Şuradan 2017 e Bir Bilet Lütfen !

Öncelikle 2017 yılını girdiğimiz hatta ilk gününü bitirdiğimiz bu günde nasıl geçtiğini sorarsanız söyleyeyim…

Aldığım bilete amorti dahi vurmadı -gitti 15 TL-
İyi haberler ile güne uyanamama
Artık şehirler arası seyahat etmeyi bırakın dışarı çıkmaya çekinme.
Her an ölüm korkusunu hissedip değişik ölüm senaryoları yazma..
gibi gibi sıralanacak şeyler ile günümü geçirdim. Tabiki hayat devam ediyor bunların yanı sıra yemek yedim azcık işleri toparladım aynı zamanda nette takıldım. Kendimi nasıl mutlu ederim bilemedim epeydir mutlu olmanın nasıl bir şey olduğunu unutmuş gibiyim.
O kadar üzücü olaylar yaşanıyor ki bırakın güzel şeyler paylaşmak yaşamak bile endişe verici bir hal alıyor. Evlenme isteğimin kaybolması bu dünyaya çocuk getirsek ne hallerde büyütüp okutup vatana millete faydalı hale getirme düşüncesi, bir çok sapıklık vakaları… Kafamda deli sorular….

Kendimi kapana kısılmış gibi hissediyorum. Ne zaman biz bu kadar kötü insanlara dönüştük. Ne zamandır içimizdeki kini kusmak için yer arıyorduk. Tek derdimiz iş yerinde latte mi içsem sütlü kahve mi bu kız saçını mı boyamış abi kalk maça gidelim konuları konuşulurken ne ara hiç tanımadığımız insanlara dikkat et, kendini koru, orda bir şey mi oldu, kaç kaç bu tekin değil der olduk.

Önceden epey huzurluymuşuz yaw, üniversitede eve her döndüğümde hemen bir taksime gider azcık istiklalde turlar cihangire çıkar firüzağada bir çy içer dönerdim. Şimdi sınırlarına dahi girmek istemediğim bir ilçe oldu hepimiz için.

Beşiktaş…
Hatırlarım ilkokul ve ortaokulda başarı ödüllü sınavlara girmeden önce babam beni oraya götürür bir deniz havası aldırır ve bu nimetlere sahip olduğumuz için şükürlerimizi sunardık ardından sınava girer başarmaya çalışırdık.

Şimdi ise ard arda yaşanan onca olaylar yüzünden sanırım artık Beşiktaş ta epey bir ıssızlaşacak benim için. Halbuki 2 haftada bir Kovan fırınına gider enfes çekirdekli grisinlerinden alır yanına tahıllı kurabiyelerden ekletir he birde varsa selanik alırdım. Yaz ise limonatasından içer deniz müzesine göz kırpar ardından sahilde huzur bulurdum. Şimdi bakıyorumda ne kadar mutluymuşum o zamanlar içinde iken anlamamışım.

Dünyayı bir kavonozun içine alıp uzaya bir bilet almak istiyorum. İstiyorum ki yerçekimsiz ortamda hiç bir şey hareket etmesin sadece uzay boşluğunda tek acımız Katı bir yere oturmamak olsundu. Olur muydu ? Birgün acılarımız son bulup bu buhran halimizden uzaklaşır mıydık?

Eskisi gibi Taksime gider , Beşiktaşta çekirdekli grisini yer yıldızda akşam sohbeti yapar mıyız?

Bence yapmalıyız hayata tekrar o güzel pencereden bakmak için Dua etmeliyiz.

Yeni yılda en büyük dileğim eski Huzurumuzun yaramazlıklarımızın heycanlarımızın ve sevgimizin geri gelmesi..

Sevgilerimle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir