Buraya Bir Başlık Girin

Epeydir yazmadığımın farkındayım sevgili okur. Kendimce yeni araştırmalar yeni deneyimler kazanırken bir yandan da aklımdakileri toparlamak epey zaman alıyor. Yazarken kendimi harflerin kelimelerin arasında kaybolmaya bırakıyorum. Her şey yazmak kadar mutluluk verse keşke.

Mutluluktan açılmışken konu bu aralar mutluluğun tanımını ararken buldum kendimi. İş mi aşk mı birini sevmek mi yoksa başarmak mı insanı mutlu eder. Yoksa sadece ailesiyle vakit geçirmek mi yoksa tüm bunların kümülatif toplamı mıdır mutluluk. Tanımlaması o kadar zor bir kavram ki ve bir o kadar göreceli bir anlam bulmak mümkün.

Sosyal mecraların çoğalması mutluluk anlayışımızı da değiştirdiğine inanıyorum. İnsanlar mutluluğu birçok halini o kadar farklı yollar ile gösteriyor ki gerçek mutluluğun ne olduğunu sorgular halde bulduk kendimizi. Önceden sevdiklerimizle vakit geçirmek, Eminönün de balık ekmek yemek yada odamızda sessizce kitap okumak mutluluk iken şuan yurt dışı seyahatleri, ünlü kahvaltı mekanları veya havalı sahillerde yürümek mutlulukmuş gibi lanse edilmekte.
Kişilerin abartı yaşam halleri bir çok insan için ulaşılması zor hayatların aslında mutsuzluğa itmesinin açık bir nedenidir. Çünkü bilinmeyen her şey aslında mutluluğun asıl formülü.

Platonik halin aşktan daha çok mutluluk vermesinin sebebi bilinmez bir ilişkinin ulaşmak için harcanacak emeğin en güzel sonucudur mutluluk. Burada mutluluğun formülünü verecek kadar usta biri değilim. Sadece bilinmezliğin vermiş olduğu his aslında bazı şeylerin hayatımızın akışını değiştirdiğini söylemek istiyorum. Birinin size verdiği anlamsız duygu akışı sizi ona daha çok bağlarken birden soğutabilirde. Anlamsız hareketlerin aklımızı kurcalamasına izin verirken birden kendimizi hayatımızın bulmacasını çözerken bulabiliriz.

Harflerin anlamsız kelimelere dönüştüğü işte o an aslında hayatımızın gerçek anlamını bulmakla yüz yüze kaldığımız zamandır.
Belki bir aşk belki bir sevgi belki de bir platoniklik. Bunlar bir formüle edilemeyecek kadar karmaşık ama bir o kadar basit denklemlerdir. Neden insanoğlu çözülmemek için bu kadar karmaşık bir yapıya dönüşür ki?
Kimden neyden hangi duygudan kaçıyoruz?

Aslında mutluluktan mı kaçıyoruz?

“Her geçen gün bir adım daha yaklaşıyorum sana ama bir o kadar uzağındayım hala
Gökyüzü bir önceki günden daha koyu bir mavi ile karşılıyor beni
Her adım beni sana getirmesini isterken sen bir o kadar uzak kalıyorsun buralara
Söylesen mutluluk bu kadar zor mu olmalı ?”

Bir sonraki yazıya kadar mutlu kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir