Atların Plakası Olmaz

Üniversiteden beri bu zamana kadar bir günde bitirdiğim hiç bir roman olmamıştı. Bugün Eminönü’nden Beşiktaş’a olan yürüyüşümüzde yeni yazı ne olsun diye düşünürken sürekli karşıma çıkan sloganın sebebine bu yazıyı yazmaya karar verdim.

İnstagramdaki time line da “Atların Plakası Olmaz” diye bir öneri çıktı. Merakımdan açtım baktım açıkcası hiç bir anlam veremediğim bir tür küçük sloganlar paylaşılıyordu. Sonrasında internette araştırdım ki bu aslında bir kitaba ait olan sosyal medya hesabıymış. Kitabı inceledim zaten uzun zamandır kitap da almıyordum diyerek D&R üyelik sayfamı açtım ve bu kitabında içinde bulunduğu bir çok kitap sipariş ettim.Kitaplar elime ulaştığında ilk merak ettiğim kitabı yanıma alarak servisin yolunu tuttum. Servis hareket edene kadar 1. Bölümü bitirmiştim.

Hikaye 3 arkadaşın Çeşmede yaptıkları tatil dönüşü ile başlıyor. Uçakta istenen kitap, eve bırakılan güzel kadın, darbe gecesi karşılaşılan bakkal, kan verilmek için gidilen hastane ve maceranın başladığı bir yolculuk ve beklenmeyen son.Üstelik ilk kez farklı bir meslek grubu üzerine yazılmış bir kitap. 271 sayfa sadece bir günün yarısında bitti. Bence bitmedi devamı da gelir mutlaka.

Tüm kitabın özetini yapmak istemiyorum çünkü zaten başladığınız anda bitirmek için başından kalkamıyorsunuz. Ama genel olarak okuyucu gözüyle şunu anlatabilirim ki yazarın bu kitabında yazı dili biraz Murat Menteş kitaplarını anımsattı. Onun gibi bağlayıcı ve okuyucuyu hikayenin içine dahil ediyor. Öyle bir an geliyor ki bir anda hikayenin baş kahramanı gibi görüyorsunuz kendinizi :). Aynı zamanda içindeki mottolar tam twitter da paylaşılmalık. Üstelik kitabın her sayfasında o bölüme ait spotify de müzikler bile tasarlanmış. Bölüm başlarındaki sayfalardaki kare kodları telefondan okutarak ulaşabilirsiniz veya aşağıdaki resmide okutursanız listeye ulaşacaksınız.

Hayatın saçma ve manüplasyonlar üzerine kurulu olduğunu insanların yalnız kalmasının bile bir kontrol çevresinde olmasını eleştirmesi güzel birşey.Bazen biz istemesekte bir sistemin içine zorla dahil edilişimizi güzel bir dil ile ifade etmiş. Kitabın sonuda biraz Ahmet Ümit’in Beyoğlu Rapsodisi kitabı gibi olmuş. Sonunu okuyunca ya ben neyi kaçırdımda anlamadım diyerek tekrar kitabın baş sayfalarına dönüyorsunuz.

Kısacası uzun zamandır bu kadar güzel bir roman okumamıştım. Yeni heyecanlı ve farklı bir kitap okumak isterseniz bence bu kitaba bir şans verin.

Bir sonraki yazıya kadar…

Not: Görsellerin bir kısmı kendi çekimim diğerleri kitabın sosyal medya hesaplarından alınarak eklenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir