Volum 2 Bang Bang Zaman Ateş Ediyordu

Gel zaman git zaman sınav stresi okulun uzama ihtimalleri gün yüzüne çıkmıştı. Hunharca derslere çalışıyor ama bir türlü istediğim notları alamıyordum. Artık sene sonuydu mezuniyetim bile yapılmıştı ama mezun olamıyordum şaka gibi. Oysa ki birinci sınıfta yatay geciş yaparak istanbulda iyi bir okula transfer olacaktım. Dersler alttan kalınca bir dersinde devam zorunluluğu olunca mecburen sivas’ta ikamet ettiğim yurtta ilk dönem bitene kadar kaldım. Biz 4 kardeşiz ve üniversite sınavına hazırlanan 2 kız kardeşim daha vardı. Babam işçi annemde ev hanımı. Sonuçta onlarında eline geçen maddi varlık belliydi. Şehir dışında çocuk okutmak her ailenin yapacağı iş değildi.Okul uzamadan önce son sene yurdun etrafındaki sitelerde oturan aileler yurda gelip üniversite öğrencilerini düşük bir fiyat skalası ile çocuklarına ders vermelerini rica ederdi. Bu sayade kendileri ucuz hoca tutmuş ayrıca ihtiyacı olan öğrencilerede gelir kapısı oluşturmuşlardı. Bende böyle bir fırsattan yararlanmış bulundum bir kaç kere. Saati 15 tl den matematik dersi veriyordum. Yazları tatil yapmak yerine çalışan biri olarak çok zorlanmamış ama birilerine bir şeyler öğretmek hele ki onun anlayacağı standartlarda bilgiler vermek gerçek anlamda zormuş onu bu deneyimimde yaşamıştım. Aynı öğrenciye ben matematik dersi verirken oda arkadaşım Zehra ise ingilizce dersi veriyordu. Öğrencimizin adı şeyda idi ( yanlış hatırlıyorsam düzelt beni zehra :)) şeyda dikkat dağınıklığı olan yaşının getirdiği gibi ergenlik sektörünün en kalifiye davranışlarını sergilemekten çekinmiyordu. Matematik sınavlarında aldığı en yüksek not 45 olan birine ders anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha zordur bence. İnat ettim ve şeyda’ya ders anlatmaya başladım. Sonunda başarmış ve 45 olan notunu 75 hatta son sınavını 90 a na çılarmıştım. Ailesi, kızının bundan sonrası için kendi başaracağına inanmış olacak ki benimle olan anlaşmasını bitirme gereği duymuştu ve bende ekstra para kazandığım girişimimden mahrum olmuş oldum. İki girişimim sonrası aldığım en büyük ders şu oldu. Her zaman yeni paZar bul ve her zaman bir B planın olsun. Tekrar kendimi sınavlara vermiş ve 4 yılı devirmiş 5. Yıla merhaba demiştim. Yurttaydım , ailem okulu uzattığım için kızgındı ve bana eskisi gibi para göndermeye istekli değildi. Kendilerince bu tür kısıtlamalar yaparlarsa okulu daha fazla uzatmadan bitireceğimi düşünmelerinde yatıyordu heralde. Bilselerdi ki okulu uzatmanın sadece benim tarafımdan kaynaklanmadığını. Yurt müdürem hayatımın en büyük şanslarından biriydi. Bir müdüreden çok abla , yol gösterici, aynı zamanda insanı geliştiren farkındalıkları olan bir kadındı. Her zaman bana destek olmuştu. En büyük desteklerinden biride okulu uzattığım ve mecbur derse gittiğim o dönemde gece kızlara bakan , sorun oluştuğunda yardımcı olacak bir abla görevi devretti bana. Artık akşamları ben yardımcı oluyor kızlara göz kulak oluyordum. Ayrıca yurdun aktif olmayan bir kantinide vardı. İçinde tost makinası ocağı ve çeşitli aburcubur satacağım raflar vardı. Orayıda işletmem için bana teklifte bulundu. Yurtta kalanlar bilir her yurdun vazgeçilmez bir tv odası ve haftanın günlerine göre belirlenmiş diziler olurdu. Bu diziler izlenirken çekirdekler cipsler kolalar tostlar alınırdı ki evde olduğunu düşünerek o andan keyif almak isterdi öğrenci milleti. Bende yatırımımı tostta , cipse, kola ve çikolatalara yatırım yapmıştım. Elimdeki haşlığıma göre bir liste çıkardım ve fiyatlandırma yaptım. Başta herşey yolunda gidiyormuş gibi görülüyordu. Bir yandan yurtta gece sorumlusu bir yandan kantin işletmecisi bir yandanda mezun olması gereken öğrenci formunu aynı bünyede tutundurmaya çalışıyordum. Bu lüküs hayat sınav zamanlarına kadar devam etti. Sınav zamanı gelip çattığında ise dananın kuyruğu koptu. Artık hiç bir şeye yetişemiyordum. Ne tost yapacak zamanım oluyordu nede kızların imza defterlerini doğru imzaladıklarını kontrol etme.Hizmet kalitesi düşsükçe insanlar artık kantinden alış veriş yapmıyordu. Zaten yakınlarda bim vardı istediklerni gidip ordan alabilirlerdi. Sadece tost için geliyorlardı. Onuda standart dışı istiyorlardı. Artık farklı bir hizmet sunmalıydım. Patetes kızartma işine girdim :)ürün gamıma yeni bir çeşit daha ekledim. Patates kızartmak biraz tuzlu gelsede bana müşterinin tekrar ilgisini çekmeyi başarmıştım. Satışlar ilk zamanlara dönmeye başlamıştı. Hem tost satıyordum hemde patates kızartması. Aldığım onca cips çikolata şekerler kaldı tabi hala satamıyordum. Atıl bir yatırım olmuştu benim için ama yapacak bir şey yoktu zaten sonunda onları eve götürdüm en azından tüketildi :). Sınavlar ağır basınca okulu bitirmeme ihtimalim tekrar gündeme geldi. Bu ihtimalle yüzleşemezdim. Daha çok çalışmalıydım ama bir yandanda yürüttüğüm okul dışı işlerede devam etmeliydim. Sonucta ordan kazandığım paraylada geçiniyordum. Finaller tek tek açıklanınca bütünlemeye kaldığım dersler için dükkanı kapatma kararı aldım. Oysaki yurdun 75% bütünlemeye kalmış herkes harıl harıl ders çalışırken deli gibi açıkıp tost -patates talep etmeye başladılar. Müşterinin taleplerini red edemiyor artık kütüphane yerine kantin tezgahında çalışmaya başlamıştım. Gece sorumlusu görevindende ayrılmıştım. Kantin işi her ne kadar anlattığım gibi iyi gidiyor olsada belli başlı yerlerde çok hata yapmıştım. Başlarda beklediğimden fazla talep gelecek diye daha fazla ekmek almaya başlamıştım. Bir çok ekmeği bayatlatmış hatta çöpe atmak zorunda kalmıştım. Doğru zamanlarda ürün tedarik edememiş üstelik ürün telef etmiştim. Kaldığım yurtta sabah akşam yemek servisi vardı ve öğrenciler en çok öğlen yemeği için bir kantine ihtiyaç duyuyordu. Benimde derslerim olduğu için okula gittiğimden parayı en çok kazanacağım zamanı tek bir öğüne indirmek durumunda kalmıştım. Oda akşamlarıydı. Buda bana büyük bir zarar olarak dönüyordu ama akşamları bir şekilde yolunu buluyordum. Birde en büyük sıkıntım ne kazandım ne harcadım tablosu yapmamak oluyordu. hep eksik yapıyordum. Sanıyordum ki yatırdığım paradan daha çok kazanıyordum halbuki dönüp arkama baktığımda satılmamış bir sürü çikolata gofret cips kahve şekerlemeler duruyordu. Bunlar paraydı sermayeyi ölü ürüne yatırmıştım. Ve stok maliyeti bana satamadığım her gün için ağır bir fatura olarak dönüyordu. Her ne kadar yurdun kantininide işletiyor olsam kullandığım makinaların harcadığı elektrik giderlerini ödemek durumundaydım buda bana ekstra bir masraf olarak dönüyordu. Anlayacagınız takip ve bütçelemeyi doğru yapmadığım için ve piyasa araştırmasını tam yapmadan küçük bir bakkalmışım gibi hareket etmenin aynı zamanda geçmem gereken derslern ağırlığı omuzlarımdayken enerjimi tam anlamıyla bu işe verememem yüzünden kantincilik olayıda bir daha açılmamak üzere kapanmak durumunda kalmıştı. Bu olayın faturası ağır olmuş ve okulu bir dönem daha uzatmak durumunda kalmıştım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir