Mutlu Mideler

Malum Türkiye’de midesi yanmayan, ağrımayan, ülseri olmayan, reflü başlangıcı ile yüzleşmeyen yoktur. Stres yüklü bir toplum olmamızın, yaşam zorluklarının en bilindik yansımasıdır bu. En çok sinirin geçtiği organ olan midemiz, psikolojik dalgalanmalara çok açıktır. Aşık olunca kelebekler midemizde uçuşur mesela.

Ama size aktarmak istediğim önemli gelişme var. Hepimizin evinde, iş yerinde yerlerini almış mide ilaçlarımız vardır. Hatta ülkemizde tavsiye usulü reçete sistemimizde de bu ilaç grupları bol bol yer alır. İşte bu ilaçları kullanılırken çok çok dikatli olmalıyız.

Halk arasında reflü ilaçları veya mide koruyucu ilaçlar olarak bilinen proton pompası inhibitörlerinin (PPİ) erken ölüm riskini yüzde 25 artırdıkları belirlenmiş.

Analizlerde PPİ kullananlarda ölüm riskinin mide ilacı kullanmayan veya H2-blokeri (famotidin, ranitidin) gibi başka bir tür mide ilacı kullananlara göre yüzde 25 yüksek olduğu ve kullanım süresi arttıkça riskin de arttığı tespit edildi.

PPİ’ ların kalp krizi, kolit, zatürre, kolon kanseri ve kemik kırığı riskini artırdığı, B12 ve magnezyum eksikliğine yol açtığı biliniyordu; böylece yan etkiler listesine felç de eklenmiş oldu.

Halk ve ne yazık ki doktorlar tarafından da mide koruyucu ilaçlar olarak adlandırılan PPI sınıfından ilaçların en tanınmışları omeprazole (Omeprol) , lansoprazole (Lansor) , pantoprazole (Pantpas) ve esomeprazole (Nexium) ve rabeprazole (Pariet)’ tir.

 

 

PPİ’ lar tüm dünyada olduğu gibi bizde de gerekli olmadığı halde birçok hastaya veriliyor ve bunlar adeta her ilaç içen hastanın midesinin korunması için alınması şartmış gibi ömür boyu kullanılmaya başlıyor.

 

Bu sınıf ilaçların nitrik asit üretimini azaltarak damarların iç yüzeyini döşeyen “endotel hücrelerinin” biyolojik olarak hızla yaşlanmalarına ve kromozomların uçlarında bulunan ve biyolojik saat gibi davranan “telomorlerin kısalmalarına” yol açtıkları biliniyor.

Telomerleri kısalan hücrelerin bölünmeleri bozuluyor ve böylece damar duvarında bir hasar meydana geldiğinde endotel hücrelerinin çoğalamamaları tamir olayını menfi etkiliyor.

Doktorların “ilacı bırakırsanız mide kanamasından gidersiniz” benzeri korkutmalarının da katkısıyla PPİ başlanan hastaların büyük kısmı bu ilaçları senelerce yani ölene kadar (!) kullanıyor.

Bu da zaten bu ilaçların tüketimindeki artıştan da belli oluyor. Son durum ilaç argelerinin PPİ grubu ilaçlarda bol bol jenerik ürün çalışmalarından da açıkça belli oluyor.

2012′ de 48 milyon kutu kullanılan reflü ilaçlarının (PPİ) tüketiminin 3 senede yüzde 25 artarak senede 60 milyon kutuya çıktığını görüyoruz.

Üstelik PPİ, son zamanlarda öksürükten ses kısıklığına boğaz yanmasından astıma kadar birçok hastalığın da temel tedavisi oluverdi.

Öksüren bebeklere bile PPİ verildiğini söyleyeyim, gerisini siz tahmin edin.

Hadi biraz toparlayalım durumu;

  • PPİ sınıfı ilaçlar yerinde ve kısa süreli kullanıldığında gerçekten “müthiş” ilaçlardır.
  • Uzun süreli tedavilerde PPİ dışı mide ilaçları (H2 blokerleri) tercih edilmelidir.
  • Bu ilaçlara mide koruyucu denmesi ve her ilaç alana mide koruyucu olarak sürekli verilmesi bir tıp açığıdır.
  • Kolesterol ilaçları (statinler) de senelerce hiçbir ciddi yan etkisi yok diye pazarlandı ama sonra diyabetten bunamaya onlarca yan etkisi ortaya çıktı.
  • İlacı ticari bir ürün gibi gören ve serbestçe reklȃmlarının yapılmasını teklif eden; yeminler ederek meslek hayatına başlayan doktorlara selam olsun!

 

Eda.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir