Alırım Bir Dal Mülakatınızı Part 3 “Bize Nasıl Yapabildiğini Anlat”

Yanlış anlamayın lütfen ama gerçekten mülakatta bana bu şekilde bir soru yöneltildi. Uzun zamandır aranızda yoktum. Yeni maceralar peşinde idim. İşimi değiştirdim. Hayatıma yeni yön verdim. Bu süreçte bir çok mülakata girdim. Girdiğim bir çok mülakatıda size zamanla aktaracağım. Ama öncelikle size en bombasını aktarayım.

Günlerden bir gün sıcak bir temmuz günü Türkiye ‘nin önde gelen retail company si başvurumu değerlendirmeye almış ve benimle görüşmek istediğini belirten bir telefon görüşmesi yaptım. Daha önceden Yataşa girmeden önce bu firmaya tekrardan başvurmuş ama yaptığım işin aradıkları pozisyonla alakası olmadıklarını telefon ile bana bildirerek başvurumu red etmişlerdi.

Şimdi karşılarına çıkıp ” Bir zamanlar fakir ama gururlu bir allocater vardı hatırladınız mı ” demek için gidiyordum. Azcık heycanlı bir o kadar da nasıl olucak diye düşüncelerimle kendi kendimi yiyordum. Mülakata gideceğim gün bir başka görüşmem ve bir firma ziyaretim vardı. hepsini aynı gün içinde gerçekleştirmek hemde zamandan kazanmak istiyordum.

İk uzmanı ile gerçekleştirdiğim ilk görüşme gayet sıcak ve olumlu geçmişti. Karşılaşığım en iyi mülakatlardan biriydi. Samimilerdi içtendi. ikinci görüşme için tarihi taslak olarak karar verdik ve gün içinde kesinleştirdiklerinde bana geri döneceklerdi.Gün içerisin de bir hafta sonrası için tekrar görümek istediklerini tekrardan yinelediler.

1 hafta geçmişti ve mülakat günü gelmişti. Mülakatın yapılacağı odaya beni yönlendirdiler. İK müdürü ve departman müdürünün gelmesini bekliyordum. Bir toplantıda olduklarını ve 30 dk boyunca bekleyeceğimi söylediler. Sabır ile gelmelerini bekliyordum. Yarım saat dolmuştu. İçeri önce bir bayan girdi. ardındanda bir erkek. İçeri girerken ağzının içinden konuşan kadının ne dediğini anlamamıştım zaten merhaba dedi bir şeyler söyledi – anlamadım cidden ne demek istediğini – ardından pencereye yönelenerek hızlıcana camı açtı. Tepkisini anlamdıramazken onunla gelen beyfendiye ne dediğini sordum oda ismini söyledi dedi. Bayan ik müdürü bayda Planlama müdürü imiş. Sohbet biraz gergin biraz egolu ve biraz naif gitti. Yaptığım işi sorgulamalarından çok benim işe ne kattığımı sürekli sorgulayıp ne üzerine çalışmak istediğimi sordular. neye daha yakındım planlamaya mı sistem geliştirmeye mi?

Buraya kadar herşey tüm mülakatlarda olağan şeyler olaak algılanabilinir. Asıl bombası şu ki; ” Sistem geliştirdiğinizi söylüyorsunuz ama bunu nasıl yaptığınızı anlatırmısınız?”. Okey anlatıyorum diyorum ama bize ifade edin diyor ifade ediyorum aynı şeyi tekrardan soruyor. En sonunda bir kalem ve ik müdürünün önündeki kağıdı isteyerek boş kağıda excel çizdim. Ardından formüller yazarak yaptığım tahminleme modellememi anlattım. Planlama şemalarımı çizdim ve sonunda bana hala anlamadığını ve ifade etmemi istedi. Ben ne dedim biliyor musunuz? “Keşke bilgisayarımıda yanıma alsaydımda orda gösterseydim. Böyle etkili olmuyor malesef.” Bir an duraksadı. yok canım anladım dedi. sonrasında bize sroacağın soru var mı? işte hangi departmanda olman senin çalışman için etkili olur bu tarz sorular sorarak mülakatı tamamladılar ve ardından bitmek bilmeyen klasik sayısal sözel sınavına girdim. Sonuç mu sonucu bende bir süre öğrenemedim. Hatta olumsuz oldu heralde geri dönemediklerine göre diye düşündüm ama meğer ordada absürük bir durum var. İç değişimleri nedeni ile bana geri dönüş yapmadıklarını ama sonucunda kötü olmadığı için olumsuz dönmek istemedikleri için haber vermediklerini iletmişlerdi.

Bilmiyorum bu Türkiye’deki mülakat sistemlerinin yeniden düzenlenmesi lazım bence. Şirketler zannediyorlar ki bunca yıldır okuyan ,okulunu bitirme başarısı gösterip ingilizce dil bilip üzerine bir çok yetkinlik alan insanlara daha insancıl ve daha kazanmaya yönelik davransa eminim hem şirket imajlarını arttırırlar hemde tercih sebebi olur. Biliyorum ki üniversiteden mezun olan her beyin , tecrübe kazanmış her birey iş değişikliği yapıyorsa Beyinlerindeki bilgi birikimini bir başka yere aktarmak istediğinden, kendilerine yeni yetkinlikler yeni key studyler kazanmak için böyle bir hareketlenme yaşıyorlar. Ama bir kaç egolu firma yüzünden hayal güçleri hevesleri zayıflıyor ve geleceğe parlak bakamıyorlar malesef. Sözüm her hangi bir şirkete değil açıkcası genel olarak büyüklü küçüklü İK cıların yaklaşımına serzenişim. Umarım bir gün benimde bir firmam bir şirketim bir üretim yerim olur ve Türkiyede çalışma hayatının nasıl olabileceği hakkında örnek bir profil olurum.

Esenlikle, bir sonraki yazıma kadar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir