A,B,C,D,E,…

A,B,C,D,E,…

Multi vitaminler hayatınızı bir anda değiştirip sizi superman-woman yapamayacaklar çok üzgünüm. Bir bardak suya attığımızda burnumuza gelen o güzel meyve aromalı kokuları herkes gibi ben  de çok severim. Bardaktaki su ile birleştirdiklerinde girdikleri efervesan reaksiyona bağlı çıkarttıkları hava kabarcıkları ile de gözümüze gönlümüze mutluluk verdikleri de bir gerçek. Ama daha gerçek olan o vitaminlerin zaten doğal hayatta yakınımızda olduklarıdır. Mesela kış mevsiminde kendi ellerinizle seçeceğiniz mis kokulu sulu ve tatlı portakalı yemek size daha doğal olarak C vitamini getirmez mi?

Yapılan araştırmalar, yeterli ve dengeli beslenen kişilerin vitamin takviyesine ihtiyacı bulunmadığını gösteriyor. Üzgünüm ama gereksiz vitamin kullanımı, hastalıklara karşı koruyucu etki göstermediği gibi, organlara da zarar verebiliyor. Pek çok İç Hastalıkları Uzmanı ya da Diyetisyen; vitamin alımı konusunda dikkat edilmesi gereken konular ile ilgili sürekli açıklamalar yapıyor.

Peki siz reklamlarla gözümüze gözümüze sokulup, sanki hayatımızı bir anda mucizevi bir biçimde değiştirecekmiş gibi gösterilen o büyülü efervesan tabletleri ya da kapsülleri kullanmak istiyor musunuz?

İstemeyin. Eğer hayatınızı aksatacak bir sinyal vermiyorsa vücudunuz, yani biten vitamin ile ilgili bir uyarıda bulunmuyorsa beyniniz, o ilaçlara güvenmeyiniz.

Vücut o kadar akıllı bir mekanizma ki, eksikliği olan bir şey varsa sizi mutlak surette uyarır. Nasıl mı?

C vitamini eksikliğinde cilt ve dişeti problemleri
A vitamini eksikliğinde görme problemleri
D vitamini eksikliğinde kemik problemleri
B vitamini eksikliğinde cilt ve sinir sistemi problemleri oluşuyor
Vejetaryen beslendiği bilinen kişilerde ise, hayvansal gıda tüketmediklerinden dolayı B12 vitamini eksikliği görülüyor. ( Bu nedenle vejetaryen beslenmeyi tercih eden kişilere tedbir amaçlı B12 vitaminini öneriliyor.)

 Aslına bakarsanız gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde beslenme problemlerinden kaynaklanan vitamin eksikliklerine pek sık rastlanmıyor. Sebebi malum. Bununla beraber vitamin eksikliği yalnızca yetersiz beslenmeye bağlı olarak da ortaya çıkmıyor. Yaşamımızın değişik dönemlerinde artmış ihtiyacın (bebeklik, gebelik, ergenlik) karşılanamaması, diyabet, böbrek yetmezliği, bağırsaktan emilim bozukluğuyla seyreden hastalıklar, mide ameliyatları, yoğun alkol kullanımı gibi birçok durumda eksiklikler ortaya çıkabiliyor.  Vitamin tedavisi denildiğinde bu risk gruplarına özel tedavi yapılması gerekiyor. Ancak günümüzde doğal besinlerle alınması gereken vitaminler ihtiyaç oluşmadan günlük hayatımıza yerleştirilmeye çalışılıyor. Bu durumda bilinçsiz ilaç kullanımını arttırıyor.

Kimlere hangi ek vitamin desteleri verilebilir?

Tabi yine hekim reçetesinde, bilinçli olarak vitamin takviyesine ihtiyaç duyacak gruplar genel olarak;

65 yaş üstü kişilerin B6, B12, folik asit ve D vitamini,

Gebelerin ve gebe kalmayı düşünenlerin 400 mg/gün folik asit, demir ve kalsiyum desteği

Aşırı alkol kullanımı olanların B6, B12, folik asit, tiamin, A ve D vitamini

Sigara içenlerin B6, C vitamini ve D vitamini

Osteoporozu ya da kemik kırığı olanların kalsiyum ve D vitamini

Vejetaryen olup hayvansal gıda tüketmeyenlerin B12 vitamini

Güneşten yararlanamayanların D vitamini takviyesi alması gerekebilir.

 ‘Aman canım fazla vitamin göz çıkarmaz ya’ dediğinizi duyar gibiyim. Evet; aslında doğru yerde ve doğru zamanda kullanıldığında güzel bir atasözü ama vitaminler için değil. Bu konuya uyacak bir atasözü varsa o da ‘Azı karar çoğu zarar’

  1. A Vitamini Fazlalığı: Antioksidan bir vitamindir. Vücutta birikip karaciğer zehirlenmelerine yol açabilir. Klinik çalışmalarda akciğer kanseri gelişme riski olan kişilerde (genetik, sigara tüketimi, kanserojen maddeye mazur kalma vb…) yüksek doz Beta Karoten alımının kansere yakalanma riskini artırdığını ortaya koymuştur.
  2. B Vitamini Fazlalığı: Belirtileri, hissizlik, cilt rahatsızlıkları, gözlerde ışık hassasiyeti, uykusuzluk, bitkinlik, baş ağrısı, çarpıntı, ishal şeklinde görülebilir. B6 vitamininin de uzun süreli yüksek dozda alımı ise kimi zaman kalıcı sinir hasarlarına neden olabilmektedir. ABD’de yapılan araştırmada aşırı vitamin kullanımı ile ilerlemiş prostat kanseri arasında bağlantı olduğu doğrulanmıştır.
  3. K vitamini fazlalığı; kanın pıhtılaşmasında ve yıkılmasında problemler yaratabilir.
  4. C Vitamini Fazlalığı: antioksidan bir vitamindir. Soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklarda ilk başvurulan C vitamini tüketimi olmaktadır. Ancak yüksek dozda C vitamini alınması oksalat taşları oluşturabilmektedir. C vitamini mide asidini artırdığı bilinmektedir. Anemik hastalarda demirle birlikte C vitamini alınması önerilir; ancak demir birikimi olan anemilerde C vitamini önerilmemektedir.
  5. D vitamini Fazlalığı: Antioksidan bir vitamindir. Vücutta; kanser oluşumunu ve gelişimini önlemede, kilo kontrolünü sağlamada, bağışıklık sistemini güçlendirmede, kalsiyum ile birlikte metabolizma hızını arttırmakta görevlidir. Fazlalığında kanda kalsiyum yükselmesine, böbrek hastalıklarına, damar sorunlarına, böbrek taşlarına neden olabilir. Toksisite yani zehirlenme belirtileri kemik ağrısı, kabızlık, ağız kuruluğu, sürekli baş ağrısı, susuzluk, iştahsızlık, düzensiz kalp atışı, kas ağrısı, ağızda metalik tat, bulantı, kusma şeklindedir. Kronik toksisite kemik ağrısı, idrarda bulanıklık, gözlerde kızarma, gözlerin ışığa hassasiyetinde artma, şiddetli mide ağrısı problemlerle kendini belli edebilir.
  6. E vitamini fazlalığı; antioksidan bir vitamindir. Kanın pıhtılaşmasını önler. Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalara önerilmez. 1 gramın üzerindeki dozlarda bulantı, gazlanma ve ishal yapabildiği bildirilmiştir.

 

Toparlayacak olursak;

Sağlıklı beslenmeyi kendi hayat standartlarımıza göre dengeleyip, uyarlayıp, kendimizi de mutsuz etmeden bir alışkanlık haline getirmeliyiz. Mucizevi bir çözüm yoktur ve muhakkak doktorunuzun veya diyetisyeninizin istediği kan tahlilleri ışığında, mevcut olan hastalıklara göre yine doktor ve diyetisyen yönetiminde vitamin takviyeleri dozunda kullanılmalıdır.

Özellikle ofis yaşantısının arttığı şu dönemde, vücut yorgun düşmekte ve depresyona yönelmektedir.

Bunu önlemek için vitaminlerden faydalanalım. Hadi sizi canlandırmak için birkaç öneri sunayım. Altın kurallarınız olsun.

  • Masamızda mutlaka su şişemiz olsun mesela. (İçi hep dolu olsun tabi?)
  • Kuruyemiş kavanozuna ne dersiniz? Immmm çok lezzetli bir öneridir bu. (Beyaz leblebi-Fındık-Badem-Ceviz vb)
  • Gerçek bitter çikolatanız da o kavanozda küp küp yerini alabilir.
  • Maden suyu (Meyvesiz-Doğal) günlük bir şişe size yeterli.
  • Meyve seviyorsanız mevsim meyvelerinden kendinize harika bir ara öğün hazırlayabilirsiniz.
  • Ama ofis ortamında en rahat güneşte doğal yollarla kurutulmuş(D vitamini almış) meyvelerden oluşan atıştırmalıklarda sizi mutlu edecek ve doğru besleyecek (Kuru Kayısı-Üzüm-İncir-Erik –Dut vb)

 

Haydi sağlıklı vitamin kaynaklarımıza hücum…

Eda.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir