#genel

Çok önemli bir ilacı ifşa ediyoruz!

Her gün etrafımızda duyuyoruz:

-“Hatice abla artık iyice yürüyemez olmuş.”,

-“İhsan ağabey kalp krizi geçirmiş.”,

-“Yahu inanılır gibi değil Kıvanç sinir krizi geçirmiş, psikiyatri kliniğine yatırmışlar.”,

-“Yazık yazık. Osman amca gırtlak kanseri olmuş.”,

-“Mehmet Ali amca prostat kanserine yenik düşmüş.”

-“Aysel ablanın oğlu Özkan hiperaktifmiş.”,

-“Rüveyda ablanın kızı Sümeyye’ nin dikkat dağınıklığı varmış” vesaire…

Bunlar trilyonlarca çoğaltılabilir. Efendim bir otuz yıl öncesine kadar küçük çocuklar grip, bronşit, zatürre olurdu. Yaşlılar ufak ufak tansiyon, kalp hastalığı belirtileri yaşarlar iyice de yaşlanınca kalp krizi geçirirler, ömrü vefa etmeyenler vefat eder, yaşanacak seneleri olanlar ilaçlarıyla yaşamaya devam ederlerdi. Seksen, doksan yaşlarına kadar ama dimdik ama delikanlı gibi. Hafıza bozukluğu, Alzheimer, dizlerindeki sıvının azalmasından kaynaklı yürüyememe gibi sıkıntıları olmadan hem de. Etrafımızda dikkat eksikliği, hiperaktivite olayı hiç duymamıştık. Yirmi sene öncesinde hiperaktif on binde bir çocuktu. Günümüzde yüz elli çocuktan birinde görülme sıklığına sahip. Alerjiler, astım, öğrenme bozuklukları, davranış bozuklukları ve bir yığın hastalık gittikçe artan oranlarda toplumu ele geçirerek rahatsız etmeye devam ediyor.

Peki ne yapılabilir? Tabii ki sıkıntılar başladığında her türlü imkanlar elimizin altında. Hastaneler, eczaneler, doktorlar, eczacılar, ilaç fabrikaları, alternatif veya tamamlayıcı tıp uzmanları, aktar amcalar, fizyoterapist ağabeyler, uzak doğu şifacıları ablalar, yoga, thai chi uzmanı, enerji uzmanı bütün hocalar…

Tabii ki bunların hepsi işe yarıyor. Bazı insanlar tam, bazı insanlar biraz, bazıları da değişik takviyelerle iyileşiyor. Fakat size şunu soruyorum: thai chi seansınızı almışsınız ya da yoganızı uygulamışsınız, doğal bitki çaylarınızı içmişsiniz, en harbisinden doğal ve katkısız besinlerle beslenmişsiniz, rahatsızlıklarınız için sihirli alternatif ilaçlarınızı almışsınız, tam donanımlı dört dörtlük bir sıhhat ve mutluluk abidesi gibi yola çıkıyorsunuz. Tam apartmandan dışarı adımınızı attınız, yanınıza bomba gibi bir çöp poşeti düşüyor. Efendim çöpleri binanın önünden sağ olsun çöp araçları toplaya toplaya gidiyor diye, Işıl Hanım da nasılsa çöpler binayla yol arasında duruyor, çöpçü de oradan geçecek diye beşinci kattan çöp yığınına denk getirmek amacıyla çöpünü atıyor. Allah’tan kafanıza düşmüyor ama çöp yığınını da tutturamıyor ve yanında patlıyor poşet. Çocuğunun kirli hazır bezleri de parçalanıp bir miktar muhteviyatı da yerlere saçılıyor.

 

Biraz ötede tramvaya biniyorsunuz. Bütün oturma yerleri dolu. Gözünüze 12-14 yaşlarında bir çocuk çarpıyor. Kendisi oturuyor, başında 2-3 tane 60-70 yaşlarında hanım veya bey duruyor, bazılarının ellerinde bastonları belli ki yürüme veya ayakta durma sıkıntıları var. Çocuk hiç yerinden kıpırdamadan o insanların yüzlerine, gözlerinin içine bakıyor. Nasıl kaptım yeri, siz önce gelip otursaydınız mı diyor içinden, yoksa boşuna başımda durmayın size yer vermeyeceğim mi diyor bilemem. Yaşı küçük olduğu için oturan daha büyük genç ablaları ve ağabeyleri gibi uyuma, dalgın dalgın yere bakıp kulaklığından bir şeyler dinleme, telefonunda oyun oynama ve bir şey yazıp okuma numarası yapmıyor henüz. İneceğiniz durağa geldiniz. İneceksiniz, binecek olanlar siyasi parti liderini karşılamaya gelmişler gibi önünüzde set oluşturmuşlar, inemiyorsunuz. Müsaade edin de inelim deyince tersleniyorsunuz. Bilmiyorlar ki inmek için önce üstlerine iniş yapmanız gerekiyor.

Metroya ya da otobüse bineceksiniz, tam araç geliyor, adımınızı atacaksınız yaşlı veya genç birisi gerilerden koşuyor, yandaki kapı dolu olduğu için sizin bineceğiniz kapıya koşup size müthiş bir vücut çalımı atıyorlar. Hele bir de boş yer varsa oturarak öyle bir gol atıyorlar ki gözleri boncuk boncuk parlarken size muzaffer insanların tatminkarlığı ile bakıp motivasyonunuzu yerle bir ettiklerini düşünmüyorlar bile.

Bir sıkıntınız, derdiniz, hastalığınız var veya ekonomik yönden krize girmişsiniz. Belki bir çay kahve içip dertleşmeye, içinizi boşaltmaya ihtiyacınız var. Önce onlar dertlerini, sıkıntılarını, üzüntülerini, hastalıklarını anlatıyor. Sonra da size vebaya yakalanmışsınız gibi bakarak yanınızdan uzaklaşıyorlar. Yalnız kalıyorsunuz hayatta. Ruhunuz daralıyor, içiniz sıkışıyor, kalbinizde bir sıkıntı duygusu peydah oluyor. Bütün kaslarınız kasılıyor, siz anlamıyorsunuz ama vücudunuzda değişik ağrılar sızılar, yamuk ve yanlış duruşlar oluşuyor. Böyle kasılınca dolaşımınız bozuluyor. Organlara yeterli kan gitmiyor, beyniniz de dahil. Vücut kasılması, dolaşım yetersizliği organların düzgün çalışmasını bozuyor. Solunum ve hazım sisteminiz düzgün çalışmıyor. Hadi bakalım, buyurun buradan yakın. Aldığınız bütün sağlık tedbirleri, doğal gıdalar, bitkisel ilaçlar, tamamlayıcı tıp uygulamaları gitti mi şimdi boşa?

 

O zaman ne yapalım?

Devamı bir sonraki yazıda…

One thought on “Çok önemli bir ilacı ifşa ediyoruz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top