uyarana maruz kalıyoruz ve gerçekten ihtiyacımız olanı kaçırabiliyoruz.

Arada off tuşuna basmakta fayda var . Ben arada telefon detoksu yapıyorum doğruyu söylemek gerekirse, uzun süre ulaşamazsanız bilin ki detosktayım.

 

 

 

*Ufuk Tarhan   T-İnsan kitabından esinlenilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir